Ana içeriğe geç
Sözlük

bir de ile cümle

bir de kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Kulaklarımızda da bir ağırlık vardır. Seninle bizim aramızda anlaşmamıza engel bir de perde vardır.There is a deafness in our ears, and a veil lies between us and you.
Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir de peygamber gelmişti.The Apostle who explained all things clearly had come to them,
Bir de bakarsın hepsi meydandadır.And they will wake up suddenly.
Bir de o insan yiyeceğine baksın.Let man therefore consider (the sources of) his food.
Bir de derler ki: “Cehennem ateşi, sayılı birkaç gün dışında bize asla dokunmayacak.”Yet they say: "The Fire will not touch us for more than a few days." Say..
Bir de: “Allah evlat edindi.” dediler. Hâşa!Yet they say that God has begotten a son.
Bir de: “Yahudi veya Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler.They say: "Become Jews or become Christians, and find the right way."
Bir de senden hayır olarak ne harcayacaklarını sorarlar. De ki: İhtiyacınızdan artanı harcayın.And they ask you what they should give.
Bir de sana kadınların ay halini sorarlar.They ask you about menstruation.
İşte yiyeceğine ve içeceğine bak henüz bozulmamış. Bir de merkebine bak!"A day or less than a day," he replied.
Bir de onlar, bile bile işledikleri günahlarda ısrar etmez, o günahları sürdürmezler. [9,104; 4,110]They should not be perverse about their doings, knowingly.
Bir de Allah'ın kiminize kiminizden daha fazla verdiği şeyleri temenni etmeyin.Do not covet what God has favoured some with more than He has some others.
Bir de kâfirler kalkmışlar, birtakım putları Rab’lerine eşit sayıyorlar!Yet the unbelievers make the others equal of their Lord.
Sonra, bir de kalkmış şüphe ediyorsunuz!Even then you doubt.
Bir de: “Ona “bizim de görebileceğimiz bir melek gönderilmeli değil miydi?” dediler.They say: "How is it no angel was sent down to him?"
Bunu gördünüz ya, şimdi tadın bakalım onu! Kâfirlere ayrıca bir de cehennem azabı var!For you is this (punishment) to taste, for the infidels the torment of Hell.
İtaat kulağıyla işitip dinlemedikleri halde, bir de yalan atıp “işittik!” diyenler gibi olmayın.And do not be like those who say: "We have heard," but do not hear.
Bir de sana “rûh” hakkında soru sorarlar.They ask you about revelation.
Bir de sana Zülkarneyn'i sorarlar. “Size onun bir hadisesini anlatayım.” de.They ask you about Dhu'l-Qarnain.
Hemen bıraktı. Bir de ne görsün: Hızla kıvrılıp sürünen, kocaman bir yılan oldu!So he threw it down, and lo, it became a running serpent.
Bir de sana o gün, dağların durumunu sorarlar.They will ask you about the mountains.
Ona ayrıca İshak'ı, üstelik bir de Yâkub’u ihsan ettik. Hepsini de erdemli insanlar kıldık.And We bestowed on him Isaac, and Jacob as an additional gift, and made them righteous.
Bir de bunlara demirden topuzlar vardır.Boiling water will be poured down over their heads
Bir de kuşları teftiş etti de: “Hüdhüd'ü neden göremiyorum, yoksa kayıplara mı karıştı?” dedi.When he reviewed the Tair, he said: "How is it I do not see Hud-hud? Is he absent?
(Orduya ne lüzum?), bir tek ses yeter! Bir de bakmışsınız: Sönüp kalmışlar...There was just one blast, and they were extinguished.
O gün herkes beraberinde bir muhafız, bir de şahit olarak Yüce Divana gelir.Each soul will come with a driver and a witness.
Şimdi baksanıza şu Lât'a, Uzza’ya! Ve bir de şu geride olan üçüncüleri Menat’a!Have you considered Lat and 'Uzza,
Bir de... tercih edecekleri meyveler...And such fruits as they fancy,
Bir de yaptığından memnun olarak,çalımlı çalımlı kendi taraftarlarının yanına varırdı.Then he strutted back to his people.
Cimri davranan, bir de kendini güçlü sanıp Allah'tan müstağni gören,But he who does not give and is unconcerned,
İşte bunu tadın. Kafirler için bir de ateş azabı var.For you is this (punishment) to taste, for the infidels the torment of Hell.
Bir de ileri geçen öncü elitler vardır.Then the foremost, how pre-excellent,
Bir de melekler şöyle demişlerdi: "Ey Meryem, Allah seni seçti.And when the angels said, “O Maryam!
Bir de, melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah seni, kendisinden bir kelimeyle muştuluyor.And remember when the angels said, “O Maryam!
Üzerlerine bir de yağmur indirdik. Bak nasıl oldu suçluların sonu!And We rained a shower (of stones) upon them; therefore see what sort of fate befell the culprits!
Üzerlerine bir de yağmur yağdırdık. Ne de kötüymüş uyarılanların yağmuru!And We showered a rain upon them; so what a wretched rain for those who were warned!
Üzerlerine bir de yağmur yağdırdık. Uyarılmış olanlar üzerine inen yağmur da ne kötüdür!"And We showered a rain upon them; so what a wretched rain for those who were warned!
Bir de: "Ey Rabbimiz!And they said, “Our Lord!
Bir de davacıların kıssası geldi mi sana?And did the news of the two disputants reach you?
Bir de Davud'a Süleyman'ı bahşettik. Süleyman ne güzel kuldu.And We bestowed Sulaiman to Dawud; what an excellent bondman!
Bir de, İbrâhim, bir vakitler şöyle demişti: “Ya Rabbî!And remember when Ibrahim prayed, “O my Lord!
Fakat bir de öyleleri var ki, kendisini imana dâvet eden anne ve babasına:“Öf be!And the one who said to his parents, “Uff – I am fed up with both of you! What!
Bir de dediler ki: "Sayılı birkaç gün dışında bize ateş dokunmayacaktır."And they say, 'The Fire shall not touch us save a number of days.'
(O da fırlatıverince) bir de baktılar ki, o bütün uydurduklarını derleyip-toparlayıp yutuyor.And lo, it forthwith swallowed up their lying invention.
Musa, ya Rabbi demişti, benim hükmüm ancak kendime, bir de kardeşime geçiyor.He said, 'O my Lord, I rule no one except myself and my brother.
Bir de ne görsünler, asa, onların ortaya getirdikleri şeyleri yalayıp yutuyor.And lo, it forthwith swallowed up their lying invention.
Bir de ne görsün!'Do you cast!'
Bir de baktılar ki bu, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.And lo, it forthwith swallowed up their lying invention.
Bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma.And give the kinsman his right, and the needy, and the traveller; and never squander;
Bir de "yahudi ve hıristiyanlardan başkası asla cennete giremeyecek" dediler.And they say, 'None shall enter Paradise except that they be Jews or Christians.'
Bir de sayılı günlerde Allah'ı zikredin (tekbir alın).And remember God during certain days numbered.
Sana bir de yetimlerden soruyorlar.They will question thee concerning the orphans.
Bir de sana Zülkarneyn'den soruyorlar.They will question thee concerning Dhool Karnain.
Bir de senden acele azab istiyorlar.And they demand of thee to hasten the chastisement!
Bir de yalnız bir kişiye bağlı selamet içinde olan bir adam var.Are the two equal in likeness?
Bir de: “Yahudi veya Hıristiyan olanlardan başkası cennete asla giremez!” dediler.And they say, 'None shall enter Paradise except that they be Jews or Christians.'
Bir de senden hayır olarak ne harcayacaklarını sorarlar.They will question thee concerning what they should expend.
Bir de merkebine bak! (Kemikleri nasıl birbirinden ayrılmış).Look at thy food and drink -- it has not spoiled; and look at thy ass.
Bir de sana Zülkarneyn'i sorarlar.They will question thee concerning Dhool Karnain.
Namazı hakkıyla ifa edin, zekâtı verin ve bir de Allah’a güzel ödünç takdim edin!And perform the prayer, and pay the alms, and lend to God a good loan.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod