Doktor kızdı ve bir daha kesinlikle sigara içmemem gerektiğini söyledi.A beteg jól reagált: úgy gondolta, hogy a keze nem akarja, hogy dohányozzon.
Hakikat-i hali bir daha ifade ve tasrih edeyim.Tiszteld feljebb valóidat és légy engedelmes!
Bir daha herhangi bir diplomatik görev almadı.Nincs többé titkos diplomácia.
Bir daha da politikayla ilgilenmedi.Politikával ezután nem foglalkozott.
Bir daha davet ederiz, gelmezler.Ha nem tér vissza, nem is folytatják.
Onun gibisi bir daha hiçbir zaman olmayacak." demiştir.Soha többé nem lesz ilyen hősünk.”
Kötülük yapan soy bir daha anılmayacak.”Menj, de többé ne vétkezzél.”
Bir daha evlenmedi.Többé nem ment férjhez.
Ama Jozef bir daha topraklarını göremedi.József nem királyunk többé!”.
Daha sonra RTL bir açıklama yaparak ‘Bir daha asla geri dönmeyeceğiz.’ dedi.A doki egy kis gondolkodás után elmondja, hogy már nem.”
7. sezona kadar bir daha görünmeyecektir.A hetedik évadtól látható.
Thusnelda anavatanına bir daha asla dönemedi.Szülőhazájába már nem tért vissza soha.
Daha sonraki yıllarda bir daha böyle yüksek bir başarıya ulaşamadı.A további idényekben már nem volt ilyen sikeres.
Bu eşinin de beş yıl sonra vefat etmesi üzerine bir daha evlenmedi.Özvegye nem nősült újra, s három év múlva ő is elhunyt.
Umarım bir daha böyle olaylar yaşamam" dedi.Még mindig remélem, hogy még az én életemben ez újra így lesz.”
Bu tarihten sonra Romalılar bölgeden bir daha ayrılmadılar.A rómaiak ekkor azonban még nem pusztították el a várost.
Doktor, Clara'ya bir daha kendisini geri yollamayacağını söyler.Della figyelmezteti, hogy ne beszéljen így vele többet.
Daha sonra tekrar kurulmasına rağmen, imparatorluk eski gücüne bir daha hiç kavuşamadı.Bár a várost később ismét felépítették, egykori fényét többé soha nem érhette el.
Ve o günden sonra da bir daha asla Narnia'ya gitmedi.Ezek után már soha nem tért vissza Nassauba.
Yavrular annelerinin bir dahaki çiftleşme dönemine kadar ayrılmazlar.A fiatal állatok a következő párzási időig anyjuknál maradnak.
O bir kez kurban oldu ve bir daha kurban olmayacağına dair kendine yemin etti".Hän oli kerran uhri ja vannoi itselleen ettei enää ikinä olisi.”
Isildur'un bedeni de bir daha hiç bulunamamıştır.Isildurin ruumista luultavasti ei koskaan löydetty.
Lakin bir daha asla onun ünlü 'Kırmızı 5' i kullanmadı."En häntä enää koskaan (skit)" 5.
Saruman'ın ordusu Ağaçsakal'ın yolladığı Huornlardan oluşan ormana kaçtılar ve bir daha görülmediler.Suurin osa vihollisista pakeni huornien metsään, eikä niitä enää nähty.
Musa da, bir daha karşısına çıkmayacağını söyledi.Mooses lupasikin, ettei hän enää palaisi.
Baba ve kız, bir daha birbirlerini göremeyeceklerdir.Isä ja tytär eivät koskaan enää tavanneet.
Bir daha da onları gören olmadı.Tämän jälkeen he eivät enää koskaan nähneet toisiaan.
Bir daha asla Xander'ın yüzüne bakmamıştır.Tämän jälkeen Xaaronia ei enää nähty.
Bir daha film çevirmek istemedi.Hän ei enää halunnut elokuviin.
Bir daha gitar çalamaması için elleri kırılır.Kuntoutuksesta huolimatta hän ei voi enää soittaa kitaraa.
Sonrasında Türkiye'ye bir daha dönmemiştir.Tämän jälkeen hän ei enää koskaan palannut Romaniaan.
Kaçırılan uçak ise bir daha bulunamadı.Yksi hyökänneistä koneista ei palannut.
Bir daha ona bakarsa onu öldüreceğini söyler.Koska tiedän näkeväni hänet uudelleen.
Eğer şimdi kazanamadıysak sanırım bir daha hiç kazanamayız.Jos sitä ei silloin suoriteta, ei sitä voi enää myöhemmin tehdä.
Bu olay sonra teknik direktör Berti Vogts Effenberg'i millî takımdan kovdu ve bir daha maçlarda oynatmadı.Tämän tempauksen ansiosta valmentaja Berti Vogts erotti Effenbergin heti ottelun jälkeen joukkueesta.
Yavrular bir dahaki ilkbaharda annelerinden ayrılırlar.Poikaset poistuvat munakotelosta kuitenkin vasta seuraavana keväänä.
Bir daha herhangi bir diplomatik görev almadı.Niillä ei ole enää hallinnollista roolia.
Bir daha toparlanamaz.Sitä ei voi kehrätä.
Kraliçe o günden sonra oğlunu bir daha göremedi.Poika ei tämän jälkeen ilmeisesti enää nähnyt isäänsä.
Bir daha asla bu kadar rahat olmak istemiyorum, rahatsız olmayı tercih ederim.Koskaan ei pitäisi sanoa tätä, mutta en ole loukkaantunut aiemmin.
Bir daha dönmemeye karar vermişti.Hänen ei ollut uskottu enää palaavan.
Bir giydiğini bir daha giymez.Hän ei ikinä pukeutunut vaatteisiin, joita oli pitänyt joku muu.
Jin olanlardan kendisini sorumlu tutar ve bir daha uyumamak için kendisine eziyet eder.Jin ryntää halaamaan Sunia ja lupaa etteivät he enää koskaan ole erossa.
"Bir daha ne çalacak, ne kayıt yapacak, ne de turlara çıkacağım.Enää en huiputa enkä varasta."
Doktor kızdı ve bir daha kesinlikle sigara içmemem gerektiğini söyledi.Hannu kehuskelee onnellaan ja toteaa että hänen ei ole koskaan tarvinnut tehdä työtä.
Nightwish Albümlerini Bir Daha Yayınlıyor.Lokikirja on myös Nightwishin kokoelma-albumi.
Sürgündeki cücelerin hiçbiri bir daha Smaug'un viranesine gidemediler.Yksikään pudonneista ei enää noussut takaisin SM-sarjaan.
Brett eşinin ölümünden derinden etkilendi ve bir daha evlenmedi.Jefferson oli kuolemasta hyvin järkyttynyt eikä mennyt koskaan uudelleen naimisiin.
Oyundan çıkan oyuncu bir daha oyuna alınmaz.Vaihdossa pelistä tullutta pelaajaa ei saa enää vaihtaa takaisin peliin.
1996'daki bu filmden sonra bir daha televizyonda gözükmemiştir.Sarjaa ei ole uusittu televisiossa vuoden 1996 jälkeen.
Bunu bir daha yapmaya kalkma!Älä enää koskaan tee tälläistä!
En sonunda, Winslet "çok para kazanmadıkça" bir daha Cameron ile çalışmamaya karar verdi.Στο τέλος, αποφάσισε να μην ξανασυνεργαστεί με τον Κάμερον εκτός αν έβγαζε πολλά λεφτά.
Bir daha da politikayla ilgilenmedi.Έκτοτε, δεν ξανασχολήθηκε με την πολιτική.
1812'de kocasının ölmesi üzerine 23 yaşında dul kaldı ve bir daha evlenmedi.Το 1812 σε ηλικία 32 ετών έμεινε χήρα από τον θάνατο του συζύγου της, αργότερα παντρεύτηκε άλλη μια φορά.
Daha sonra bir daha karşılaşmamayı dileyerek ayrılırlar.Παρόλα αυτά αποφασίζουν να μην ξανασυναντηθούν.
Kupa, daha sonraki yıllarda bir daha düzenlenmemiştir.Το κάστρο δεν ξαναχρησιμοποιήθηκε τα επόμενα χρόνια.
Daha sonra RTL bir açıklama yaparak ‘Bir daha asla geri dönmeyeceğiz.’ dedi.Ωστόσο, η RTL αποφάσισε αργότερα εναντίον της και δήλωσε ότι δεν θα "επιστρέψουν" ποτέ.
Kadın, "Hayır, bir daha yapmayın." der.Μία γυναίκα φώναξε "Όχι, Θεέ μου, όχι πάλι τα ίδια".
Baba ve kız, bir daha birbirlerini göremeyeceklerdir.Πατέρας και γιος δεν ξανασυναντήθηκαν ποτέ.
Bir daha da onları gören olmadı.Δεν τα ξαναείδε ποτέ.