bir bir ile cümle
bir bir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sağ gözüme bir şey oldu.Something has happened to my right eye.
Sağ taraftaki bina bir okuldur.The building on the right side is a school.
Sağa dönünce, beyaz bir kule göreceksin.Turning to the right, you will see a white tower.
Eğer sağa dönerseniz, büyük bir bina göreceksiniz.If you turn right, you will see a big building.
Keşiş ahşap bir kulübede yaşıyordu.The hermit lived in a wooden hut.
Herhangi bir şey saklama.Don't hold back anything.
Sen bir yılansın!You are a snake!
Bir içki ister misin?Would you care for a drink?
Alkol içtikten sonra sürüş yapmak kabul edilemez bir davranıştır.Driving after drinking alcohol is not acceptable behavior.
Kendinize bir içki alın.Help yourself to a drink.
Bir içki hazırlayacağım.I'll fix a drink.
Bana bir içki verir misin?Will you give me a drink?
Her birey 7000 dolar ödedi.Each individual paid 7000 dollars.
Bir insan çok fazla içebilir fakat bir insan asla yeterince içmez.One can drink too much, but one never drinks enough.
Çok fazla içmek hayatınızı bir harabe yapacaktır.Too much drinking will make your life a ruin.
Yerçekimi, nesnelerin birbirine çekildiği doğal güçtür.Gravity is the natural force by which objects are attracted to each other.
Bana bir vinç verin.Give me a hoist.
Birçok dizgi hatası bulundu.Many typographical errors were found.
Şimşek, elektriksel bir olaydır.Lightning is an electrical phenomenon.
Pirinç hasatında bir festival düzenlenir.A festival is held at the rice harvest.
Bir dizi olay savaşın başlamasına yol açtı.A chain of events led to the outbreak of the war.
Tek tekerlekli bir bisikletin sadece bir tekeri vardır.A unicycle has only one wheel.
Bir iki gün içinde sana bildireceğim.I'll let you know in a day or so.
Bir ya da iki gün içinde sana cevap vereceğim.I'll give you an answer in a day or two.
Lütfen birinci sınıf bir otelde bana bir oda ayırın.Please book me a room in a first-class hotel.
O, bir sınıf eylemidir.That's a class act.
Bir bakışta, çocuğun aç olduğunu anladı.At a glance, he knew that the child was hungry.
O, bir parça tebeşir aldı.He took out a piece of chalk.
Bir parça tebeşir aldı.He took out a piece of chalk.
Biri uzun ve diğeri kısa.One is tall and the other is short.
Birini tanıyorum da ötekini değil.I know one of them but not the other.
Biri kırmızı ve diğeri beyaz.One is red and the other is white.
Bir kitap ince, diğeri ise kalın. Kalın olanının yaklaşık 200 sayfası var.One book is thin. The other is thick. The thick one has about 200 pages.
O, bir taraftan raporumu methetti diğer taraftan onu eleştirdi.On one hand he praised my report, but on the other hand he criticized it.
Bir taraftan, hatalısın ama diğer taraftan onun için seni suçlayamam.On the one hand, you are wrong, but on the other hand, I can't blame you for that.
Bir adım atarsan, ölürsün.If you move a step, and you will be a dead man.
Tek bir adım atarsan ölürsün!Move a step, and you'll be a dead man!
Bir tek adım ve uçurumun üzerine düşeceksin.A single step, and you will fall over the cliff.
Bir sigara ister misin?How about a smoke?
Bazı bebekler bir yaşından önce bile yüzmeyi öğrenirler.Some babies learn to swim even before they are one year old.
Bir saniye dakikanın altmışta biridir.A second is a sixtieth part of a minute.
Bir kedi caddeyi koşarak geçti.A cat ran across the street.
Bir köpek ve iki kişi atlıyor.One dog and two people are jumping.
Yapılacak en iyi şey bir uzmanın onu onarmasını istemektir.The best thing to do is to ask an expert to repair it.
Ben bir hafta için en ucuz arabanızı kiralamak istiyorum.I'd like to rent your most inexpensive car for a week.
Bir gecelik uykudan sonra daha iyi hissedersiniz.You will feel better after a night's sleep.
Suda bir gecede ıslanmış elbiseler ağırdılar.The clothes soaked in water overnight were heavy.
Bir gece için bizi misafir eder misiniz?Will you put us up for one night?
Bir gece için bizi ağırlar mısınız?Will you put us up for one night?
Ben bir akşamda bütün kitabı okudum.I read the whole book in one evening.
O, bir gecelik iyi bir uykudan sonra canlanmış görünüyordu.He looked refreshed after a good night's sleep.
Genel olarak konuşursak, haziran ayında burada biraz yağmur var.Generally speaking, there is little rain here in June.
Genel anlamda, Japonya'da bir garson iyi hizmet verir.Generally speaking, a waiter in Japan gives good service.
Genel olarak konuşulursa, bir kadın bir erkekten daha uzun yaşayacaktır.Generally speaking, a woman will live longer than a man.
Lütfen bana bir fincan süt ver.Please give me a cup of milk.
Lütfen bana bir bardak süt ver.Please give me a cup of milk.
Lütfen bana bir fincan süt verin.Please give me a cup of milk.
Bir fincan kahve kafamı aydınlattı.A cup of coffee cleared my head.
Bir içkiye ne dersin?How about a drink?
Ben size bir içki ısmarlayabilir miyim?Can I buy you a drink?