bir bir ile cümle
bir bir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
İyi beslenme bir bebeğin büyümesi için hayati önem taşımaktadır.Good nutrition is vital for an infant's growth.
Besleyici bir kahvaltı yedim.I had a sustaining breakfast.
Bir insanın hayatının inişleri ve çıkışları vardır.A man's life has its ups and downs.
Film yapımı heyecan verici bir iştir.Movie making is an exciting job.
Zaten sinema salonunun önünde bir sırada bekleyen bir sürü insan vardı.There were already a lot of people waiting in a line in front of the movie theater.
Bir filmin herhangi bir kitaptan daha eğlenceli olduğunu düşünüyorum.I think a movie is more entertaining than any book.
Sinemaya gidersen, kız kardeşini birlikte götür.If you go to the movies, take your sister with you.
Mola verelim ve bir film izleyelim.Let's stop off and see a movie.
"Fight Club" filminin sürpriz bir sonu vardır.The movie "Fight Club" has a surprise ending.
Unzen dağı öylesine güzel bir yer ki birçok insan orayı ziyaret eder.Mt. Unzen is such a nice place that many people visit there.
Bir bulut gökyüzünde süzülüyordu.A cloud floated across the sky.
Allahtan, o iyi bir koltuk buldu.Luckily, he found a good seat.
Bir atlet formda olmalıdır.An athlete must keep in good condition.
Egzersiz, bir köpek için hayatidir.Exercise is vital for a dog.
Egzersizin iyi sağlık için bir anahtar olduğunu unutma eğilimindeyiz.We tend to forget that exercise is a key to good health.
Ehliyetinin olması bu iş için bir avantaj.Having a driver's license is an advantage for this job.
Bir sürücü belgesine sahip misin?Do you have a driver's license?
Bir sürücü, arabanın içinde uyuyordu.A driver was sleeping in the car.
Bir sürücü arabada uyuyordu.A driver was sleeping in the car.
Bir sürücünün işi göründüğü kadar kolay değildir.The job of a driver is not as easy as it looks.
Sürücü yüksek bir hızda devam etti.The driver maintained a high speed.
Yetersiz bir sürücü olmasına rağmen sürücü sınavını geçebildi.He managed to pass his driving test even though he was a poor driver.
Tek gidiş bilet ücreti bir dolardır.The fare is one dollar each way.
Şans eseri, bir gemi geçti ve onlar kurtarıldı.As good luck would have it, a steamer passed by and they were saved.
O bir mucizedir.It's a godsend.
Medyanın onun sözleşmesi ile ilgili bir söylenti rüzgarı vardı ve hızlı geldi.The media got wind of a rumor about his engagement and came quickly.
Söylenti onun bir yankesici olduğunu söylüyor.Rumor says that she is a pickpocket.
Yağmurlu bir gün.It's a rainy day.
Yağmur çiftlik bitkileri üzerinde iyi bir etkiye sahipti.The rain had a good effect on the farm crops.
Yağmur yağacağını sanmıyorum, ancak her ihtimale karşı bir şemsiye alacağım.I don't think it will rain, but I'll take an umbrella in case it does.
Yağmur bir hafta sürdü.The rain lasted a week.
Yağmurlu bir günde en iyisi evde kalmaktır.The best bet on a rainy day is to remain indoors.
Eğer yağmurda bırakırsan, bir bisiklet paslanır.A bicycle will rust if you leave it in the rain.
Yağmurdan sonra, sokakta su birikintileri vardı.After the rain, there were puddles on the street.
Yağmur yağma ihtimaline karşı yanına bir şemsiye alsan iyi olur.You had better take an umbrella with you in case it rains.
Yağmur gibi görünüyor. Yanına bir şemsiye alsan iyi olur.It looks like rain. You had better take an umbrella with you.
Yağmur bir piknik ertelemesi gerektirdi.The rain necessitated a postponement of the picnic.
Şiddetli bir yağmur yağmaya başladı.It began to rain cats and dogs.
Yağmur biraz yavaşladıktan sonra, arabaya doğru koştuk.After the rain had let up a bit, we made a dash for the car.
Yağmur durur durmaz güzel bir gök kuşağı çıktı.No sooner had it stopped raining than a beautiful rainbow appeared.
Yağmur yağacağına dair bir önsezim var.I have a hunch that it will rain.
Yağmur yağma ihtimaline karşı bir şemsiye almayı unutma.Don't forget to take an umbrella in case it rains.
Yağmur yağacaktı diye bir şemsiye aldım.I took an umbrella in case it should rain.
Bence yağmur yağarsa diye bir şemsiye alman daha iyi olur.I think you'd better take an umbrella in case it rains.
Yağmur yağma ihtimaline karşın yanına bir şemsiye al.Take an umbrella with you in case it should rain.
Yağmur yağmaya başlar diye yanına bir şemsiye al.Take an umbrella with you in case it begins to rain.
Yağmur olmasaydı, keyifli bir yolculuk yapardık.But for the rain, we would have had a pleasant journey.
Yağmur yağdığı için bir taksiye bindim.Since it was raining, I took a taxi.
Bir gökkuşağı belirmeden önce, hemen hemen yağmur durmuştu.Scarcely had the rain stopped before a rainbow appeared.
Ben sadece yağmurun birkaç saat daha gecikmesini umuyorum.I only hope that the rain holds off for a few hours more.
Bir karga, kömür kadar siyahtır.A crow is as black as coal.
Kanadı ciddi biçimde hasar görmüş bir kuş buldum.I found a bird whose wing was severely damaged.
Uzay yolculuğu artık bir hayal değil.Space travel is no longer a dream.
Uzayda seyahat etmenin nasıl bir şey olduğunu merak ediyorum.I wonder what it is like to travel through space.
Uzay gemisi mükemmel bir iniş yaptı.The spaceship made a perfect landing.
Bir uzay gemisinde aya yolculuk artık bir rüya değil.A voyage to the moon in a spaceship is no longer a dream.
Bir uzay gemisinden bakıldığında dünya mavi görünür.Seen from a spacecraft, the earth looks blue.
Evrende bir sürü galaksi vardır.There are many galaxies in the universe.
Evrende birçok gökada var.There are many galaxies in the universe.
Korkarım sağ kolumda bir çatlak var.I'm afraid I have a crack in my right arm.