bir arada ile cümle

bir arada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Mereka beradaptasi dengan baik untuk hidup bersama kita.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Niistä on tullut mestareita elämään yhdessä kanssamme.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Se habían vuelto autenticos expertos en vivir con nosotros.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Sie sind extrem gut darin geworden, mit uns zusammen zu leben.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Sono diventate bravissime a convivere con noi.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Stali sa veľmi dobre prispôsobené na život s nami.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Staly se mimořádně schopné žít s námi.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Ze waren zeer bedreven geworden in leven met ons.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Είχαν γίνει εξαιρετικά ικανά να ζουν μαζί μας.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Вони чудово навчилися жити поряд з нами.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Они исключительно приспособились к жизни рядом с нами.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.Те са изключително добри в живеенето сред нас.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.הם הפכו למומחים גדולים באיך לחיות איתנו.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.لقد أصبحوا بارعون جداً العيش في معنا.
Bizimle bir arada yaşama konusunda fazlasıyla ustalaşmışlar.それに引き替え 私たちは殺そうとするばかり
Biz onları bir arada gördüğümüz zaman, biliyoruz ki onlar gelecekte nasıl yaşayacakları üzerine çalışıyorlar.Als ik ze bij elkaar zie, weet ik dat ze er wel uit komen hoe ze in de toekomst moeten leven.
Biz onları bir arada gördüğümüz zaman, biliyoruz ki onlar gelecekte nasıl yaşayacakları üzerine çalışıyorlar.Amikor együtt látom őket, tudom, hogy azon dolgoznak, hogyan éljünk a jövőben.
Biz onları bir arada gördüğümüz zaman, biliyoruz ki onlar gelecekte nasıl yaşayacakları üzerine çalışıyorlar.Când îi văd împreună, știu că rezolvă modul în care se poate trăi în viitor.
Biz onları bir arada gördüğümüz zaman, biliyoruz ki onlar gelecekte nasıl yaşayacakları üzerine çalışıyorlar.Gdy widzę je razem, Wiem, że pracujemy nad życiem w przyszłości.
Biz onları bir arada gördüğümüz zaman, biliyoruz ki onlar gelecekte nasıl yaşayacakları üzerine çalışıyorlar.Když je vidím pohromadě, vím, že pracují na tom, jak žít v budoucnosti.
Biz onları bir arada gördüğümüz zaman, biliyoruz ki onlar gelecekte nasıl yaşayacakları üzerine çalışıyorlar.Keď ich vidím spolu, viem, že vymýšľajú ako žiť v budúcnosti.
Biz onları bir arada gördüğümüz zaman, biliyoruz ki onlar gelecekte nasıl yaşayacakları üzerine çalışıyorlar.Ketika saya melihat mereka bersama, saya tahu mereka sedang mencari cara untuk hidup di masa depan.
Biz onları bir arada gördüğümüz zaman, biliyoruz ki onlar gelecekte nasıl yaşayacakları üzerine çalışıyorlar.그 아이들 모두를 보면 저는 아이들이 미래에 어떻게 살아야 하는가에 알아가고 있다는 걸 느낍니다.
Biz onları bir arada gördüğümüz zaman, biliyoruz ki onlar gelecekte nasıl yaşayacakları üzerine çalışıyorlar.Lần đầu nhìn thấy chúng, tôi biết rằng chúng sẽ tìm ra cách để sống trong tương lai.
Biz onları bir arada gördüğümüz zaman, biliyoruz ki onlar gelecekte nasıl yaşayacakları üzerine çalışıyorlar.Quand je les vois ensemble, je sais qu'ils arrivent à trouver comment vivre dans le futur.
Biz onları bir arada gördüğümüz zaman, biliyoruz ki onlar gelecekte nasıl yaşayacakları üzerine çalışıyorlar.Quando li vedo insieme, so che stanno studiando il modo di vivere nel futuro.
Biz onları bir arada gördüğümüz zaman, biliyoruz ki onlar gelecekte nasıl yaşayacakları üzerine çalışıyorlar.Quando os vejo juntos, eu sei que eles estão a pensar em como viver no futuro.
Biz onları bir arada gördüğümüz zaman, biliyoruz ki onlar gelecekte nasıl yaşayacakları üzerine çalışıyorlar.Wenn ich sie zusammen sehe, weiß ich, dass sie dabei sind, zu entwickeln, wie man in der Zukunft leben wird.
Biz onları bir arada gördüğümüz zaman, biliyoruz ki onlar gelecekte nasıl yaşayacakları üzerine çalışıyorlar.Y cuando los veo juntos, sé que estan aprendiendo cómo vivir en el futuro.
Biz onları bir arada gördüğümüz zaman, biliyoruz ki onlar gelecekte nasıl yaşayacakları üzerine çalışıyorlar.Όταν τους βλέπω όλους μαζί, ξέρω ότι προσπαθούν να βρουν τον τρόπο πώς να ζήσουν μελλοντικά.
Biz onları bir arada gördüğümüz zaman, biliyoruz ki onlar gelecekte nasıl yaşayacakları üzerine çalışıyorlar.Когато ги видя заедно, знам, че се учат как да живеят занапред.
Biz onları bir arada gördüğümüz zaman, biliyoruz ki onlar gelecekte nasıl yaşayacakları üzerine çalışıyorlar.Когда я вижу их вместе, я знаю, что они вырабатывают модель будущей жизни.
Biz onları bir arada gördüğümüz zaman, biliyoruz ki onlar gelecekte nasıl yaşayacakları üzerine çalışıyorlar.הילדים הם מ 25 מדינות. כשאני רואה אותם יחד, אני יודע שהם עובדים על
Biz onları bir arada gördüğümüz zaman, biliyoruz ki onlar gelecekte nasıl yaşayacakları üzerine çalışıyorlar.حينما أراهم سوياً أعرف أنهم يخططون لكيفية العيش في المستقبل.
Biz onları bir arada gördüğümüz zaman, biliyoruz ki onlar gelecekte nasıl yaşayacakları üzerine çalışıyorlar.彼らが将来に向けた生き方を 身につけようとしているのがわかります 緑の学校は160人の子供達と共に
Bu adam bunları bir arada tutan tek kişi oldu.Das ist der einzige Mensch, der in der Lage war, sie aufzuhalten.
Bu adam bunları bir arada tutan tek kişi oldu.Den här mannen kontrollerade dem alla.
Bu adam bunları bir arada tutan tek kişi oldu.Este hombre ha sido capaz de controlarlos.
Bu adam bunları bir arada tutan tek kişi oldu.Ez az ember képes ezt megcsinálni.
Bu adam bunları bir arada tutan tek kişi oldu.Inilah orang yang mampu mengikat mereka
Bu adam bunları bir arada tutan tek kişi oldu.Kajti če ni tako, gre vse skupaj k vragu. In ta človek je edini, ki je znal za to poskrbeti.
Bu adam bunları bir arada tutan tek kişi oldu.Porque se eles não o faziam, mais ninguém o fazia E este era o homem que podia contê-los.
Bu adam bunları bir arada tutan tek kişi oldu.Questo è l'uomo che è stato in grado di metterli in riga.
Bu adam bunları bir arada tutan tek kişi oldu.To jest ten jeden człowiek, który potrafił ich powstrzymać.
Bu adam bunları bir arada tutan tek kişi oldu.Toto je človek, ktorý je schopný to podporovať.
Bu adam bunları bir arada tutan tek kişi oldu.Αυτός ήταν ό μόνος άντρας που μπόρεσε να τους συγκρατήσει.
Bu adam bunları bir arada tutan tek kişi oldu.Това е човекът, който успя да ги вкара в релсите. Не вярвам, че се използват мъчения тук.
Bu adam bunları bir arada tutan tek kişi oldu.Это человек, который был способен их держать
Bu adam bunları bir arada tutan tek kişi oldu.זה האדם היחידי .שמסוגל להחזיק אותם
Bu adam bunları bir arada tutan tek kişi oldu.拷問が行われたなどと 信じません
BU beşlinin son üçünü bir arada grupladım.Agrupei os últimos três dos cinco.
BU beşlinin son üçünü bir arada grupladım.Agrupé los últimos tres de los cinco.
BU beşlinin son üçünü bir arada grupladım.Az utolsó hármat egy csoportba foglaltam.
BU beşlinin son üçünü bir arada grupladım.Ba điều cuối cùng trong năm điều, tôi sẽ gộp chúng với nhau.
BU beşlinin son üçünü bir arada grupladım.De laatste drie van de vijf, heb ik gegroepeerd.
BU beşlinin son üçünü bir arada grupladım.Die letzten drei der fünf habe ich zusammengefasst.
BU beşlinin son üçünü bir arada grupladım.다섯가지중 마지막 세가지는 하나로 묶어보았습니다.
BU beşlinin son üçünü bir arada grupladım.Les trois derniers des cinq, je les ai regroupés.
BU beşlinin son üçünü bir arada grupladım.Le ultime tre delle cinque fonti le ho raggruppate.
BU beşlinin son üçünü bir arada grupladım.Posledné tri zdroje som spojil do jedného.

İlgili Sayfalar