bir an ile cümle

bir an kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom cebinden bir anahtar çıkardı ve kapıyı açtı.Tom fished a key out of his pocket and unlocked the door.
Sadece bir an olacak.It'll just be a moment.
Sadece bir an sürecek.It'll just take a moment.
Tom ve Mary bir an birbirlerine baktılar.Tom and Mary stared at each other for a few moments.
Tom bir an için seçeneklerini düşündü.Tom considered his options for a moment.
Tom cevap vermeden önce bir an duraksadı.Tom hesitated a moment before answering.
Tom cevap vermeden önce bir an tereddüt etti.Tom hesitated a moment before answering.
Tom konuşmadan önce bir an duraksadı.Tom hesitated a moment before speaking.
Tom konuşmadan önce bir an tereddüt etti.Tom hesitated a moment before speaking.
Tom orada bir an için durakladı.Tom paused there for a second.
Tom bir an sessiz kaldı.Tom remained quiet a moment.
Tom bir an için Mary'ye baktı.Tom stared at Mary for a moment.
Tom cevap vermeden önce bir an bekledi.Tom waited a moment before replying.
Tom bir an için şaşırmıştı.Tom was momentarily disoriented.
Tom'un bir an için dili tutuldu.Tom was speechless for a moment.
Tom bir an için seçeneklerini tarttı.Tom weighed his options for a moment.
Kyoto Tokyo'nun bir anagramıdır."Kyoto" is an anagram of "Tokyo."
Bir kasayı açmak için bir anahtara ihtiyacım var.I need a key to open a box.
"Roma" "amor"un bir anagramıdır."Roma" is an anagram of "amor."
Tom odaya girmeden önce bir an kapının önünde durdu.Tom stood in the doorway for a moment before entering the room.
Tom eskiden bir ana kuzusuydu.Tom used to be a mama's boy.
Tom düşüncelerini toplamak için bir an durakladı.Tom paused for a moment to collect his thoughts.
Tom bir an için Mary'ye baktı ve sonra yüzünü yana çevirdi.Tom stared at Mary for a moment and then looked away.
Bir an içeri gelebilir miyim?Could I come in for a moment?
Orada bir an için Tom gibi konuştun.For a moment there, you sounded just like Tom.
Bir an için Tom ağlayabilecek gibi görünüyordu.For a moment, it looked like Tom might cry.
Tom, bir an için içeri gelebilir misin?Tom, could you come in here for a moment?
Bir an önce gelmen gerek.You need to come at once.
Bir an önce gitmemiz gerek.We need to leave at once.
Bir an için konuşabilir miyiz?Could we talk for a moment?
Seninle bir an için konuşabilir miyim?May I talk to you for a moment?
Tom bir an için orada kaldı.Tom stayed there for a moment.
O bana çarpmadan hemen önce diğer arabayı bir an için gördüm.I caught a glimpse of the other car right before he hit me.
Bir anadil konuşurunun bunu o şekilde söyleyeceğini sanmıyorum.I don't think a native speaker would ever say it that way.
Bir anadil konuşurunun şimdiye kadar onu o şekilde söylediğini hayal bile edemiyorum.I can't imagine a native speaker ever saying it that way.
Bir anadil konuşuru muhtemelen bunu o şekilde söylemezdi.A native speaker wouldn't likely say it that way.
Bir an dinlenebilir miyiz?Can we rest a moment?
Ben Tom'u bir an görebilir miyim?Can I see Tom a moment?
Bir an bekleyebilir misin?Can you hold on a moment?
Bana bir an izin verebilir misin?Can you excuse me a moment?
Bir an için seninle konuşabilir miyim, lütfen?Can I speak to you for a moment please?
Seni bir an için dışarıda görebilir miyim?Can I see you outside for a moment?
Seninle bir an konuşabilir miyim?Can I speak with you for a moment?
Bir an dışarıda konuşabilir miyiz?Can we speak outside for a moment?
Bir an sonra, herkes mışıl mışıl uyudu.A few moments later, all slept soundly.
Tom sadece bir an önce terk etti.Tom left just a moment ago.
Tom bir an için dışarıya çıktı.Tom has stepped out for a moment.
Ben bir an için dışarı çıktım.I went out for a moment.
Bir anadil konuşuru ile İngilizce konuşmayı tercih ederim.I prefer speaking English with a native speaker.
Tom bir an için sessiz kaldı.Tom remained quiet for a moment.
Bir an önce bir doktoru görmeliyim.I must see a doctor at once.
Herkes bir an için sessizdi.Everyone was silent for a minute.
Tom bir an durakladı ve çevresine bakındı.Tom paused for a moment and looked around.
Tom bir an durakladı ve etrafına bakındı.Tom paused for a moment and looked around.
Tamamen sessiz bir an vardı.There was a moment of complete silence.
Kaybedecek bir an bile yok.There's not a moment to lose.
Onlar Tom'u bulmadan önce bu sadece bir an meselesi.It's only a matter of time before they find Tom.
Bizim bir ana planımız vardı.We had a master plan.
Tom Mary'ye gümüş bir zincir üzerinde bir anahtar verdi.Tom gave Mary a key on a silver chain.
Böyle bir an için fiyat koyamazsın.You just can't put a price on a moment like this.

İlgili Sayfalar