bir an ile cümle
bir an kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bir an orada kalın.Stay there for a moment.
Geçmiş ve gelecek arasında gerçekten bir an var mı?Is there actually a moment between the past and the future?
Bir an için düşün.Think for a moment.
Bir an için Tom'la yalnız konuşmak istiyorum.I'd like to speak to Tom alone for a moment.
Bir an için Tom'un gülmeye başlayacağını düşündüm.I thought for a moment Tom was going to start laughing.
Bir an Tom'un olan bitenleri gerçekten Mary'ye anlatacağını düşündüm.I thought for a moment Tom was really going to tell Mary about what happened.
Bir öpücük için mükemmel bir an.It's the perfect moment for a kiss.
Bir an için samimi olalım.Let's be candid for a moment.
Onlar bir an seninle konuşmak istiyor.They want to talk to you a moment.
Ben bir an daha yitirmek istemiyorum.I don't want to waste a moment more.
Doktorla bir an için yalnız konuşmak istiyorum.I'd like to talk to the doctor alone for a moment.
Tom'un evinin bir anahtarını istedim ama o bana vermedi.I wanted a key to Tom's house, but he wouldn't give me one.
Bir an için bizi yalnız bırak.Leave us alone for a moment.
Tom'la tek başıma bir an istiyorum.I'd like a moment alone with Tom.
Tom bir an için Mary ve John'u yalnız bıraktı.Tom left Mary and John alone momentarily.
Tom'la tek başıma bir an geçirebilip geçiremiyeceğimi merak ediyorum.I wonder if I might have a moment alone with Tom.
Tom bir an için durakladı.Tom paused momentarily.
Bir an bekle.Wait one moment.
Bir ana yemek olarak ne istersiniz?What do you want for an entrée?
Bir anahtarım yok.I don't have a key.
Tom'a bir anahtar verdiğimi hatırlamıyorum.I don't remember giving Tom a key.
Bir anahtarım var.I have a key.
Bir an bile düşünmedim.I've never given it a second thought.
Benim sadece bir ana ihtiyacım var.I just need a moment.
Seninle bir ana ihtiyacım var.I need a moment with you.
Bundan bir an şüphe etmedim.I never doubted it for a moment.
Ben bir an için asla senden şüphelenmedim.I never doubted you for a moment.
Tom ve Mary bir an için birbirine baktı.Tom and Mary stared at each other for a moment.
Tom bir an için dinledi ama bir şey duyamadı.Tom listened for a moment, but couldn't hear anything.
Seninle bir an için konuşabilip konuşamayacağımı merak ediyorum.I wonder if I could talk with you for a moment.
Bir an için bize izin verir misiniz?Would you excuse us for a moment?
Tom bir an için Mary'yi izledi.Tom watched Mary for a moment.
Tom bir an onun hakkında düşündü.Tom thought about it a moment.
Bir an önce orada olacaksın.You'll be there in no time.
Tom bir an için dinledi.Tom listened for a moment.
Tom bir an izledi.Tom watched for a moment.
Ben bir an sonra geleceğim.I'll only be a moment.
Tom bir an bekledi.Tom waited a moment.
Tom ve Mary bir an için sessizlik içinde yürüdüler.Tom and Mary walked for a moment in silence.
Tom bir an için sessizdi.Tom was momentarily silent.
Tom bir an için çekindi.Tom hesitated for a moment.
Bir an Tom'la kal.Stay with Tom for a moment.
Tom'un oda için bir anahtarı vardı.Tom had a key to the room.
Tom'un bir anahtarı olmalı.Tom must've had a key.
Bir anahtar olmalı.There has to be a key.
Tom bir an durakladı.Tom paused a moment.
Tom'un bir anahtarı var mı?Does Tom have a key?
Bir an için durun.Stop for a moment.
Bir anahtara ihtiyacın var.You need a key.
Bu kilide uyacak bir anahtarın var mı?Do you have a key to fit this lock?
Bu kilide uyacak bir anahtarınız var mı?Do you have a key to fit this lock?
O, başlangıçta korkmuş görünüyordu ama sadece bir an için.She seemed frightened at first, but only for a moment.
Bir anahtara ihtiyacın olacak.You will need a key.
Bu parça önemli bir anahtardır.This piece is in a major key.
Henüz bir ana dal seçtiniz mi?Have you chosen a major yet?
Bu tarihi bir an.This is an historic moment.
Sen kesinlikle bir anadil konuşanısın.You are definitely a native speaker.
Hikayeye devam etmeden önce Tom bir an durdu.Tom paused for a moment before continuing with the story.
Bir an için Tom'u izle, olur mu?Watch Tom for a moment, will you?
Sadece bir an bekleyin.Hang on just one moment.