bir şey ile cümle

bir şey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tom Mary'den yiyecek bir şey alabilmesi için biraz para istedi.Tom asked Mary for some money so he could buy something to eat.
Tom herhangi birinin Mary hakkında bir şey bilip bilmediğini sordu.Tom asked if anybody knew anything about Mary.
Tom ve Mary arasında devam eden bir şey var.There's something going on between Tom and Mary.
Tom'un Mary'den bir şey saklandığını düşünüyorum.I think Tom is hiding something from Mary.
Tom'un küçük bir kutu içerisinde Mary'ye bir şey verdiğini gördüm.I saw Tom give Mary something in a small box.
Tom ve Mary birlikte yürüyüşe gitselerdi, kötü bir şey olacağını biliyordum.I knew something bad would happen if Tom and Mary went hiking together.
Birisi bir şey söyledi, ama anlayamadık.Someone said something, but we could not understand it.
Bir şey görmedim.I didn't see anything.
Kişisel bir şey değil.It's nothing personal.
Bende sana ait olan bir şey var. Neden uğrayıp onu almıyorsun?I have something that belongs to you. Why don't you come over and pick it up?
Tom polise şüpheli bir şey görmediğini söyledi.Tom told the police that he had seen nothing suspicious.
Tom bir şey duymamış gibi davrandı.Tom pretended to not hear a thing.
Tom hakkında bir şey bildiğini sanmıyorum, ne dersin?I don't suppose you know anything about Tom, do you?
Tom yapacak daha iyi bir şey olmadığı için, odasını temizlemeye başladı.For the lack of something better to do, Tom started cleaning his room.
Tom hakkında bir şey biliyor musunuz?Do you know anything about Tom?
Tom hakkında bir şey biliyor musun?Do you know anything about Tom?
Tom hakkında herhangi bir şey biliyor musun?Do you know anything about Tom?
O bir şey değilse, başka bir şeydir.If it's not one thing, it's another.
Daha bir şey görmedin ki.You ain't seen nothing yet.
Henüz bir şey görmedin.You ain't seen nothing yet.
"Teşekkürler ". " Bir şey değil ""Thanks." "You're welcome."
Teşekkürler ","Bir şey değil"."Thanks." "You're welcome."
Canım bügün evde kalmak ve bir şey yapmamak istiyor.Today I just feel like staying at home and doing nothing.
Bana bir şey söylemeye çalışıyorsun hissine kapılıyorum.I get the feeling you're trying to tell me something.
Yardım etmek için yapabileceğimiz bir şey varsa lütfen bize bildirmeye çekinme.If there's anything we can do to help, please don't hesitate to let us know.
Baktım ama bir şey görmedim.I looked, but I didn't see anything.
Bir şey yapmak için son ana kadar beklemeyi sevmez.He doesn't like to wait until the last moment to do something.
Bu cümle yerli bir konuşmacının söylediği bir şey gibi geliyor mu?Does this sentence sound like something a native speaker would say?
Biz kitabın dışında bir şey bırakmadık.We have left nothing out of our book.
Asla öyle bir şey görmedim.I've never seen anything like it.
Hiç böyle bir şey görmedim.I've never seen anything like it.
Tom Mary'nin ondan bir şey sakladığı hissini atlatamadı.Tom couldn't shake the feeling that Mary was hiding something from him.
Tom kötü bir şey olacağı hissini atlatamadı.Tom couldn't shake the feeling that something bad was going to happen.
Tom kötü bir şey olmak üzere olduğu hissini atlatamadı.Tom couldn't shake the feeling that something horrible was about to happen.
Tom insanın içine işleyen bir şey olmak üzere olduğu hissini atlatamadı.Tom couldn't shake the feeling that something profound was about to happen.
Tom yanlış bir şey olduğu hissini atlatamadı.Tom couldn't shake the feeling that there was something wrong.
Bu herkesin yapabileceği bir şey değil.This is not something that anyone can do.
Tom elmaya benzer bir şey yerken bankta oturuyordu.Tom was sitting on a bench eating something that looked like an apple.
Bir şey olmuş gibi görünüyor.It seems that something has happened.
Şu anda bir şey yapamayacak kadar yorgunum.I'm too tired to do anything right now.
Tom'un gözleri henüz karanlığa alışmamıştı, bu yüzden o bir şey göremedi.Tom's eyes weren't yet accustomed to the dark, so he couldn't see a thing.
Tom sorun hakkında bir şey yapmaya teşebbüs eden tek kişiydi.Tom was the only one who even attempted to do something about the problem.
Tom deri ve kemikten başka bir şey değildi.Tom was nothing but skin and bone.
Tom size bir şey söylemek istiyor.Tom wants to say something to you.
Tom Mary'nin doğum gününden özel bir şey yapmak istiyor.Tom wants to do something special for Mary's birthday.
Tom Mary'ye önemli bir şey söylemek istedi.Tom wanted to tell Mary something important.
Tom, bir şey hakkında Mary ile konuşmak istedi.Tom wanted to talk to Mary about something.
Tom Mary'ye bir şey söylemek istedi.Tom wanted to say something to Mary.
Tom doğum günü için Mary'ye özel bir şey vermek istedi.Tom wanted to give Mary something special for her birthday.
Tom Mary'ye bir şey sormak istedi.Tom wanted to ask Mary something.
Tom su musluğunu açtı fakat bir şey gelmedi.Tom turned on the water faucet, but nothing came out.
Tom anahtar deliğinden bakmaya çalıştı fakat bir şey göremedi.Tom tried to look through the keyhole, but couldn't see anything.
Tom aklını verirse herhangi bir şey yapabileceğini düşünüyor.Tom thinks he can do anything if he puts his mind to it.
Tom bütün gün odasında oturur ve bir şey yapmaz.Tom sits in his room all day and does nothing.
Tom başka bir şey yapamayacak kadar yorgun olduğunu söyledi.Tom said he was just too tired to do anything else.
Tom bir şey unuttuğunu sandığını söyledi.Tom said he thought he had forgotten something.
Tom Mary için bir şey yapmayı reddediyor.Tom refuses to do anything for Mary.
Tom durum hakkında bir şey bilmiyormuş gibi yaptı.Tom pretended not to know anything about the situation.
Tom bu tür bir şey hakkında Mary'nin bildiğinden daha çok şey bilir.Tom knows more about this kind of thing than Mary does.
Tom Mary'nin aklında bir şey olduğunu biliyordu.Tom knew that something was on Mary's mind.

İlgili Sayfalar