Şirin kız midilliye biniyor. kıkırdamaAranyos Lány egy pónin kuncogás
Şirin kız midilliye biniyor. kıkırdama조랑말을 타는 귀여운 소녀 *꺄르륵 웃는소리*
Sizi buradan çıkaracağım. Binin şuna.-Dostanu nás odsud.
Sizi buradan çıkaracağım. Binin şuna. - Neden?- Spravil nas bom odtod.
Sizi buradan çıkaracağım. Binin şuna.- Ще ви измъкна оттук.
Sizi buradan çıkaracağım. Binin şuna.אנחנו צריכים להיות בעומק ?200רגל. לאיזה עומק הגענו
Sizi buradan çıkaracağım. Binin şuna.سأخرجنا من هنا أدخل
Sıradan bir günde, kadın evden çıkıyor ve bir tren yolu boyunca bisiklete biniyor.Hvad sker der på en normal dag? På en normal dag kører hun hjemmefra langs med togskinnerne.
Sıradan bir günde, kadın evden çıkıyor ve bir tren yolu boyunca bisiklete biniyor.평범한 날에는 어떻습니까? 평범한 날에는, 그녀는 집에서 떠납니다, 그리고 그녀는 따라 걷습니다, 무엇을?
Sıradan bir günde, kadın evden çıkıyor ve bir tren yolu boyunca bisiklete biniyor.W normalny dzień opuszcza dom, opuszcza dom i podróżuje wzdłuż torów.
Sıradan bir günde, kadın evden çıkıyor ve bir tren yolu boyunca bisiklete biniyor.В един обикновен ден, тя тръгва от вкъщи, тръгва от вкъщи и върви, и тя пътува покрай железопътна линия.
Sıradan bir günde, kadın evden çıkıyor ve bir tren yolu boyunca bisiklete biniyor.普通の日、彼女の家から出て 線路に沿って 通勤します。
Sonra kartonları parçalıayıp at yataklaması olması için binicilik merkezlerine sattılar.De rev sönder kartongen och sålde det till stall som underlag för hästarnas sovplatser.
Sonra kartonları parçalıayıp at yataklaması olması için binicilik merkezlerine sattılar.Ekkor felaprították a kartont és eladták lovardáknak, mint almot.
Sonra kartonları parçalıayıp at yataklaması olması için binicilik merkezlerine sattılar.Ensuite ils broyaient le carton et le vendaient à des centres équestres pour faire des litières des chevaux.
Sonra kartonları parçalıayıp at yataklaması olması için binicilik merkezlerine sattılar.그리고 나서 보드지를 잘게 찢어 마방의 바닥에 까는 소재로 승마 센터에 판매했습니다.
Sonra kartonları parçalıayıp at yataklaması olması için binicilik merkezlerine sattılar.Luego trozaban el cartón y lo vendían a los centros ecuestres como sustrato para caballos.
Sonra kartonları parçalıayıp at yataklaması olması için binicilik merkezlerine sattılar.Mereka merajang kardusnya dan menjualnya ke pusat berkuda setempat sebagai alas kandang.
Sonra kartonları parçalıayıp at yataklaması olması için binicilik merkezlerine sattılar.Quindi li riducevano in pezzetti per poi rivenderli ai centri ippici per i giacigli dei cavalli.
Sonra kartonları parçalıayıp at yataklaması olması için binicilik merkezlerine sattılar.Sau đó họ xé nhỏ bìa các tông và bán chúng cho các trung tâm đua ngựa để làm giường cho ngựa.
Sonra kartonları parçalıayıp at yataklaması olması için binicilik merkezlerine sattılar.Sie schredderten dann die Pappe und verkauften sie an Reitsportzentren als Pferdestreu.
Sonra kartonları parçalıayıp at yataklaması olması için binicilik merkezlerine sattılar.Tocau apoi cartonul şi îl vindeau centrelor ecvestre ca aşternut pentru cai.
Sonra kartonları parçalıayıp at yataklaması olması için binicilik merkezlerine sattılar.Vervolgens versnipperden ze het karton en verkochten het aan maneges als bodembedekking in de stal.
Sonra kartonları parçalıayıp at yataklaması olması için binicilik merkezlerine sattılar.Τα έκαναν κομμάτια και τα πούλησαν σε ιππικά κέντρα ως "κρεβάτια" για άλογα.
Sonra kartonları parçalıayıp at yataklaması olması için binicilik merkezlerine sattılar.След това те нарязвали картона и го продавали на конни центрове като леглова настилка за конете.
Sonra kartonları parçalıayıp at yataklaması olması için binicilik merkezlerine sattılar.הם אז טחנו את הקרטון ומכרו את זה למרכזי רכיבה כמצע לסוסים.
Sonra kartonları parçalıayıp at yataklaması olması için binicilik merkezlerine sattılar.ومن ثم يتم شذره ويتم بيعه الى الاسطبلات لكي يستخدم كفراش للأحصنة
Sonra kartonları parçalıayıp at yataklaması olması için binicilik merkezlerine sattılar.馬のベッド用に乗馬センターへ売り 汚れた頃にお金をもらって回収します
Sonraki yıl Kanada dağlarında binicilik yaptım.El siguiente año cabalgué en las Montañas Rocosas canadienses.
Sonraki yıl Kanada dağlarında binicilik yaptım.בשנה שלאחר מכן יצאתי לטיול רכיבה בהרי הרוקי הקנדיים.
Sonraki yıl Kanada dağlarında binicilik yaptım.私は皆さんに この場で警告を発する
Sonra trene binip şehrin içinde saatte ortalama 80 km hızla yolculuk yapıyor. .그리고나서 제이슨은 기차를 타고 평균시속 50마일의 속도로 도시를 여행했습니다
Sonra trene binip şehrin içinde saatte ortalama 80 km hızla yolculuk yapıyor. .Derefter stod han på toget og rejste ind til byen med en gennemsnitshastighed på 50 mil i timen.
Sonra trene binip şehrin içinde saatte ortalama 80 km hızla yolculuk yapıyor. .След това той се качва на влак и пътува в града със средна скорост от 50 мили в час.
Struecker, sen önden git. İlk üç araca binilecek, üsse geri dönüyoruz.- Berpegangan.
Struecker, sen önden git. İlk üç araca binilecek, üsse geri dönüyoruz.-Vänta.
Sumer kil taşları, milattan önce dört bininci yılda bulundu.lo redondeaban por debajo. Entonces añadian un factor asociado con los multiplicadores primos.
Sumer kil taşları, milattan önce dört bininci yılda bulundu.Sumerské ílové kamene, ktoré sa našli, pochádzajú zo 4. tisícročia pred našim letopočtom.
Tabii ki insanlardan arabalarına binip kaç tane kaza yaptıklarına bakmıyoruz.Jasné, že nekážeme ľuďom aby jazdili hore-dole a nezisťujeme počet ich nehôd. To by bolo trochu nákladné.
Tabii ki insanlardan arabalarına binip kaç tane kaza yaptıklarına bakmıyoruz.우리는 사람들에게 여기저기 운전을 하고 다니며 얼마나 사고가 나는지 확인해보라고는 하지 않습니다.
Tabii ki insanlardan arabalarına binip kaç tane kaza yaptıklarına bakmıyoruz.Oczywiście nie każemy ludziom powodować wypadków. To by za drogo wyszło.
Tabii ki insanlardan arabalarına binip kaç tane kaza yaptıklarına bakmıyoruz.Ovviamente non chiediamo alla gente di farsi una guidatina per vedere quanti incidenti fanno.
Tabii ki insanlardan arabalarına binip kaç tane kaza yaptıklarına bakmıyoruz.Persze nyilván nem úgy, hogy megkérünk valakit, hogy autózgasson, aztán megnézzük, hány balesetet okozott.
Tabii ki insanlardan arabalarına binip kaç tane kaza yaptıklarına bakmıyoruz.Uppenbarligen ber vi inte folk att köra runt och ser hur många bilolyckor de hamnar i.
Tabii ki insanlardan arabalarına binip kaç tane kaza yaptıklarına bakmıyoruz.We vragen mensen natuurlijk niet om rond te rijden en te kijken hoeveel auto-ongelukken ze hebben.
Tabii ki insanlardan arabalarına binip kaç tane kaza yaptıklarına bakmıyoruz.אנחנו כמובן לא מבקשים מאנשים לנהוג ולראות כמה תאונות הם עושים. זה תהיה הצעה מעט
Tabii ki insanlardan arabalarına binip kaç tane kaza yaptıklarına bakmıyoruz.بطبيعة الحال نحن لن نطلب من الأشخاص أن يقودوا لكي نرى كم عدد الحوادث التي سيقعون فيها،
Tabii ki insanlardan arabalarına binip kaç tane kaza yaptıklarına bakmıyoruz.といっても 実際に事故に 遭ってもらうわけにはいきません そこで精密なコンピューターを使って
- Tam arkamızdan takip edin tamam mı? Biniş saati geldi, nerede bu?- אני אהיה במקומותינו. מהר. - אוקיי...
- Tam arkamızdan takip edin tamam mı? Biniş saati geldi, nerede bu?- أنا سأكون في مقاعدنا. بسرعة - حسناً
Tekneye binip onlara katılınca rüzgar dindi. Onlarsa büyük bir şaşkınlık içindeydi.Apoi S'a suit la ei în corabie, şi a stat vîntul. Ei au rămas uimiţi şi înmărmuriţi,
Tekneye binip onlara katılınca rüzgar dindi. Onlarsa büyük bir şaşkınlık içindeydi.A vyšiel k nim do lode, a vietor utíchol. A žasli v sebe prenáramne a divili sa,
Tekneye binip onlara katılınca rüzgar dindi. Onlarsa büyük bir şaşkınlık içindeydi.Därefter steg han upp till dem i båten, och vinden lade sig. Och de blevo uppfyllda av stor häpnad;
Tekneye binip onlara katılınca rüzgar dindi. Onlarsa büyük bir şaşkınlık içindeydi.E subiu para junto deles no barco, e o vento cessou; e ficaram, no seu íntimo, grandemente pasmados;
Tekneye binip onlara katılınca rüzgar dindi. Onlarsa büyük bir şaşkınlık içindeydi.In stopi k njim v ladjo, in veter utihne. In presilno so se sami v sebi zavzemali;
Tekneye binip onlara katılınca rüzgar dindi. Onlarsa büyük bir şaşkınlık içindeydi.I vstoupil k nim na lodí, a utišil se vítr; a oni náramně sami v sobě se děsili a divili.
Tekneye binip onlara katılınca rüzgar dindi. Onlarsa büyük bir şaşkınlık içindeydi.I wstąpił do nich w łódź, i uciszył się wiatr; a oni się sami w sobie nader zdumiewali i dziwowali.
Tekneye binip onlara katılınca rüzgar dindi. Onlarsa büyük bir şaşkınlık içindeydi.Ja hän astui venheeseen heidän tykönsä, ja tuuli asettui. Niin he hämmästyivät ylen suuresti sydämessään.
Tekneye binip onlara katılınca rüzgar dindi. Onlarsa büyük bir şaşkınlık içindeydi.배에 올라 저희에게 가시니 바람이 그치는지라 제자들이 마음에 심히 놀라니
Tekneye binip onlara katılınca rüzgar dindi. Onlarsa büyük bir şaşkınlık içindeydi.Lalu Ia naik ke perahu mereka, dan angin pun reda. Pengikut-pengikut Yesus heran sekali