Bina 279 metre yükseklikte olup şehrin en yüksek binalarından biridir.Pilvenpiirtäjä yltää 279 metrin korkeuteen ja on siten yksi korkeimmista rakennuksista kaupungissa.
Binalarda yapısal hasar verebilir ve zayıf duvarlar yıkılabilir.Maahan voi tulla isoja kuoppia, ja talojen seinät voivat kaatua.
Binalarının sıcak ve rutubetli odalarında görülür.Huoneissa oleskeltiin suurissa yhteisissä kylmä- ja lämminvesialtaissa.
Çok yüksek binaların içinde birkaç şalt odası olabilir.Pysäköintitaloissa voi olla useampi kerros.
Fırlatılan fişekler nedeniyle binada ve çevre binalarda yangın tehlikesi oluştu.Rakennuksessa ja sen ympäristössä käytiin mahdollisesti tunteja kestänyt laukaustenvaihto.
Aedilis devlet binalarının yapılması ve halk festivallerinin düzenlenmesi ile ilgili ödeneklerden sorumludur.Ediilien tehtävänä oli huolehtia julkisista rakennuksista ja järjestää yleisiä uskonnollisia juhlia.
Binalar ve araçlar tahrip edildi.Sivuraiteet ja rakennukset on purettu.
1814'te İngiliz kuvvetleri tarafından Washington'daki bütün amme binaları yakılmıştı.Vuonna 1814 brittijoukot polttivat Washingtonin kaupungin.
Bu binalarda neredeyse 10.000 yahudi yaşadı .Noihin aikoihin maassa asui noin 100 000 juutalaista.
Yerel savunma binaları onarımdan geçmemişti.Suojarakennukset eivät kestäneet onnettomuutta.
Şehir merkezinde hâlâ büyük sayıda eski anıtsal binalar bulunmaktadır.Kaupungin keskustassa on paljon vanhoja rakennuksia.
Devlet binaları ve yabancı temsilcilikler buradadır.Tällä alueella sijaitsee Irakin hallituksen rakennuksia ja ulkomaiden suurlähetystöjä.
Bu dönemden kalan binalar halen kullanımdadır.Nämä nykyisin suojellut rakennukset ovat edelleen Tyksin käytössä.
Opera salonu opera performanslarının sergilenmesi amacıyla kullanılan binalara verilen isimdir.Oopperatalo on rakennus, jossa esitetään oopperoita.
Bu patlamada binalar çökmüş ve insanlar ölmüştür.Tällöin koko talo oli tulessa, ja moni kuollut.
Peki bugün Dünya Ticaret Merkezi gibi yüksek binaların ideal hedefler olduğunu kim inkar edebilir?”Voisiko olla parempaa menneisyyttä nykyaikaista ostoskeskusta merkitsevälle sanalle?»
Mahallenin eski okul binaları da yıkık durumda; onarılması gerekmektedir.Koulurakennus on kärsinyt homeongelmista ja se korjataan perusteellisesti.
Ahşap binaların yapıldığı tarihler dendrokronoloji kullanılarak belirlenmiştir.Heimon puut ovat tärkeitä myös dendrokronologian tutkimuskohteina.
Tarihi merkezdeki eski binalar yerel idare tarafından korunma altına alınmıştır.Ongelmat historiallisten kohteiden suojelussa tulee käsitellä kansallisella tasolla.
Binaların birkaçı daha çok öne çıkmaktadır.Jotkut rakennukset nopeuttavat rakennustoimia.
Rabaul'daki binaların %80'i çökmüştür.Qirissä 80 % rakennuksista tuhoutui.
Otlak bir alanı, ağacı ve hatta binaları yakmak mümkündür.Se voi olla joskus niin voimakas, että se kaataa puita tai jopa vaurioittaa rakennuksia.
Binaların yapımına öğrenci eliyle devam edildi aydınlatma lüks lambalarıyla sağlanıyordu.Ohjaaja näki työskennellä sisällä olevan kynttilän valossa.
Binalar, Schlosspark'ın geniş bahçeleri ve ağaçlarıyla birbirine bağlanır.Τα κτίρια συνδέονται με τους μεγάλους κήπους και τα δέντρα του Σλόσπαρκ Schlosspark.
Bir sonuç olarak piazza halihazırda 16. yüzyıl'da yapılan binalar tarafından kuşatılmıştı.Ως αποτέλεσμα αυτών η πλατεία ήταν ήδη περιτριγυρισμένη από κτίρια το 16ο αιώνα.
Nihayet, 1904'te, Vasnetso peri masalı binalarının en bilineni olan Tretyakov Galerisi'ni tasarladı.Τέλος, το 1904, ο Βασνετσόφ σχεδίασε το πιο γνωστό από τα κτίρια του, την Πινακοθήκη Τρετιακώφ.
Etrafımızda binalardan uzay araçlarında kadar her yerde bulunabilecek çok sayıda malzeme var.Υπάρχουν αμέτρητα υλικά γύρω μας, μπορούμε να τα βρούμε παντού από τα κτήρια έως σε ένα διαστημόπλοιο.
Binalar yıkılır.Τα σπίτια καταρρέουν.
Binalar enerji harcar.Άρα, τα έπιπλα ενέχουν ενέργεια.
Opera salonu opera performanslarının sergilenmesi amacıyla kullanılan binalara verilen isimdir.Η όπερα αποτελεί την κτηριακή εγκατάσταση ενός θεάτρου, το οποίο προορίζεται για παραστάσεις έργων όπερας.
Alman subaylar, arazi dürbünleriyle Sovyet başkentindeki bazı büyük binaları görebiliyorlardı.Οι Γερμανοί αξιωματικοί μπορούσαν να διακρίνουν με κιάλια μερικά από τα κύρια κτίρια της πόλης.
Üniversitenin şehrin farklı yerlerinde binaları vardır.Οι εγκαταστάσεις του πανεπιστημίου βρίσκονται σε δύο μέρη της πόλης.
Oyuncu düzenleme modunda binalar ve yapılar gibi nesnelerle istediği şekilde harita düzenleyebilir.Ο παίκτης μπορεί να σχεδιάσει και να χρωματίσει ένα κτίριο όπως ακριβώς θέλει.
Patlama: Savunma binalarına ve kuvvetlendirilmiş birimlere karşı etkilidirler.Πολεμικά οχυρά, ή οχυρά καταφύγια είναι οχυρωμένες αμυντικές εγκαταστάσεις.
Bankalar ve diğer hükûmet binaları gün boyu yağmalandı.Όλες οι κυβερνητικές υπηρεσίες και τράπεζες κλείνουν στις εβδομαδιαίες αργίες.
Sol SR üyeleri kısa süreliğine de olsa telefon ve postane binalarını ele geçirir.Για μικρό χρονικό διάστημα οι Αριστεροί Εσέροι κατέλαβαν το τηλεφωνικό κέντρο και το τηλεγραφείο.
Ayrıca savunma binaları çok güçlüdür.Ζωτικής σημασίας είναι επίσης οι μονάδες εκτέλεσης.
Merkezi yönetimin binaları genellikle tahtadan veya kumtaşından yapılmış açık-hava tapınakları şeklindeydi.Τα κτίρια της κεντρικής κυβέρνησης ήταν συνήθως υπαίθρια ιερά κατασκευασμένα από ξύλο ή ψαμμίτη.
Zwolle kentinde birçok eski ve yeni ilgi çeken binalar bulunmaktadır.Στην Δάφνη υπάρχουν πολλά παλιά, αλλά και νεόκτιστα κτίρια.
Binalar geliştirmeye açıktır ve en fazla 10. seviyeye kadar geliştirilebilirler.Ο οικισμός επεκτείνεται και αποκτά, ίσως, τη μέγιστη έκτασή του.
Bu istasyon halen Hollanda'da bulunan en eski istasyon binalarından birine sahiptir.Μπορεί να φτάσει κανένας στην κορυφή με έναν από τους παλιότερους σιδηρόδρομους της Ελβετίας.
Şaşırtıcıdır, bu binalar genellikle zevk verici bir estetik yakalamayı başarmışlardır.Τα έργα αυτά είναι συνήθως μακροσκελείς αφηγήσεις περιπετείων των ηρώων.
Tüm binaları devlet yaptırır, devlet dışında kimse bina yaptıramaz.Τα πάντα στο κράτος, τίποτα εναντίον του κράτους, τίποτα έξω από το κράτος.
Bugün hizmet veren binalar, o dönemde inşa edilmiştir.Κτίρια και κήποι που σώζονται ως σήμερα, δημιουργήθηκαν την περίοδο αυτή.
Otlak bir alanı, ağacı ve hatta binaları yakmak mümkündür.Μπορούν να καταστρέψουν ολόκληρα το φύλλωμα ενός δέντρου ή και περιοχής δάσους.
Fakat bazı binalar mimariden uzak soğuk bir tasarıma sahiptir.Κάθε πλευρά του κτιρίου έχει κάποια αρχιτεκτονική σχισμή.
Manzaranın fonunda ise binalar ve mavi gökyüzü vardır.Δίπλα στη θάλασσα υπάρχουν ταβερνάκια και ενοικιαζόμενα δωμάτια με θέα το απέραντο γαλάζιο.
Şehirdeki binaların %30’u ya yıkıldı ya da ağır hasara uğradı.80% των κατοικημένων κτηρίων καταστράφηκαν τελείως ή υπέστησαν ζημιές.
Eski ve tarihi binaları içerisinde barınmaktadır.Δήμος Τριταίας, ιστορικά κτίρια.
Güney Amerika'daki bütün şirket binaları Brezilya'da bulunur.Alle eksisterende og planlagte faciliteter i Sydamerika findes i Brasilien.
Yaklaşık 42,500 bomba 300 kişinin ölümüne ve binaların % 85 zarar vermesine neden oldu.Cirka 42.500 bomber beskadigede 85 % af byens bygninger.
Bu binaların çoğu günümüzde Süveyş Kanalı'nın yöneticileri ve personeli tarafından kullanılmaktadır.Mange af bygningerne anvendes i nutiden af Suezkanalens ansatte.
Baixa limana yakın yerleşim bölgesidir ve dar ve eski sokakları ve eski koloni binaları mevcuttur.Baixa ligger ved siden af havnen og har smalle gader og gamle kolonibygninger.
Avrupa'nın en yüksek binaları arasındadır.Hotellet er blandt Bruxelles' højeste bygninger.
Şehirdeki binaların dörtte üçünün tamamen yıkıldığı bildirildi.En fjerdedel af byens bygninger blev ødelagt.
Köyde ahşap binalar vardır ve bu nedenle yangın söndürme vanası mevcuttur.Der findes tre lejrpladser i området, hvor det er muligt at tænde bål.
Binalar yıkılır.Bygningerne blev revet ned.
I. Hüsrev büyük bir imar yanlısıydı: Başkentini süsledi, yeni şehirler kurdu, yeni binalar inşa etti.Khosrau var en stor bygherre, der udvidede sin hovedstad, grundlagde nye byer og lod nye bygninger opføre.
Kurtuluş’un binaları da defalarca alevlerle baş etmek zorunda kalmıştır.Bygninger er alligevel blevet hærget af brande flere gange.
Şehrin surları ve şehirdeki binaların hepsi yıkılıp yerle bir edildi.Efter katastrofen blev alle træerne i området væltet og gravet ned.