Bunu nasıl becerebileceklerini bilmiyorlardı.Ze wisten niet hoe.
Bunu nasıl becerebileceklerini bilmiyorlardı.Δεν ήξεραν πώς να το κάνουν.
Bunu nasıl becerebileceklerini bilmiyorlardı.Они не знали как.
Bunu nasıl becerebileceklerini bilmiyorlardı.הם לא ידעו כיצד לעשות זאת.
Bunu nasıl becerebileceklerini bilmiyorlardı.لم يكونون يعرفوا كيف .
Bunu nasıl becerebileceklerini bilmiyorlardı.火の発見などは
Bunun neden işe yaradığını hala bilmiyorlar, ancak bu gerçekten müthiş.Dan mereka masih tidak tahu mengapa ia bekerja tapi itu cukup keren dan juga mereka memiliki hak patennya.
Bunun neden işe yaradığını hala bilmiyorlar, ancak bu gerçekten müthiş.Sie wissen nicht wie es funktioniert aber es ist patentiert.
Bunun neden işe yaradığını hala bilmiyorlar, ancak bu gerçekten müthiş.Y aún no saben porque funciona pero es muy interesante y tienen una patente.
Buradaki insanlar, bunu bilmiyorlar. Evet, bilmiyorlar.- Mais ici, personne ne le sait.
BURADA! onlara zarar vermeyeceğini bilmiyorlar.Aici! Ceea ce nu ştiu nu-i va durea.
BURADA! onlara zarar vermeyeceğini bilmiyorlar.¡ Espera! Ojos que no ven, corazón que no siente.
BURADA! onlara zarar vermeyeceğini bilmiyorlar.HÄR! Det de inte vet skadar dem inte.
BURADA! onlara zarar vermeyeceğini bilmiyorlar.HIER! Was die nicht wissen, wird denen nicht weh tun.
BURADA! onlara zarar vermeyeceğini bilmiyorlar.ובכן, כבודו, אני רואה שאין סיבה להסתיר זאת עוד. אני כאן לבצע עבודה. הועסקתי
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.An synové jejich mluvili od polu Azotsky, a neuměli mluviti Židovsky, ale podlé jazyku každého toho lidu.
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.A synowie ich na poły mówili po azotycku, nie umiejąc mówić po żydowsku, ale według języka swego narodu.
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.av deres barn talte halvdelen asdodittisk - de kunde ikke tale jødisk - eller et av de andre folks tungemål.
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.e seus filhos falavam no meio asdodita, e não podiam falar judaico, senão segundo a língua de seu povo.
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.그 자녀가 아스돗 방언을 절반쯤은 하여도 유다 방언은 못하니 그 하는 말이 각 족속의 방언이므로
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.Sebagian dari anak-anak mereka tidak mengerti bahasa Yahudi, melainkan bahasa Asdod atau bahasa asing lainnya
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.talte Halvdelen af børnene Asdoditisk eller et af de andre Folks Sprog, men kunde ikke tale Jødisk.
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.ובניהם חצי מדבר אשדודית ואינם מכירים לדבר יהודית וכלשון עם ועם׃
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.ونصف كلام بنيهم باللسان الاشدودي ولم يكونوا يحسنون التكلم باللسان اليهودي بل بلسان شعب وشعب.
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.他 們 的 兒 女 說 話 、 一 半 是 亞 實 突 的 話 、 不 會 說 猶 大 的 話 、 所 說 的 是 照 著 各 族 的 方 言
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.他 們的兒女 說話 、 一半 是 亞實 突的話 、 不 會說猶 大 的話 、 所 說 的 是 照著 各 族 的 方言
Çocuklar pek okula gitmemişti. İngilizce bilmiyorlardı.As crianças quase não foram para a escola.
Çok büyük bir silah, ama onu kullanmayı bilmiyorlar.Služil sem vojsko v Afriki. Logistika.
Çok büyük bir silah, ama onu kullanmayı bilmiyorlar.Służyłem w Afryce. Kwatermistrz.
CP: Evet. Ama yine de bu konuda ne düşüneceklerini bilmiyorlardı.CP: 네. 여전히 무슨 꿍꿍이가 있는지 모르지만요.
CP: Evet. Ama yine de bu konuda ne düşüneceklerini bilmiyorlardı.כ.פ: כן. הם עדיין לא יודעים מה לחשוב על זה.
CP: Evet. Ama yine de bu konuda ne düşüneceklerini bilmiyorlardı.كريستوفر: بالطبع. ومع ذلك فهم مايزالا غير قادرين على التفكير في ذلك.
CP: Evet. Ama yine de bu konuda ne düşüneceklerini bilmiyorlardı.(笑)
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.A to preto, že nepoznajú podmienky, v ktorých sa darí syntetickému šťastiu.
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.Bởi vì họ không biết những điều kiện mà hạnh phúc tổng hợp được làm ra.
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.Eftersom de inte är medvetna om de förhållanden under vilka tillverkad lycka växer.
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.Fiindcă nu cunosc condiţiile în care creşte fericirea sintetică.
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.Fordi de ikke kender de betingelser, hvorunder syntetisk lykke vokser.
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.Karena mereka tidak tau kondisi yang membuat kebahagiaan sintesis tumbuh.
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.Ker ne poznajo pogojev, pod katerimi uspeva sintetizirana sreča.
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.학생들이 행복을 만들어내는 환경을 모르기 때문에 벌어진 일입니다.
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.Koska he eivät tunne keinotekoisen onnellisuuden kasvualustaa.
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.Omdat ze niet weten onder welke omstandigheden gecreëerd geluk groeit.
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.Parce qu'ils ignorent les conditions indispensables à la fabrication du bonheur.
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.Porque não sabem em que situações aparece a felicidade sintética.
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.Porque no saben en que condiciones crece la felicidad sintética
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.Questo perché non conoscono le condizioni in cui cresce la felicità sintetica.
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.To protože neznají podmínky, za kterých roste vyrobené štěstí.
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.Weil sie die Umstände nicht kennen, unter welchen künstliche Zufriedenheit erwächst.
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.Γιατί δεν ξέρουν τις προϋποθέσεις υπό τις οποίες αναπτύσσεται η συνθετική ευτυχία.
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.Защото не знаят обстоятелствата, които подпомагат синтезирането на щастие.
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.Просто потому, что они не знают, как работает механизм синтеза счастья.
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.Тому що вони не знають умов, за яких виростає синтетичне щастя.
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.בגלל שהם לא יודעים את המצבים בהם אושר מלאכותי צומח.
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.لانهم لايعلمون اي الحالتين ستقوم السعادة المولفة بعملها
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.シェイクスピアはご存知の通り物事を一番上手く表現します
Doktorlar her bir şeyi bilmiyorlar. Erkekler hiçbir şey bilmiyorlar.Ludzie nie wiedzą wszystkiego.
Doktor, senin iyi olacağını söyledi. Tatlım! Doktorlar her bir şeyi bilmiyorlar.Tesoro, i dottori non sanno niente gli uomini non sanno niente
Dürüst olsalar bile sorunları nasıl çözeceklerini bilmiyorlar.Mereka tidak tahu bagaimana cara menyelesaikan permasalahan.
Dürüst olsalar bile sorunları nasıl çözeceklerini bilmiyorlar.Дори ако бяха искрени в намеренията си, те просто не как знаят да решават проблеми.