Ağaçları nasıl keseceğini ve devireceğini ve bunun gibi şeyleri bilmiyorlardı.והם לא יודעים איך לעבד עצים ודברים מהסוג הזה.
Ağaçları nasıl keseceğini ve devireceğini ve bunun gibi şeyleri bilmiyorlardı.وأنهم لا يعرفون كيف يقطعون الأشجار وتلك الأعمال الأخرى .
Ağaçları nasıl keseceğini ve devireceğini ve bunun gibi şeyleri bilmiyorlardı.人間社会の中で 交易と専門化を通じて
Ama burasını bilmiyorlar, bu yüzden, yok diye düşünüyorlar.Ale oni nie znają tego miejsca, ponieważ uważa się, że ono nie istnieje.
Ama burasını bilmiyorlar, bu yüzden, yok diye düşünüyorlar.Ale oni toto místo neznají, protože je považováno za neexistující.
Ama burasını bilmiyorlar, bu yüzden, yok diye düşünüyorlar.Însă ei nu ştiu de acest loc, din moment ce e considerat ca şi inexistent.
Ama burasını bilmiyorlar, bu yüzden, yok diye düşünüyorlar.Mais ils ne connaissent pas cet endroit, puisqu'il n'est pas censé exister.
Ama burasını bilmiyorlar, bu yüzden, yok diye düşünüyorlar.Nhưng chúng không biết nơi này, từ khi nó dường như không còn tồn tại nữa.
Ama burasını bilmiyorlar, bu yüzden, yok diye düşünüyorlar.Pero ellos no conocen este lugar, se lo considera como algo inexistente.
Ama burasını bilmiyorlar, bu yüzden, yok diye düşünüyorlar.Tapi mereka tak mengetahui tempat ini... ...karena tempat ini dianggap tidak ada.
Ama burasını bilmiyorlar, bu yüzden, yok diye düşünüyorlar.Toda, oni ne vedo za ta kraj, saj uradno sploh ne obstaja.
Ama burasını bilmiyorlar, bu yüzden, yok diye düşünüyorlar.Zij kennen deze plek niet, voor hen bestaat het namelijk niet.
Ama burasını bilmiyorlar, bu yüzden, yok diye düşünüyorlar.Но те не знаят за това място, колкото се отнася за съществуването му.
Ama burasını bilmiyorlar, bu yüzden, yok diye düşünüyorlar.,אבל הם לא מכירים את המקום הזה .כיוון שהוא נחשב כלא קיים
"Ama müşterilerim gerçekten istediklerini bilmiyorlar."Pero mis clientes no saben realmente lo que quieren.
Ama yine de bu konuda ne düşüneceklerini bilmiyorlardı.Aj keď ešte stále nevedia, čo si o tom myslieť.
Ama yine de bu konuda ne düşüneceklerini bilmiyorlardı.Ancora non hanno capito cosa pensarne, comunque.
Ama yine de bu konuda ne düşüneceklerini bilmiyorlardı.Bố mẹ tôi vẫn không biết nên nghĩ sao về điều đó.
Ama yine de bu konuda ne düşüneceklerini bilmiyorlardı.Cependant, ils ne savent toujours pas quoi en penser.
Ama yine de bu konuda ne düşüneceklerini bilmiyorlardı.Choć wciąż nie są pewni, co o tym myśleć.
Ama yine de bu konuda ne düşüneceklerini bilmiyorlardı.De még akkor sem tudták, hogy mit gondoljanak róla.
Ama yine de bu konuda ne düşüneceklerini bilmiyorlardı.Embora eles não saibam bem o que pensar sobre isso.
Ama yine de bu konuda ne düşüneceklerini bilmiyorlardı.Řekl bych, že pořád nevědí co si o tom mají myslet.
Ama yine de bu konuda ne düşüneceklerini bilmiyorlardı.Și totuși încă nu știau ce să creadă despre asta.
Ama yine de bu konuda ne düşüneceklerini bilmiyorlardı.Toch wisten ze niet echt wat ze daarvan moesten denken.
Ama yine de bu konuda ne düşüneceklerini bilmiyorlardı.Ακόμα δε ξέρουν τι να σκεφτούν γι'αυτό όμως.
Ama yine de bu konuda ne düşüneceklerini bilmiyorlardı.Да. Они до сих пор не знают, что и думать.
Ama yine de bu konuda ne düşüneceklerini bilmiyorlardı.Те все още не знаят какво да мислят за това обаче.
Ancak bunu nasıl yapacaklarını bilmiyorlar.Yo tengo problemas con el apio que siempre se echa a perder.
Ancak, ışık saçmıyorlar, yaratıcı düşünceden yoksunlar ve nasıl hayal kurulacağını bilmiyorlar.Ale brakuje im ikry, nie potrafią myśleć kreatywnie, wyjść poza schemat... Nie potrafią marzyć.
Ancak, ışık saçmıyorlar, yaratıcı düşünceden yoksunlar ve nasıl hayal kurulacağını bilmiyorlar.Dar le lipseste scanteia, le lipseste abilitatea de a gandi creativ si deosebit, nu mai stiu sa viseze.
Ancak, ışık saçmıyorlar, yaratıcı düşünceden yoksunlar ve nasıl hayal kurulacağını bilmiyorlar.De hiányzik belőlük a szikra, a képesség, hogy kreatívan gondolkozzanak, nem tudnak álmodni.
Ancak, ışık saçmıyorlar, yaratıcı düşünceden yoksunlar ve nasıl hayal kurulacağını bilmiyorlar.그러나 그들은 어떤 번뜩이는 섬광이 결여되어 있습니다. 창조적으로 생각하거나 틀을 벗어난 생각을 하는 능력이 부족합니다. 그들은 어떻게 꿈을 꾸는지 모릅니다. 그래서 옥스포드와 캠브리지 등의
Ancak, ışık saçmıyorlar, yaratıcı düşünceden yoksunlar ve nasıl hayal kurulacağını bilmiyorlar.Ma gli manca la scintilla, gli manca la creatività, di pensare al di fuori-- non sanno come sognare.
Ancak, ışık saçmıyorlar, yaratıcı düşünceden yoksunlar ve nasıl hayal kurulacağını bilmiyorlar.Pero les falta chispa, carecen de la habilidad de pensar creativamente, no saben soñar.
Ancak, ışık saçmıyorlar, yaratıcı düşünceden yoksunlar ve nasıl hayal kurulacağını bilmiyorlar.Але їм бракує іскорки. Бракує здатності творчо і нестандартно мислити - вони не вміють мріяти.
Ancak, ışık saçmıyorlar, yaratıcı düşünceden yoksunlar ve nasıl hayal kurulacağını bilmiyorlar.Но им липсва искра, липсва възможността да мислят творчески и да мислят извън -- те не знаят как да мечтаят.
Ancak, ışık saçmıyorlar, yaratıcı düşünceden yoksunlar ve nasıl hayal kurulacağını bilmiyorlar.そして 想像力が欠如し 夢がありません アイビーリーグや オックスフォード ケンブリッジ等の有名大学は
Ancak neredeyse tamamen başarısız oldular. Bunu nasıl becerebileceklerini bilmiyorlardı.Но се проваляли в това почти всеки път, защото не знаели как.
- Arkadaşların zevklerini hiç bilmiyorlarmış.- A barátaidnak nincs túl jó ízlésük, igaz?
- Arkadaşların zevklerini hiç bilmiyorlarmış. - O kadar da haksızlık etme!Je vrienden hebben geen te goede smaak, hé?
- Arkadaşların zevklerini hiç bilmiyorlarmış. - O kadar da haksızlık etme! Mesela, şuna bak.?חבריך אינם בעלי סגנון, מה .זה לא הוגן -
- Arkadaşların zevklerini hiç bilmiyorlarmış. - O kadar da haksızlık etme!بعض الناس ما زالوا يعطونك كتب هل طلبي وقح جدا؟
- Arkadaşların zevklerini hiç bilmiyorlarmış.Si no, no hace falta que nos veamos más. - Tus amigos no tienen mucho gusto, ¿no?
- Arkadaşların zevklerini hiç bilmiyorlarmış.Sinon on n'a plus à se voir. - Vos amis n'ont que peu de goût, non?
- Arkadaşların zevklerini hiç bilmiyorlarmış.- Sunt unii care ţi-au adus tot cărţi.
- Arkadaşların zevklerini hiç bilmiyorlarmış.Иначе нам лучше не видеться. - Твои друзья не отличаются хорошим вкусом.
Artık ne yapacaklarını bilmiyorlar mı?Cos'è? Non sanno più cosa inventarsi?
Artık ne yapacaklarını bilmiyorlar mı?Ja não sabem o que inventar?
Artık ne yapacaklarını bilmiyorlar mı?¿Ya no saben qué inventar?
Aynı şeyin olduğunu bilmiyorlardı.Ei nu ştiau că acelaşi lucru se întâmpla.
Aynı şeyin olduğunu bilmiyorlardı. İçlerinden biri bununla ilgili düşünüp şöyle dedi:Jeden z nich nad tým porozmýšľal a povedal:
Aynı şeyin olduğunu bilmiyorlardı. İçlerinden biri bununla ilgili düşünüp şöyle dedi:그들은 똑같은 일이 일어났던 것을 몰랐습니다.
Aynı şeyin olduğunu bilmiyorlardı. İçlerinden biri bununla ilgili düşünüp şöyle dedi:שאותו דבר קורה. אז אחד מהם חשב על זה
Aynı şeyin olduğunu bilmiyorlardı. İçlerinden biri bununla ilgili düşünüp şöyle dedi:بأن نفس الشيء كان يحدث. لذا فكر بذلك أحدهم
Aynı şeyin olduğunu bilmiyorlardı. İçlerinden biri bununla ilgili düşünüp şöyle dedi:"貝殻が海水から自動的に起こる結晶 つまり自己組織化式にできるのであれば
Aynı şeyin olduğunu bilmiyorlardı.Ils ne savaient pas que la même chose se produisait.
Aynı şeyin olduğunu bilmiyorlardı.Mereka tidak tahu bahwa hal yang sama sedang terjadi.
Aynı şeyin olduğunu bilmiyorlardı.Nem tudták, hogy ugyanaz a folyamat megy végbe.
Aynı şeyin olduğunu bilmiyorlardı.Nie zdawali sobie sprawy, że to był ten sam proces.