Bununla birlikte şehrin kurulduğu yılı bilmiyorlardı.Người ta không rõ ngày thành lập thành phố.
Hiçbir umut kalmadı, halk dehşet içinde, insanlar ne yapacaklarını bilmiyorlar" dedi.「貞やんを(落語界で)知らぬ者はいない。
Bununla birlikte şehrin kurulduğu yılı bilmiyorlardı.築城年、廃城年ともに不明。
Orada yetişen birçok bitkiyi nasıl yetiştireceklerini ve pişireceklerini bilmiyorlardı.儘管他們並未知道,造成這結果的原因是在於相關植物包含果膠。
Hiçbir umut kalmadı, halk dehşet içinde, insanlar ne yapacaklarını bilmiyorlar" dedi.玫浮躁有才辩,临漳人士无不诣之。
Cesetlerin yerini dahi bilmiyorlardı.人们都不知道她们的遗体所在。
İlk gelen gruplar kendilerinin tüm yiyeceklerini yetiştireceklerini bilmiyorlardı.對他們而言,這還是他們第一次不能全部達成共識,樂團一度瀕臨解散。
Libyalı muhalifler ne yaptıklarını bilmiyorlar.連斯雷普尼爾小隊的隊員都不知道其真身。
İlk gelen gruplar kendilerinin tüm yiyeceklerini yetiştireceklerini bilmiyorlardı.언제 처음으로 입궁하였는지는 알 수 없으며, 다만 처음에는 그 호를 경흥원주(景興院主)라고 하였다.
Orada yetişen birçok bitkiyi nasıl yetiştireceklerini ve pişireceklerini bilmiyorlardı.그러나, 유전자와 같은 유전 정보가 어떤 방식으로 DNA에 담겨 있는 지와 같은 것은 밝혀내지 못하였다.
Hiçbir umut kalmadı, halk dehşet içinde, insanlar ne yapacaklarını bilmiyorlar" dedi.안사고는 무제 때의 인물인 위불해와 같은 인물이라고 주장하였으나, 근거는 알 수 없다.
Sakar ve beceriksiz, ateşi bilmiyorlar.성급하지 않고 기민하며 피로를 모른다.
Bununla birlikte şehrin kurulduğu yılı bilmiyorlardı.לא ניתן לציין בוודאות את השנה בה הוקמה העיר.
Cesetlerin yerini dahi bilmiyorlardı.Vlastné miesto na pochovávanie mŕtvych nemali.
Belli ki bu marşı bilmiyorlardı.Te vrednosti verjetno niso poznali.
Moğollar mumyalama tekniğini bilmiyorlardı.Etruščani niso izumili svojih dekorativnih tehnik.
Onlar hiçbir şey bilmiyorlar.Jie nieko nežino.
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.A boli obidvaja nahí, Adam i jeho žena a nehanbili sa.
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.A byli oboje nadzy, Adam i żona jego; a nie wstydzili się.
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.Bila sta pa oba naga, Adam in žena njegova, a ni ju bilo sram.
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.Byli pak oba dva nazí, Adam i žena jeho, a nestyděli se.
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.E ambos estavam nus, o homem e sua mulher; e não se envergonhavam.
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.Estaban ambos desnudos, el hombre y su mujer, y no se avergonzaban
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.Hoewel de man en de vrouw allebei naakt waren, hinderde hen dat niet, want zij kenden geen schaamte.
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.Ja he olivat molemmat, mies ja hänen vaimonsa, alasti eivätkä hävenneet toisiansa.
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.아담과 그 아내 두 사람이 벌거벗었으나 부끄러워 아니하니라
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.Laki-laki dan perempuan itu telanjang, tetapi mereka tidak merasa malu
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.L`homme et sa femme étaient tous deux nus, et ils n`en avaient point honte.
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.Och mannen och hans hustru voro båda nakna och blygdes icke för varandra.
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.Og de var begge nøgne, både Adam og hans Hustru, men de bluedes ikke.
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.Og de var nakne både Adam og hans hustru, men bluedes ikke.
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.Omul şi nevasta lui erau amîndoi goi, şi nu le era ruşine.
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.Ora tutti e due erano nudi, l'uomo e sua moglie, ma non ne provavano vergogna
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.Und sie waren beide nackt, der Mensch und das Weib, und schämten sich nicht.
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.Vả , A-đam và vợ , cả hai đều trần_truồng , mà chẳng hổ_thẹn .
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.Vả, A-đam và vợ, cả hai đều trần truồng, mà chẳng hổ thẹn.
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.Valának pedig mindketten mezítelenek, az ember és az õ felesége, és nem szégyenlik vala.
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.Ησαν δε και οι δυο γυμνοι, ο Αδαμ και η γυνη αυτου, και δεν ησχυνοντο.
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.А и двамата, човекът и жена му бяха голи и не се срамуваха.
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.И были оба наги, Адам и жена его, и не стыдились.
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.ויהיו שניהם ערומים האדם ואשתו ולא יתבששו׃
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.وكانا كلاهما عريانين آدم وامرأته وهما لا يخجلان
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.當 時 夫 妻 二 人 、 赤 身 露 體 、 並 不 羞 恥
Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.當時 夫妻 二 人 、 赤身 露體 、 並不羞恥
Ağaçları nasıl keseceğini ve devireceğini ve bunun gibi şeyleri bilmiyorlardı.A nevedia ani ťažiť drevo a podobné veci.
Ağaçları nasıl keseceğini ve devireceğini ve bunun gibi şeyleri bilmiyorlardı.Dan mereka tidak tahu bagaimana menebang pohon dan hal-hal seperti itu.
Ağaçları nasıl keseceğini ve devireceğini ve bunun gibi şeyleri bilmiyorlardı.E não sabem como derrubar árvores e esse tipo de coisas.
Ağaçları nasıl keseceğini ve devireceğini ve bunun gibi şeyleri bilmiyorlardı.Et ils ne savent pas comment abattre des arbres et ce genre de chose.
Ağaçları nasıl keseceğini ve devireceğini ve bunun gibi şeyleri bilmiyorlardı.그리고 그들은 나무를 베어나는 방법 등을 잘 모릅니다.
Ağaçları nasıl keseceğini ve devireceğini ve bunun gibi şeyleri bilmiyorlardı.Nie wiedzą jak ścinać drzewa itp.
Ağaçları nasıl keseceğini ve devireceğini ve bunun gibi şeyleri bilmiyorlardı.Non sa tagliare gli alberi e via dicendo.
Ağaçları nasıl keseceğini ve devireceğini ve bunun gibi şeyleri bilmiyorlardı.Of niet weten niet hoe bomen te vellen en dat soort dingen.
Ağaçları nasıl keseceğini ve devireceğini ve bunun gibi şeyleri bilmiyorlardı.Og de ved ikke, hvordan man fælder træer og den slags ting.
Ağaçları nasıl keseceğini ve devireceğini ve bunun gibi şeyleri bilmiyorlardı.Și nu știu cum să doboare copaci și lucruri de genul ăsta.
Ağaçları nasıl keseceğini ve devireceğini ve bunun gibi şeyleri bilmiyorlardı.Und sie wissen nicht, wie man Bäume fällt und all diese Dinge.
Ağaçları nasıl keseceğini ve devireceğini ve bunun gibi şeyleri bilmiyorlardı.Và họ không biết cách đốn cây và những việc đại loại vậy.
Ağaçları nasıl keseceğini ve devireceğini ve bunun gibi şeyleri bilmiyorlardı.Y no saben cómo talar árboles y ese tipo de cosas.
Ağaçları nasıl keseceğini ve devireceğini ve bunun gibi şeyleri bilmiyorlardı.Και δεν ξέρουν πώς να κόψουν τα δέντρα και τέτοια πράγματα.
Ağaçları nasıl keseceğini ve devireceğini ve bunun gibi şeyleri bilmiyorlardı.И не знаят как да секат дървета и неща от този сорт.
Ağaçları nasıl keseceğini ve devireceğini ve bunun gibi şeyleri bilmiyorlardı.И они не знают, как валить деревья, и вещи такого рода.