Fakat çokları bilmiyorlar."But most of them know not.
De ki: "Hamt Allah'adır!" Ama onların çokları bilmiyorlar.Say, "[All] praise is [due] to Allah "; but most of them do not know.
Artık ne yapacaklarını bilmiyorlar mı?They don’t know what to make up anymore?
Başka seçenekleri yok ve dışarıda nasıl davranacaklarını bilmiyorlar." dedi.They have no other choice and do not know how to behave outside," he said.
Gazeteciler çalıştıkları kuruluşun kimin olduğunu her zaman bilmiyorlar.Journalists do not always know who owns the publication for which they work.
Sugarev, "İnsanlar özgürlüğe sahip oldu fakat onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar" dedi."People got their freedom, but they don't know what to do with it," he added.
Bean klanı o kadar gizliydi ki, köylüler yakınlarda yaşayan katilleri bilmiyorlardı.The Bean clan was so secretive that the villagers were unaware of the murderers living nearby.
"İnsanlar filme başlayana kadar bir film yaptığımızı bilmiyorlardı.""People didn't know we were making a movie until filming started."
Luka 23:34; Baba, onları bağışla, çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar.Luke 23:34: Father, forgive them, for they know not what they do.
Bütün hayvanlar dumanı görebiliyordu ama ateşe nasıl gideceklerini bilmiyorlardı.All the animals could see the smoke but they didn’t know how to get to the fire.
Yeni inançları ve hatta Sünnilik hakkında hiçbir şey bilmiyorlardı.They did not know anything about their new faith, or even concerning Sunnism.
Onları affet, zira onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar.Vergib ihnen, denn sie wissen nicht, was sie tun.
Kim olduğumu bilmiyorlar.Sie wissen nicht, wer ich bin.
İlk gelen gruplar kendilerinin tüm yiyeceklerini yetiştireceklerini bilmiyorlardı.Dort sind sie nicht als First Nation anerkannt, doch bemühen sie sich darum.
Cesetlerin yerini dahi bilmiyorlardı.Ich fragte, was das für Leichen waren.
Onlar Tom'un gidip gitmediğini bilmiyorlar.Ils ne savent pas si Tom vient.
Sakar ve beceriksiz, ateşi bilmiyorlar.Maladroits et malhabiles, ils ne connaissent pas le feu.
Moğollar mumyalama tekniğini bilmiyorlardı.Les Amérindiens ne connaissaient pas les techniques de la métallurgie.
Japon olduğumu bilmiyorlar.No saben que soy japonés.
Onlar onu nasıl yapacaklarını bilmiyorlar.No saben cómo hacerlo.
Onlar onunla ne yapacaklarını bilmiyorlardı.Ellas no sabían qué hacer con él.
Hiçbir şey bilmiyorlar.No saben nada.
Müzik otoriteleri bile ne yorum yazabileceklerini bilmiyorlardı.Ni ellos sabían qué vocales poner.
Libyalı muhalifler ne yaptıklarını bilmiyorlar.Los padres de Alicia no saben lo que ocurre.
Onlar benim adımı bilmiyorlar.Loro non sanno come mi chiamo.
Ne bulduklarını bilmiyorlardır, ama uğrunda ölünecek bir şey olduğunu düşünürer.Nessuno sa cosa gli sia accaduto ma generalmente si assume che sia morto.
Wright Kardeşler artık uçabilen bir uçak yapmışlardı ama onu nasıl uçuracaklarını bilmiyorlardı.A questo punto gli investigatori sapevano come si era distrutto l'aereo, ma non sapevano per quale causa.
Japon olduğumu bilmiyorlar.Они не знают, что я японец.
Tanrım, onları bağışla; zira onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar.Отче, прости им, ибо не знают, что делают.
Müslümanlar Kuran'da sözü edilen firavunun gerçek adını bilmiyorlar.Мусульмане не знают настоящего имени фараона, упомянутого в Коране.
İlk gelen gruplar kendilerinin tüm yiyeceklerini yetiştireceklerini bilmiyorlardı.Из прежних царей ни один не знал местонахождение (стелы) своих „лесных воинов“.
İlk başta, gönüllü olarak gelen askerle hiçbir şey bilmiyorlardı.Сначала Добровольческая армия комплектовалась исключительно добровольцами.
Sakar ve beceriksiz, ateşi bilmiyorlar.Симпатичные интеллигенты, но без дерзости и огня.
Karakterin 3 boyutlu modeli çizilirken animatörler Bart'ın saçını nasıl göstereceklerini bilmiyorlardı.عندما رسُم نموذج الأبعاد الثلاثية للشخصيات فإن الرسامين لم يعرفوا كيفية ظهور شعر بارت.
Orada yetişen birçok bitkiyi nasıl yetiştireceklerini ve pişireceklerini bilmiyorlardı.ولم يعرف من قبائل معد ملك بعدهما ومعد ينتسب لها ربيعة ومضر.
Moğollar mumyalama tekniğini bilmiyorlardı.يبدو أن القردة الكبيرة لا تتعلم عن طريق المحاكاة.
Ne bulduklarını bilmiyorlardır, ama uğrunda ölünecek bir şey olduğunu düşünürer.لا يعرف حقاً ما حدث للطاقم، ولكن يقال أنهم ماتوا من المرض.
Adresimi bilmiyorlar.لا يعرفون عنواني
Libyalı muhalifler ne yaptıklarını bilmiyorlar.Não se sabe a quais povos Lívio está fazendo referência.
Müzik otoriteleri bile ne yorum yazabileceklerini bilmiyorlardı.Até porque nem mesmo os próprios músicos sabem e preveem.
Tom ve Mary ne yapacaklarını bilmiyorlar.Tom e Mary não sabem o que vão fazer.
Sakar ve beceriksiz, ateşi bilmiyorlar.Kibbel zonder boosheid en zonder vuur.
Belli ki bu marşı bilmiyorlardı.Daar was hun merk echter niet bekend.
Şehri, konuşulan dili ve neyi nerede arayacaklarını bilmiyorlar.Ook over de taal die ze spraken en over hun afkomst is weinig bekend.
İlk gelen gruplar kendilerinin tüm yiyeceklerini yetiştireceklerini bilmiyorlardı.Vilka de första invånarna (med det obegripliga språket) var, är inte utrett, liksom varifrån dessa kom.
Cesetlerin yerini dahi bilmiyorlardı.Han angav även var kropparna fanns.
Ne bulduklarını bilmiyorlardır, ama uğrunda ölünecek bir şey olduğunu düşünürer.Han vet inte vad han är rädd för, däremot vet han att rädslan en dag kommer skrämma livet ur honom.
Libyalı muhalifler ne yaptıklarını bilmiyorlar.Приголомшені греки не знали, що робити.
Moğollar mumyalama tekniğini bilmiyorlardı.Муїски не застосовували техніки золочення.
Onlar onu nasıl yapacaklarını bilmiyorlar.Вони не знають, як це зробити.
Onlar Allah ile kul arasına girilmeyeceğini bilmiyorlar mı?Чи вони не знають, що між Господом та його рабом посередників не буває?
Onlar İngilizce bilmiyorlar.Вони не знають англійської.
Libyalı muhalifler ne yaptıklarını bilmiyorlar.Takže my, blbci, nevíme, oč jim kráčí.
Mahallenin yaşlıları da köye kesinlik veren tarihi bilmiyorlardır.Locuitorii din sat nu pot preciza exact asupra momentului constituirii satului.
Ne bulduklarını bilmiyorlardır, ama uğrunda ölünecek bir şey olduğunu düşünürer.Nu se știe exact ce s-a întâmplat cu echipajul, dar se crede că au murit de pe urma unei îmbolnăviri.
Bununla birlikte şehrin kurulduğu yılı bilmiyorlardı.A város alapításának éve nem ismert.
Libyalı muhalifler ne yaptıklarını bilmiyorlar.Väärennetyn teoksen ostajat eivät tiedä mitä tehdä.
Libyalı muhalifler ne yaptıklarını bilmiyorlar.Οι ντόπιοι λευκοί δεν ήξεραν τι να κάνουν με αυτήν.
Karakterin 3 boyutlu modeli çizilirken animatörler Bart'ın saçını nasıl göstereceklerini bilmiyorlardı.Mens de udformede en 3D-model af figurene, vidste animatorerne ikke hvordan de skulle vise Barts hår.
Hiçbir umut kalmadı, halk dehşet içinde, insanlar ne yapacaklarını bilmiyorlar" dedi.Tak seorang pun dapat menjawab; mereka sangat ketakutan dan tidak tahu apa yang harus dilakukan.