Adem de, karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.And they were both naked: to wit, Adam and his wife: and were not ashamed.
Onun gençliğinde nasıl zorluklar yaşadığını bilmiyorlar.They don't know what difficulties he went through in his youth.
Arabalarının nerede olduğunu bilmiyorlardı.They didn't know where their cars were.
Askerler diplomatik bir olay kaçınılmaz olabileceğinden ne yapacaklarını bilmiyorlardı.The protagonists did not know what to do since a diplomatic episode could be inevitable.
İlk gelen gruplar kendilerinin tüm yiyeceklerini yetiştireceklerini bilmiyorlardı.But they were not remote at all to the men who first made and enjoyed the tales".
Orada yetişen birçok bitkiyi nasıl yetiştireceklerini ve pişireceklerini bilmiyorlardı.Nor did they know how to make Nails, or use them, but tied all their timber with Cords of Hemp.
Bununla birlikte şehrin kurulduğu yılı bilmiyorlardı.However, she herself had no connection to the land upon which the city was built.
İlk başta, gönüllü olarak gelen askerle hiçbir şey bilmiyorlardı.Initially, the strategy for the volunteer corps was not clear.
Belli ki bu marşı bilmiyorlardı.Unfortunately, we did not know that without the TO's.
İnsanlar ne yapacaklarını bilmiyorlardı çünkü bu seçenek daha önce onlara sunulmamıştı.People didn't know what to do because they had never been presented with the option before.
Çünkü sentetik mutluluğun oluştuğu şartları bilmiyorlar.Because they do not know the conditions under which synthetic happiness grows.
Yani alınlarının nasıl boyandığını bilmiyorlar.So they really don't know what's on their forehead.
Hangi tür bakteriyle uğraştıklarını bilmiyorlar.It doesn't know what type of bacteria it's dealing with.
Tüketici davranışlarını değiştirmek zordur çünkü bütün bunların maliyetlerini bilmiyorlar.It's hard to change consumer behavior because consumers don't know how much this stuff costs.
Onlar üslü sayının ne demek olduğunu aslında bilmiyorlar, fakat bu üslü bir sayı.They don't really know what exponential means, but this is exponential.
Dürüst olsalar bile sorunları nasıl çözeceklerini bilmiyorlar.Even if they were sincere, they don't know how to solve problems.
Yaşadıklarını karşılaştıracakları başka bir hayat bilmiyorlar zaten.They have nothing to compare it to.
İnsanlar ne istediklerini bilmiyorlar!People don't know what they want!
Bu çocuklar hiçbir şey bilmiyorlar. --Megch, my Pokemans.
İngilizce bilmiyorlardı.They didn't know any English. They've never seen a computer before.
Ve de Internet'in ne olduğunu bilmiyorlardı.And they didn't know what the Internet was.
Ne yaptıklarını tam olarak bilmiyorlardı.They didn't know exactly what they were doing.
Kimse nerede olduklarını bilmiyorlar.Nobody knows where they are.
- Arkadaşların zevklerini hiç bilmiyorlarmış.- Your friends don't have much taste, do they?
Bunu nasıl becerebileceklerini bilmiyorlardı.They didn't know how to.
Ama yine de bu konuda ne düşüneceklerini bilmiyorlardı.They still didn't know what to think of that though.
Nancy Pelosi, Harry Reid, ne konuştuklarını bilmiyorlar.Nancy Pelosi, Harry Reid, they don't know what they're talking about.
Neler döndüğünü bilmiyorlar, nasıl kontrol ediklerinin farkında değiller.They don't know what's going on and they don't know how they are being manipulated.
Ve bilmiyorlardı bile.And they didn't even know.
Wikipedia hakkında hiçbirşey bilmiyorlar.They know nothing about Wikipedia.
Sizin hakkınızda hiçbir şey bilmiyorlar, hem de hiç.They know nothing whatsoever about you.
Hayır, cidden çok antisosyallerdi, ve sanat hakkında birşey bilmiyorlardı.No, they were really big geeks, and they didn't know much about art.
Transistörün ne olduğunu bilmiyorlar.They can't say what it is. They don't know what a transistor is.
Kapasitörün ne olduğunu bilmiyorlar.They don't know what a capacitor is.
Vakum tübünü bilmiyorlar.They don't know what a vacuum tube is.
Kuşlar, uçmayı içgüdü yoluyla bilmiyorlarA bird does not know how to fly instinctively.
Bunun neden işe yaradığını hala bilmiyorlar, ancak bu gerçekten müthiş. Patentini de almışlar.But in the end it's all about the tricorder.
Onlar bilmiyorlar.[laughter]
Gerçekten ama gerçekten trafik sıkışıklığı nedir bilmiyorlar.They never, literally, get stuck in traffic.
Ve bunu bilmiyorlardı.And they didn't know that.
Aynı şeyin olduğunu bilmiyorlardı.They didn't know that the same thing was happening.
Onun hakkında pek bir şey bilmiyorlar.We don't really know very much about it.
Buradaki insanlar, bunu bilmiyorlar.The people here don't know that
Evet, bilmiyorlar.No, they don't
Hiç bir şey bilmiyorlar."They don't know anything."
Bu günkü ufaklıklar artık CD ne demek onu bile bilmiyorlar!! Delice.Young kids, these days, they don't even know what a CD is!!
Kendileri de nasıl yapılacağını bilmiyorlar.They don't have it.
Kim olduklarını bilmiyorlar.They don't know who they are.
Sevgi hiçbir şeydi. Sevginin ne demek olduğunu bilmiyorlar.It was nothing; they don't know what love is.
Yani dğer oyuncunun hangi kurallarla oynadığını bilmiyorlar.So they don't know the rules the other person's playing by.
Ben çok yavaş başladım ve benim yetenekli olup olmadığımı 3-4 yıl sonrasına kadar bilmiyorlardı.I began very slowly, and they did not know if I was talented until after 3-4 years.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.The villagers thought she was cursed; they didn't know what to do with her.
Kim olduğumuzu bilmiyorlar ve bu umurlarında da değil.They don't know who we are and they don't care.
Nelerin yapılamayacak olduğunu bilmiyorlardı.They didn't know what couldn't be done.
Hayvanlar çok derin bir uykudalar, uykuda olduklarını bilmiyorlar.Animals are in a deep sleep, they don't know that they are.
Kızlarını bilmiyorlarmış gibi..Why don't they know their daughter?
Sorun şuydu ki Scud fırlatıcılarının nerede olduğunu bilmiyorlardı.The issue was they didn't know where the Scud launchers were.
Tatlım! Doktorlar her bir şeyi bilmiyorlar.Honey, the doctors don't know a thing.
Erkekler hiçbir şey bilmiyorlar.Men don't know anything.
Ama burasını bilmiyorlar, bu yüzden, yok diye düşünüyorlar.But they don't know this place since it's considered to be nonexistent