Bir çok bilinmeyen var, ve siz sıkça olmayan birşeyden başka birşey bilmezsiniz.Υπάρχουν πολλά άγνωστα, που συχνά δεν γνωρίζουμε τι, παρά μόνο την απουσία τους.
Bir çok bilinmeyen var, ve siz sıkça olmayan birşeyden başka birşey bilmezsiniz.Є багато чого невідомого, часом все, що ви знаєте, це лиш те, що чогось бракує.
Bir çok bilinmeyen var, ve siz sıkça olmayan birşeyden başka birşey bilmezsiniz.Има много неизвестни и много често не знаете какво е освен, че го няма.
Bir çok bilinmeyen var, ve siz sıkça olmayan birşeyden başka birşey bilmezsiniz.Многое неизвестно, и порой все, что вы знаете, так это то, что чего-то нет.
Bir çok bilinmeyen var, ve siz sıkça olmayan birşeyden başka birşey bilmezsiniz.זה הרבה לא ידוע, ולעיתים קרובות אינך יודעת מה הדבר אלא בכך שהוא נעדר.
Bir çok bilinmeyen var, ve siz sıkça olmayan birşeyden başka birşey bilmezsiniz.هناك الكثير من المجهول ولا تعرف ما هو المتوقع عند غيابها.
Bir çok bilinmeyen var, ve siz sıkça olmayan birşeyden başka birşey bilmezsiniz.しかし、このように連想すると、
Bir diplomat nasıl görgü kurallarını bilmez?Comment un diplomate peut-il n'avoir aucun savoir-vivre ?
Bir diplomat nasıl görgü kurallarını bilmez?Egy diplomata hogyhogy nem ismeri az etikettet?
Bir diplomat nasıl görgü kurallarını bilmez?Πως γίνεται ένας διπλωμάτης να μην ξέρει πως να φερθεί;
Bir diplomat nasıl görgü kurallarını bilmez?كيف لدبلوماسي الا يعرف اداب التعامل؟
Bir kişi yeteneklidir dediklerinde, bu yeteneğin nasıl ortaya çıktığını hiç bilmezler.No tengo idea de como esto ocurre
Biz korku içinde kalakalmış ne yapacağımızı bilmezken bazıları,우리가 두려움과 안일함에 빠져 있을때
Biz korku içinde kalakalmış ne yapacağımızı bilmezken bazıları,On s'est déjà trouvé dans ce cas, paralysés par la peur, paralysés jusqu'à l'inaction,
Biz korku içinde kalakalmış ne yapacağımızı bilmezken bazıları,היינו פה בעבר, משותקים מפחד, משותקים עד חוסר מעש,
Biz korku içinde kalakalmış ne yapacağımızı bilmezken bazıları,الشلل ونحن لقد تم هنا من قبل، بسبب الخوف والشلل في التقاعس عن العمل،
Biz korku içinde kalakalmış ne yapacağımızı bilmezken bazıları,何人かが-多分この部屋にいるどなたかが- 突破口を開き
Böyle bir kavramın varlığını dahi bilmezler.Eles nem sabem que existe tal coisa.
Böyle bir kavramın varlığını dahi bilmezler.Nevědí ani, že něco takového je.
Böyleleri anlamaz, bilmez. Çünkü gözleri de zihinleri de öylesine kapalı ki, Görmez, anlamazlar.Ei nu pricep şi nu înţeleg, căci li s'au lipit ochii, ca să nu vadă, şi inima, ca să nu înţeleagă.
Böyleleri anlamaz, bilmez. Çünkü gözleri de zihinleri de öylesine kapalı ki, Görmez, anlamazlar.그들이 알지도 못하고 깨닫지도 못함은 그 눈이 가리워져서 보지못하며 그 마음이 어두워져서 깨닫지 못함이라
Böyleleri anlamaz, bilmez. Çünkü gözleri de zihinleri de öylesine kapalı ki, Görmez, anlamazlar.Nem tudnak és nem értenek, mert bekenvék szemeik és nem látnak, és szívök nem eszmél.
Böyleleri anlamaz, bilmez. Çünkü gözleri de zihinleri de öylesine kapalı ki, Görmez, anlamazlar.Ne spoznajo in ne razvidijo; zakaj zalepil jim je oči, da ne vidijo, in srca, da ne umejo.
Böyleleri anlamaz, bilmez. Çünkü gözleri de zihinleri de öylesine kapalı ki, Görmez, anlamazlar.Nevedia ani nechápu, lebo zaslepil ich oči, aby nevideli, ich srdcia, aby nerozumeli.
Böyleleri anlamaz, bilmez. Çünkü gözleri de zihinleri de öylesine kapalı ki, Görmez, anlamazlar.Neznají ani soudí, proto že zaslepil oči jejich, aby neviděli, a srdce jejich, aby nerozuměli.
Böyleleri anlamaz, bilmez. Çünkü gözleri de zihinleri de öylesine kapalı ki, Görmez, anlamazlar.Những người ấy không biết và không suy xét; vì mắt họ nhắm lại để đừng thấy, lòng họ lấp đi để đừng hiểu.
Böyleleri anlamaz, bilmez. Çünkü gözleri de zihinleri de öylesine kapalı ki, Görmez, anlamazlar.Những người ấy không biết và không suy_xét ; vì mắt họ nhắm lại để đừng thấy , lòng họ lấp đi để đừng hiểu .
Böyleleri anlamaz, bilmez. Çünkü gözleri de zihinleri de öylesine kapalı ki, Görmez, anlamazlar.Nie wiedzą, ani rozumieją, przeto, że Bóg zaślepił oczy ich, aby nie widzieli, i serca ich, aby nie rozumieli.
Böyleleri anlamaz, bilmez. Çünkü gözleri de zihinleri de öylesine kapalı ki, Görmez, anlamazlar.No conocen ni entienden; porque sus ojos están tapados para no ver; también su corazón, para no comprender
Böyleleri anlamaz, bilmez. Çünkü gözleri de zihinleri de öylesine kapalı ki, Görmez, anlamazlar.Non sanno né comprendono; una patina impedisce agli occhi loro di vedere e al loro cuore di capire
Böyleleri anlamaz, bilmez. Çünkü gözleri de zihinleri de öylesine kapalı ki, Görmez, anlamazlar.Sungguh bodohlah orang-orang seperti itu! Mereka menutup mata dan hati mereka sehingga tidak mengerti apa-apa
Böyleleri anlamaz, bilmez. Çünkü gözleri de zihinleri de öylesine kapalı ki, Görmez, anlamazlar.Не знают и не разумеют они: Он закрыл глаза их, чтобы не видели, и сердца их, чтобы не разумели.
Böyleleri anlamaz, bilmez. Çünkü gözleri de zihinleri de öylesine kapalı ki, Görmez, anlamazlar.Те не знаят нито разсъждават; Защото са замазани очите им, за да не гледат, И сърцата им-за да не разбират:
Böyleleri anlamaz, bilmez. Çünkü gözleri de zihinleri de öylesine kapalı ki, Görmez, anlamazlar.לא ידעו ולא יבינו כי טח מראות עיניהם מהשכיל לבתם׃
Böyleleri anlamaz, bilmez. Çünkü gözleri de zihinleri de öylesine kapalı ki, Görmez, anlamazlar.لا يعرفون ولا يفهمون لانه قد طمست عيونهم عن الابصار وقلوبهم عن التعقل.
Böyleleri anlamaz, bilmez. Çünkü gözleri de zihinleri de öylesine kapalı ki, Görmez, anlamazlar.他 們 不 知 道 、 也 不 思 想 、 因 為 耶 和 華 閉 住 他 們 的 眼 不 能 看 見 、 塞 住 他 們 的 心 不 能 明 白
Böyleleri anlamaz, bilmez. Çünkü gözleri de zihinleri de öylesine kapalı ki, Görmez, anlamazlar.他 們 不知道 、 也 不 思想 、 因為 耶和華 閉住 他 們 的 眼 不 能 看見 、 塞住 他 們 的 心不 能 明白
Brezhnev kuklalarını yakardık, o zamanlar ne anlama geldiğini bile bilmezdim. Ama bu benim öz coğrafyam.De ez a saját földrajzom.
Brezhnev kuklalarını yakardık, o zamanlar ne anlama geldiğini bile bilmezdim. Ama bu benim öz coğrafyam.Însă asta e geografia sinelui meu.
Brezhnev kuklalarını yakardık, o zamanlar ne anlama geldiğini bile bilmezdim. Ama bu benim öz coğrafyam.Но това е географията на себе си.
Brezhnev kuklalarını yakardık, o zamanlar ne anlama geldiğini bile bilmezdim.또, 의미도 모른 채 브레즈네프의 초상에 불을 지르기도 했습니다.
Brezhnev kuklalarını yakardık, o zamanlar ne anlama geldiğini bile bilmezdim.Niech żyje Afganistan" i bezmyślnie palonymi podobiznami Breżniewa.
Brezhnev kuklalarını yakardık, o zamanlar ne anlama geldiğini bile bilmezdim.ושורפים דמויות של ברזנייב עוד לפני שידעתי מה זה אומר.
Brezhnev kuklalarını yakardık, o zamanlar ne anlama geldiğini bile bilmezdim.وحرق دمى بريجنيف قبل أن أعرف ما تعنيه حتى.
Brezhnev kuklalarını yakardık, o zamanlar ne anlama geldiğini bile bilmezdim.しかし これが私の アイデンティティなんです
Bu durumda, yemeğin kusmaya neden olmadığını biliriz, ama vücudumuz bunu bilmezDans ce cas, nous savons que la nourriture n'a pas causé le vomissement, mais notre corps ne le sait pas.
Bu durumda, yemeğin kusmaya neden olmadığını biliriz, ama vücudumuz bunu bilmezEn este caso, sabemos que el alimento no provocó el vómito, pero nuestro cuerpo no lo sabe.
Bu durumda, yemeğin kusmaya neden olmadığını biliriz, ama vücudumuz bunu bilmezIn dat geval weet jij wel dat het eten niet de oorzaak is van het overgeven, maar je lichaam weet dat niet.
Bu durumda, yemeğin kusmaya neden olmadığını biliriz, ama vücudumuz bunu bilmezIn questo caso, sappiamo che tale cibo non ci ha causato il vomito, ma i nostri corpi non lo sanno.
Bu durumda, yemeğin kusmaya neden olmadığını biliriz, ama vücudumuz bunu bilmez이 경우, 우리는 그 음식이 구토를 일으키지 않았다는 것을 알고 있지만, 우리의 몸은 그 사실을 알지 못합니다.
Bu durumda, yemeğin kusmaya neden olmadığını biliriz, ama vücudumuz bunu bilmezNeste caso, sabemos que a comida não causou o vómito, mas os nossos corpos não sabem isso.
Bu durumda, yemeğin kusmaya neden olmadığını biliriz, ama vücudumuz bunu bilmezWiemy, że to nie jedzenie wywołało wymioty, ale nasz organizm tego nie wie.
Bu durumda, yemeğin kusmaya neden olmadığını biliriz, ama vücudumuz bunu bilmezВ този случай знаем, че храната не е предизвикала повръщането, но нашето тяло не го знае.
Bu durumda, yemeğin kusmaya neden olmadığını biliriz, ama vücudumuz bunu bilmezМы знаем, что эта еда не была причиной рвоты, но наше тело этого не знает.
Bu durumda, yemeğin kusmaya neden olmadığını biliriz, ama vücudumuz bunu bilmezבמקרה כזה, אנו יודעים כי האוכל לא גרם לנו להקיא, אבל הגוף שלנו לא יודע את זה.
Bu durumda, yemeğin kusmaya neden olmadığını biliriz, ama vücudumuz bunu bilmezفي هذه الحالة، نحن نعلم أن الطعام لم يسبب التقيؤ، ولكن أجسادنا لا تعلم ذلك.
Bu ilim ehlince iyi bilinir ama onlar bu konu hakkında birşey bilmezler.Das ist wohlbekannt bei den Leuten mit Wissen, aber sie wissen nichts über dieses Thema.
Bu ilim ehlince iyi bilinir ama onlar bu konu hakkında birşey bilmezler.Esto es bien sabido entre la gente de conocimiento, pero ellos no saben nada sobre el tema.
Bu ilim ehlince iyi bilinir ama onlar bu konu hakkında birşey bilmezler.Это хорошо известно знающим людям, но они ничего не знают об этой теме.
Bu kısım, her bir heykel için yapılır, ancak izleyiciler bilmez.C'est la partie de la scuplture que vous ne voyez pas.