Ana içeriğe geç
Sözlük

bilmez ile cümle

bilmez kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Akılsız kendisini doğurana derttir, Ahmağın babası sevinç nedir bilmez.ילד כסיל לתוגה לו ולא ישמח אבי נבל׃
Akılsız kendisini doğurana derttir, Ahmağın babası sevinç nedir bilmez.من يلد جاهلا فلحزنه. ولا يفرح ابو الاحمق.
Akılsız kendisini doğurana derttir, Ahmağın babası sevinç nedir bilmez.生 愚 昧 子 的 、 必 自 愁 苦 . 愚 頑 人 的 父 、 毫 無 喜 樂
Akılsız kendisini doğurana derttir, Ahmağın babası sevinç nedir bilmez.生 愚昧 子 的 、 必 自 愁苦 . 愚頑人 的 父 、 毫無 喜樂
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?A blázon množí slová, kým človek nevie, čo bude; a to, čo bude po ňom, kto mu oznámi?
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?Bedak rad govori veliko besed; toda človek ne ve, kaj bode, in kar pride za njim, kdo mu oznani?
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?Bo głupi wiele mówi, choć nie wie ten człowiek, co ma być. Albowiem któż mu oznajmi, co po nim nastanie?
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?우매자는 말을 많이 하거니와 사람이 장래 일을 알지 못하나니 신후사를 알게 할 자가 누구이냐
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?L`insensé multiplie les paroles. L`homme ne sait point ce qui arrivera, et qui lui dira ce qui sera après lui?
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?Nebo blázen mnoho mluví, ješto neví člověk ten, co budoucího jest. To zajisté, co bude po něm, kdo mu oznámí?
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?Глупый наговорит много, хотя человек не знает, что будет, и кто скажет ему, что будет после него?
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?והסכל ירבה דברים לא ידע האדם מה שיהיה ואשר יהיה מאחריו מי יגיד לו׃
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?والجاهل يكثر الكلام. لا يعلم انسان ما يكون وماذا يصير بعده من يخبره.
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?愚 昧 人 多 有 言 語 、 人 卻 不 知 將 來 有 甚 麼 事 . 他 身 後 的 事 、 誰 能 告 訴 他 呢
Akılsız konuştukça konuşur. Kimse ne olacağını bilmez. Kim ona kendisinden sonra ne olacağını bildirebilir?愚昧 人多 有 言語 、 人 卻 不 知 將來 有 甚 麼事 . 他 身後 的 事 、 誰能 告訴 他 呢
Ama demek istediğim, bu konuda konuşmazsak ve bununla baş etmeyi bilmezsek, sadece dörtte birle kalmayacak.하지만 제가 말하고자 하는 바는, 우리가 이런 것에 대해 이야기하지 않고 우리 생명을 다루는 법을 배우지 않는다면,
Ama demek istediğim, bu konuda konuşmazsak ve bununla baş etmeyi bilmezsek, sadece dörtte birle kalmayacak.אבל הנקודה שלי היא, אם לא נדבר על הדבר הזה, ולא נלמד איך להתמודד עם החיים שלנו, זה לא הולך להיות
Ama demek istediğim, bu konuda konuşmazsak ve bununla baş etmeyi bilmezsek, sadece dörtte birle kalmayacak.ولكن وجهة نظري هي، اذا كنا لا نتحدث عن هذه الاشياء ولم نتعلم كيف نتعامل مع حياتنا، الأمر لا يغدو
Ama demek istediğim, bu konuda konuşmazsak ve bununla baş etmeyi bilmezsek, sadece dörtte birle kalmayacak.そしてどう人生と向き合うか 学ばなければ 4分の1ではなく 4分の4になってしまうという事
Avrupalýlar, bu topraklara doymak bilmez bir iţtahla geldiler ve halen doymuţ deđiller.어떤 영적인 본질과 독립적인 실체를 가지고 있다는 인식을 바탕으로 살았습니다. 인간이 이 세상에서 현명하게 살아가고자 한다면
Avrupalýlar, bu topraklara doymak bilmez bir iţtahla geldiler ve halen doymuţ deđiller.Οι σολωμοί θεωρούνταν αυτοί που μας... ...συμβούλευαν, που μας φρόντιζαν -- που μας έδιναν ζωή.
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "Allo stesso tempo, non lo sai, ho dovuto avere quella rimessa. "
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "Dans le même temps, tu ne sais pas, j'ai dû avoir cette remise. "
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "În acelaşi timp, nu ştii, a trebuit să au acest remitenţe. "
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "Ob istem času, ne veš, sem moral so that nakazila. "
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "Op hetzelfde moment, weet je niet, ik moest hebben die remise. "
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "Pada saat yang sama, kau tidak tahu, saya harus telah pengiriman uang itu. "
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "På samme tid, gør du ikke ved, jeg var nødt til at har den remittance. "
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "Samaan aikaan, etkö tiedä, jouduin on tuo rahalähetys. "
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "Samtidigt, vet du inte, jag var tvungen att har den överföring. "
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "Ugyanakkor, nem tudjátok, el kellett is that átutalás. "
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "Ve stejné době, Nevíte, musel jsem se mít tento převod. "
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "V rovnakej dobe, Neviete, musel som sa mať tento prevod. "
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "W tym samym czasie, nie wiesz, musiałem mieć, że przekaz ".
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "Zur gleichen Zeit, wissen Sie nicht, ich musste haben, dass Überweisungen. "
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "Την ίδια στιγμή, εσείς δεν γνωρίζετε, εγώ έπρεπε να έχουν αυτό το έμβασμα. "
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "В същото време, не знаете, аз трябваше да че за парични преводи. "
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldı Bu havale var. "В то же время, разве вы не знаете, я должен был есть, что денежный перевод ".
Aynı zamanda, siz bilmezsiniz, ben zorunda kaldıУ той же час, хіба ви не знаєте, я повинен був
Başarısızlık nedir bilmez o.Anh ấy chưa biết thất bại là gì.
Başarısızlık nedir bilmez o.Dia tidak tahu cara untuk gagal.
Başarısızlık nedir bilmez o.Ele não sabe falhar.
Başarısızlık nedir bilmez o.Hän ei suostu epäonnistumaan.
Başarısızlık nedir bilmez o.Han vägrar att misslyckas.
Başarısızlık nedir bilmez o.Han ved ikke, hvordan man fejler.
Başarısızlık nedir bilmez o.Harry non sa cosa vuol dire fallire.
Başarısızlık nedir bilmez o.Hij weet niet wat falen is.
Başarısızlık nedir bilmez o.Il ne sait pas échouer.
Başarısızlık nedir bilmez o.Lo sé. No sabe fracasar.
Başarısızlık nedir bilmez o.Ne pozna poraza.
Başarısızlık nedir bilmez o.On nigdy nie zawodzi.
Başarısızlık nedir bilmez o.Ştiu eu. El nu ştie ce-i ratarea.
Başarısızlık nedir bilmez o.Vím to. On neumí prohrávat.
Başarısızlık nedir bilmez o.Δεν αποτυχαίνει ποτέ.
Başarısızlık nedir bilmez o.Той не знае как се губи.
Başarısızlık nedir bilmez o.Той не знае как се губи.
Başka hiçbir ulus için yapmadı bunu, Onlar O'nun ilkelerini bilmezler. RAB'be övgüler sunun!(147:9) Не сделал Он того никакому другому народу, и судов Его они не знают. Аллилуия.
Başka hiçbir ulus için yapmadı bunu, Onlar O'nun ilkelerini bilmezler. RAB'be övgüler sunun!(9)Не е постъпил така с никой друг народ; И те не са познали съдбите Му. Алилуя!
Başka hiçbir ulus için yapmadı bunu, Onlar O'nun ilkelerini bilmezler. RAB'be övgüler sunun!Così non ha fatto con nessun altro popolo, non ha manifestato ad altri i suoi precetti
Başka hiçbir ulus için yapmadı bunu, Onlar O'nun ilkelerini bilmezler. RAB'be övgüler sunun!El n -a lucrat aşa cu toate neamurile, şi ele nu cunosc poruncile Lui. Lăudaţi pe Domnul!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod