Kimse evrenin nasıl doğduğunu tam olarak bilmez.Niemand weiß genau, wie das Leben auf der Erde begann.
Eğer bilmezsen Allah ilmini bilene sor.Ich rufe Euch zu Gott aufgrund eines sichtbaren Hinweises“ (Sure 12:108).
Ama Thomas'ın anne ve babası bunu bilmez.Allerdings wissen Olafs Eltern nichts davon.
Sigara içtiğini aileden kimse bilmez.Die Frauen rauchten nicht.
Her zaman oyuna hazırdır ve oynarken yorulmak bilmez.Die Spielzeit läuft kontinuierlich und wird bei einer Spielunterbrechung nicht gestoppt.
Ruhun özgürlüğü hiçbir garanti bilmez.Somit gebe es keine Freiheit des menschlichen Willens.
Gerçek adının ne olduğunu hiç kimse bilmez.Es ist nicht klar, wie der tatsächliche Name war.
Tom araba sürmeyi bilmez.Tom ne sait pas conduire.
Alison yemek pişirmeyi bilmez.Alison ne sait pas cuisiner.
Gerçeği Allah bilir, siz bilmezsiniz."Allah sait, et vous, vous ne savez pas.
Eğer bilmezsen Allah ilmini bilene sor.Si c'est bien la personne à qui je pense Allah s'en occupera ».
Fakat insanların çoğu bilmezler."Un certain nombre d'entre eux ne le sont pas (on ignore combien),.
Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler."Beaucoup de gens égarent, sans savoir, par leurs passions.
Gerçek adının ne olduğunu hiç kimse bilmez.Nul ne connaît son vrai nom.
Aynı şekilde prens de sözlerine bu büyüleyici müziği yazan kişinin Sindirella olduğunu bilmez.De même, le prince ignore que la chanteuse a composé cette musique enchanteresse.
Okuma yazma bilmezdi.Et il savait lire.
Adlarını kimse bilmez.On ne connait pas leurs noms.
Numara 3'e aşıktır ama numara 3'ün onu sevdiğini bilmez.Va lui dire que je l'aime tant - Inédit 3.
Harika bir şey olacağını içinde hisseder ama ne zaman gerçekleşir bilmez.La pratique, c’est quand ça marche, mais qu’on ne sait pas pourquoi.
Mirwais hiç İngilizce bilmezken, Madonna da hemen hemen Fransızca bilmiyordur.Waverley ne paraît pas tout de suite en français.
Gerisini kim bilmez?Qui d'autre pourrait te comprendre ?
O an Barney için geçmek bilmez.Puis il essaie de rencontrer Barney.
Tizin čöküp, yügündi daγïn ayttï: «Beyim Teŋri, sen bošatχïl alarγa: bilmezler, ne-dirler!».De l'intérieur les frères répondent : - « Nous ne le connaissons pas ! ».
Isabella ona aşıktır ama o bunu bilmez.Il a l'air d'être amoureux d'Isabella mais personne n'en est très sûr.
O,iyi şarkı söylemeyi bilmezÉl no sabe cantar bien.
Japonya hakkında çok şey bilmez.Él no sabe mucho sobre Japón.
Tom'dan başka hiç kimse onun adresini bilmez.Nadie excepto Tom conoce su dirección.
Tom hiç Fransızca bilmez.Tom no sabe nada de francés.
Tom sporlar hakkında çok şey bilmez.Tom no sabe mucho de deportes.
Çok küçük çocuklar çok kelime bilmezler.Los niños pequeños no conocen muchas palabras.
O, daha iyisini bilmez.Él no sabe algo mejor.
O, hiç Fransızca bilmez.Él no sabe nada de francés.
O, araba sürmeyi bilmez.No sabe conducir un coche.
Ne zaman deprem olacağını kimse bilmez.Nadie sabe cuándo será el terremoto.
Nasıl sessiz kalacağını bilmeyen biri nasıl konuşacağını da bilmez.Alguien que no sabe cómo mantenerse callado tampoco sabe cómo hablar.
Ahmak nerede duracağını ve ne zaman bırakacağını bilmez.Cuando un tonto coge una linde, la linde se acaba y el tonto sigue.
Eğer bilmezsen Allah ilmini bilene sor.Si Allah te aflige con una desgracia, nadie sino Él podrá librarte de ella.
Melekler, Peygamberler, Cinler, Hayvanlar da gaybı bilmezler.Alá ha enviado ángeles como mensajeros, pero no como profetas.
Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler."Esa es la religión verdadera, pero la mayoría de los hombres no lo saben.
Biz kendini bilmezleri istemeyiz" derler.No protegemos lo que no conocemos".
Yüzmeyi bilmez, bilmediği için de sudan çok korkar.Le teme al agua porque no sabe nadar.
Her zaman oyuna hazırdır ve oynarken yorulmak bilmez.Siempre estaba dispuesto a jugar una partida, no importaba lo fatigado que estuviese.
Mâtem benim hakkım; Asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım.Se lo he contado a los adivinos, y no ha habido quien me lo explique".
Okuma yazma bilmezdi.No sabía escribir.
Eğer cezâlar uygun şekilde taktîr edilmezse insanlar nasıl hareket edeceklerini bilmezler.Si los castigos no se corresponden con la falta cometida, el pueblo no sabrá a qué atenerse.
Nota okumayı ve yazmayı bilmez.No sabe leer ni escribir.
Bu arada Guinone de ortaya çıkar ve sahte Diana'ya sanki bilmezmiş gibi ne yaptığını sorar.Mientras tanto Giunone se revela y pregunta a la falsa diosa aproximándose.
Bayındır "Allah gaybı bilmez" diye bir söz söylememiştir.Ibn Sa'id dijo: "Por Alá, no es así".
Gerçek adının ne olduğunu hiç kimse bilmez.No se sabe su verdadero nombre.
Kimse ile konuşmaz ve aklından geçeni kimse bilmez.Allí donde nadie piensa en él ni pronuncia su nombre.
O, bir bilgisayarı nasıl bozacağını bilir fakat nasıl tamir edeceğini bilmez.Sa come rompere un computer ma non sa come ripararlo.
Gerçek adımı arkadaşlarım bile bilmez.Nemmeno i miei amici conoscono il mio vero nome.
Eğer bilmezsen Allah ilmini bilene sor.Disambiguazione – Se stai cercando altri significati, vedi Allah (disambigua).
Fakat insanların çoğu bilmezler."La maggior parte di loro nulla conosce.»
Her zaman oyuna hazırdır ve oynarken yorulmak bilmez.Come gli altri giocattoli, non si stancherebbe mai di giocare.
Gerçek adının ne olduğunu hiç kimse bilmez.Nessuno conosce il suo vero nome.
Numara 3'e aşıktır ama numara 3'ün onu sevdiğini bilmez.Numero 4 si comporta come se si fosse innamorato di Numero 3, ma senza mai dichiararsi.
Kimse ile konuşmaz ve aklından geçeni kimse bilmez.Non parla con nessuno facendosi capire a gesti.
Yüzmeyi bilmez, bilmediği için de sudan çok korkar.Ha paura dell'acqua e non sa nuotare.
Ruhun özgürlüğü hiçbir garanti bilmez.La libertà di espressione non è garantita.