Biz muhtemelen asla kesin olarak bilmeyeceğiz.We'll likely never know for sure.
Bilmiyoruz ve bilmeyeceğiz.We do not know and will not know.
Artık asla kesin olarak bilmeyeceğiz.We'll never know for sure now.
Muhtemelen asla bilmeyeceğiz.We'll probably never know.
Tom kuralların ne olduğunu nasıl bilmeyebilir?How could Tom not know what the rules are?
Tom büyük olasılıkla o şarkıyı bilmeyecek.Tom isn't very likely to know that song.
Tom onun hakkında bir şey bilmeyecek.Tom won't know anything about that.
Herhangi birimiz yetersiz beslenmeye maruz kalabilir ve bunu bilmeyebilir.Any of us could suffer from malnutrition and not know it!
Gerçek anne ve babamın kim olduklarını asla bilmeyeceğim.I will never know who my real parents are.
Sami, Leyla'nın, hayatının her saniyesinde nerede olduğunu bilmeye ihtiyaç duydu.Sami needed to know where Layla was every second in her life.
Tom'un onu nasıl yapacağını bilmeyeceğini sana ne düşündürüyor?What makes you think Tom won't know how to do that?
Ben okuma yazma bilmeyen biri değilim.I am not an analphabet.
Tom'un bunu nasıl yapacağını bilmeyeceğini sana kim söyledi?Who told you Tom wouldn't know how to do that?
Tom, Fransızca konuşmayı bilmeyen tek kişi değildi.Tom wasn't the only one who didn't know how to speak French.
Denemeden bunu yapabilip yapamayacağımızı bilmeyeceğiz.We won't know whether we can do that or not unless we try.
Tom bunun hakkında bilmeyecek.Tom won't know about it.
Nasıl Fransızca konuşulacağını bilmeyen tek kişi Tom ve ben değildik.Tom and I weren't the only ones who didn't know how to speak French.
Ne yapacağını bilmeyen tek kişi Tom değildi.Tom wasn't the only one who didn't know what to do.
Tom'un onu neden yapmak istemediğini bilmeye ihtiyacım yok.I don't need to know why Tom didn't want to do that.
Sami asla gerçeği bilmeyecek.Sami is never gonna know the truth.
Okuma yazma bilmeyen gençlerin neredeyse % 60'ı kadındır.Almost 60% of illiterate youth are female.
Tom ne olduğunu asla bilmeyecek.Tom will never know what happened.
Kimsenin onu bilmeyeceğine söz veriyorum.I promise no one will get to know it.
Bunu nasıl yapacağını bilmeyen tek kişi sensin, değil mi?You're the only one who doesn't know how to do that, aren't you?
Bunu yapmayı bilmeyen tek kişi sensin, değil mi?You're the only one who doesn't know how to do this, aren't you?
Tom muhtemelen Mary'nin nerede yaşadığını bilmeyecek.Tom isn't likely to know where Mary lives.
Bu süngerin ne kadar su emebileceğini bilmeye ihtiyacımız var.We need to know how much water this sponge can absorb.
Tom ofisimizde Fransızca bilmeyen tek kişi.Tom is the only one in our office who can't speak French.
Tom muhtemelen hiç bilmeyecek.Tom will probably never know.
"Bu albümden Türkçe bilmeyen bile hoşlanacak"."Bu albümden Türkçe bilmeyen bile hoşlanacak".
Çünkü insan bir kez doğruyu tam tuttursa bile yine de öyle olduğunu bilmeyecektir."When there is (the knowledge of) the oneness of Atman, these notions certainly do not exist.
Yasayı bilmeyenlere de siz öğreteceksiniz" der.You are not censured even by those who have no knowledge of your position."
5- Hiç bilmeyerek alet olanlar.5 Things Men Should Know
Ridgway'in hayatında yer almış çoğu kadına göre, onun doymak bilmeyen bir cinsel arzusu vardı.According to women in his life, Ridgway had an insatiable sexual appetite.
Bir kolej üniversitesi olan Oxford'un yapısı bilmeyenlere karmaşık gelebilir.As a collegiate university, Oxford's structure can be confusing to those unfamiliar with it.
Gramsci için hegemonya her zaman, bitmek bilmeyen, değişken ve tartışmaya açık bir süreçti.Hegemony was always, for Gramsci, an interminable, unstable and contested process.
Okuma-yazma bilmeyenlerin çoğunluğunu yaşlılar ve kadınlar oluşturmaktadır.The majority of them were rotundas, and were adorned with statues and paintings.
Cinsel şiddet içeren davranışların yanlış olduğunu bilmeyebilirler.They may not recognize sexual abuse.
Böylece yaşlı adam hangi gün öleceğini bilmeyecek ama bir hafta içinde ölmüş olacaktır.He does not know how he will be killed, but knows that it will happen within days.
Bilene babası kanı helâldir, bilmeyene anası sütü harâmdır.And into ploughshares beat their swords Nations shall learn war no more.
Ancak Edoardo Felsefe ve Tanrı’yı bilmeye ilgi duydu."Dutoit eager to tackle Phila. and the world".
Alef yapmasını bilmeyen adam: Okuma yazması olmayan kişi anlamında.John suspects there is something Lea is not telling him.
Ne kadar zor olduğunu hiçbir zaman bilmeyecekler, Dawnie.You don’t know what hard times are, daddy.
Adıgeler içinde anadilini bilmeyenlerin sayısı azdır.Little is known about this series (such as the running time).
Qui nescit dissimulare, nescit regnare (Gerçekleri) Saklamayı bilmeyen yönetmeyi bilemez.He who does not know, and knows that he does not know: let him, through this knowledge, know".
Örnek vermek gerekirse, kadının oradan saat 4'de ayrıldığını bilmeye gerek yok.For example, you don't have to know that she leaves at 4 o'clock.
Değil mi? Kimse Pakistan'da olduğunuzu bilmeyecektir.Nobody knows you're in Pakistan.
Üzgünüm ama bilmiyoruz en kötüsü de, hiçbir zaman bilmeyeceğiz.And, sadly, we don't know. And worst of all, we will never know.
Ve, o zamanlar, ne yaptığını bilmeyen tek kişi ben değildim, neredeyse kimse bilmiyordu.(Laughter) At the time, I wasn't the only one who didn't know what I was doing. Almost nobody did.
Devletlerin doymak bilmeyen bir kontrol iţtahý vardýr.Governments have insatiable desire to control.
Kendisi okuma yazma bilmeyen bir kadınlaAnd the thing that the ordinary Afghan is most concerned with is --
Ben, şüpheyle, belirsizlikle, bilmeyerek yaşayabilirim.I can live with doubt and uncertainty and not knowing.
Durdurak bilmeyen bir zihinle karşılaşabilirsiniz -- sürekli.You might find a mind that's really restless and -- the whole time.
Boylece bu akşam yemeğinden kalkmış olduk... ...bu noktada gerçekten nereye gideceğimizi bilmeyerek.So we walked away from this dinner really not knowing where to go at that point.
Bilmeyebilen kişiler için bile !Even the people there may not know either!
Ancak bu avuntuları aynı zamanda bilmeye özlemlerinide içeriyordu.But what normally preoccupied them also involved yearning to know.
Anakata - sikik bilgisayarını nasıl şifrelemesi gerektiğini bilmeyen adam!Anakata the don't-know-how to-fucking-encrypt-his-computer!
İnsanların yaptıklarını, ne için yaptıklarını bilmeye gereksinim duyuyoruz.We need to know why people are doing what they're doing.
Bir mucit, "yapılamaz" kelimesini bilmeyen kişidir.An innovator is one who does not know it cannot be done.
Bilmeyenler için, Taliban rejiminde dondurma yemek yasaktı.For those of you who don't know, it was illegal to eat ice cream under the Taliban.