Deneyinceye kadar asla bilmeyeceksin.You'll never know until you try.
Sanırım Tom burada yüzmeyi bilmeyen tek kişi.I think Tom is the only one here who doesn't know how to swim.
Burada Tom'un nerede yaşadığını bilmeyen tek kişi ben değilim.I'm not the only one who doesn't know where Tom lives.
Muhtemelen gerçekten ne olduğunu asla bilmeyeceğiz.We'll probably never know what really happened.
Muhtemelen Tom'un kendini neden öldürdüğünü asla bilmeyeceğiz.We'll probably never know why Tom killed himself.
Tom'un bunu nasıl yapacağını bilip bilmeyeceğini merak ediyorum.I wonder if Tom would know how to do this.
Tom bana söyleyenin sen olduğunu asla bilmeyecek.Tom will never know it was you who told me.
Tom bunu nasıl yapacağını bilmeyen tek kişi.Tom is the only one who doesn't know how to do this.
Tom bilmeyecek.Tom won't know.
Tom'un cevabı bilmeyeceğini sana hemen şimdi söyleyeceğim.I'll tell you right now that Tom won't know the answer.
O, Fransızca bilmeyen bir yabancıdır.He is a foreigner who does not speak French.
Şimdi asla bilmeyeceğiz.Now we'll never know.
Hiç bir şey bilmeyen hiç bir şeyden şüphelenmez.He that knows nothing, doubts nothing.
Denemezsen onu yapabilip yapamayacağını asla bilmeyeceksin.You'll never know whether you can do it or not if you don't try.
Tom nedenini bilmeyecek.Tom isn't going to know why.
Onun güvenilir olup olmadığını asla bilmeyeceğiz.We will never know if he is trustworthy.
Tom bilmeyen tek kişi.Tom is the only one who doesn't know.
Onun ölümü hakkındaki gerçeği asla bilmeyeceğiz.We'll never know the truth about his death.
Tom Mary'nin Boston'a taşındığını bilmeyen tek kişiydi.Tom was the only one who didn't know Mary had moved to Boston.
Hiç kimse giysilerini nereden aldığını bilmeyecek.Nobody is going to know where you purchased your clothes.
"Hiç kimse giysilerini nereden satın aldığını bilmeyecek." "Hayır, bilecekler!""Nobody is going to know where you bought your clothes." "No, they will!"
Tom Fransızca bilmeyebilir.Tom may not know French.
Tom ne yapacağını bilmeyen tek kişi gibi görünüyor.Tom seems to be the only one who doesn't know what to do.
Onun kim olduğunu asla bilmeyeceğim.We'll never know who he is.
Tenis hakkında hiçbir şey bilmeyen insanlarla tenis izlemeyi sevmiyorum.I don't like watching tennis with people who don't know anything about tennis.
Orada olduğumu Tom bile bilmeyecek.Tom won't even know I'm there.
Tom okuma yazma bilmeyen değil.Tom isn't illiterate.
Tom, sonuna kadar senin ne yaptığını bile bilmeyecek.Tom won't even know what you did until it's over.
Tom o konuyu bilmeyecek.Tom isn't going to know about it.
Sanırım biz asla bilmeyeceğiz.I guess we'll never know.
Tom farkı bilmeyecekTom won't know the difference.
Tom Mary'nin neden burada olmadığını bilmeyebilir.Tom might not know why Mary isn't here.
Tom nasıl Fransızca konuşacağını bilmeyen tek kişiydi.Tom was the only one who didn't know how to speak French.
Tom nasıl Fransızca konuşacağını bilmeyebilir.Tom might not know how to speak French.
Tom ne yapması gerektiğini bilmeyebilir.Tom might not know what he's supposed to do.
Asla bilmeyeceğiz, değil mi?We'll never know, will we?
Tom Mary'nin neyin yanlış olduğunu bilip bilmeyeceğini merak ediyordu.Tom wondered if Mary would know what was wrong.
Deneyinceye kadar onu yapabilip yapamayacağını asla bilmeyeceksin.You'll never know whether or not you can do it until you try.
Dan'ın şiddete karşı doymak bilmeyen bir iştahı vardı.Dan had an insatiable appetite towards violence.
Tom muhtemelen ne yaptığını bilmeyecek.It's unlikely Tom will know what to do.
Bir daha asla gerçeği bilmeyeceğim.I will never ever know the truth.
Tom burada ne yapacağını bilmeyen tek kişi değil.Tom isn't the only one here who doesn't know what to do.
Tom burada Fransızca konuşmayı bilmeyen tek kişi değil.Tom isn't the only one here who doesn't know how to speak French.
Sanırım Tom burada onu nasıl yapacağını bilmeyen tek kişi.I think Tom is the only one here who doesn't know how to do that.
Tom'un arabalar hakkında bilmediği şeyler bilmeye değmez.What Tom doesn't know about cars isn't worth knowing.
Tom bilmeyebilir.Tom may not know.
Kendisine söylemediğin sürece ona aşık olduğunu bilmeyecek.She won't know that you love her unless you tell her.
Tom ne düşündüğünü bilmeye can atıyor.Tom is dying to know what you think.
Sanırım asla bilmeyeceğim.I guess I'll never know.
Tom burada olduğumu bilmeyecek.Tom won't know I'm here.
Biz nedenini asla bilmeyeceğiz.We'll never know the reason.
Onun neden olduğunu asla bilmeyebiliriz.We may never know why that happened.
Biz gerçeği asla bilmeyeceğiz.We'll never know the truth.
Sen gerçeği asla bilmeyeceksin.You'll never know the truth.
Biz bilmeyeceğiz.We won't know.
Onlar asla bilmeyecek.They'll never know.
Ben hayattan ne istediğini bilmeyen bir olgunlaşmamış pislik değil, bir insan istiyorum.I want a man, not an immature asshole who hasn't figured out what he wants out of life.
Biz ekim ayına kadar bilmeyeceğiz.We won't know until October.
Önümüzdeki yıla kadar bilmeyeceğiz.We won't know until next year.
Pazartesi gecesina kadar bilmeyeceğiz.We won't know until Monday night.