Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana, Çevresini Tanrının çitle çevirdiği kişiye?dem Manne, dessen Weg verborgen ist und vor ihm von Gott verzäunt ward?
Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana, Çevresini Tanrının çitle çevirdiği kişiye?en Mand, hvis Vej er skjult, hvem Gud har stænget inde?
Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana, Çevresini Tanrının çitle çevirdiği kişiye?하나님에게 둘러싸여 길이 아득한 사람에게 어찌하여 빛을 주셨는고
Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana, Çevresini Tanrının çitle çevirdiği kişiye?Masa depan mereka diselubungi oleh Allah, mereka dikepung olehnya dari segala arah
Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana, Çevresini Tanrının çitle çevirdiği kişiye?miehelle, jonka tie on ummessa, jonka Jumala on aitaukseen sulkenut?
Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana, Çevresini Tanrının çitle çevirdiği kişiye?Načo to dáva Bôh človekovi, ktorého cesta je skrytá, a ktorého Bôh ohradil plotom z tŕnia?
Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana, Çevresini Tanrının çitle çevirdiği kişiye?Người nào không biết đường mình phải theo , Và bị Ðức_Chúa_Trời vây_bọc bốn bên , sao lại được sự sống ?
Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana, Çevresini Tanrının çitle çevirdiği kişiye?Người nào không biết đường mình phải theo, Và bị Ðức Chúa Trời vây bọc bốn bên, sao lại được sự sống?
Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana, Çevresini Tanrının çitle çevirdiği kişiye?Przecz dana jest światłość mężowi, którego droga skryta jest, a którego Bóg ciężkościami ogarnął?
Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana, Çevresini Tanrının çitle çevirdiği kişiye?Sim, por que se concede luz ao homem cujo caminho está escondido, e a quem Deus cercou de todos os lados?
Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana, Çevresini Tanrının çitle çevirdiği kişiye?til den mann hvis vei er skjult for ham, og som Gud har stengt for på alle kanter?
Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana, Çevresini Tanrının çitle çevirdiği kişiye?varför åt en man vilkens väg är höljd i mörker, åt en man så kringstängd av Gud?
Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana, Çevresini Tanrının çitle çevirdiği kişiye?Waarom wordt een mens geboren als God hem een uitzichtloos leven geeft waaruit geen ontsnapping mogelijk is?
Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana, Çevresini Tanrının çitle çevirdiği kişiye?Δια τι εδοθη φως εις ανθρωπον, του οποιου η οδος ειναι κεκρυμμενη, και τον οποιον ο Θεος περιεκλεισε;
Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana, Çevresini Tanrının çitle çevirdiği kişiye?Защо се дава видело на човека, чиито път е скрит, И когото Бог е преградил?
Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana, Çevresini Tanrının çitle çevirdiği kişiye?На что дан свет человеку, которого путь закрыт, и которого Бог окружил мраком?
Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana, Çevresini Tanrının çitle çevirdiği kişiye?לגבר אשר דרכו נסתרה ויסך אלוה בעדו׃
Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana, Çevresini Tanrının çitle çevirdiği kişiye?لرجل قد خفي عليه طريقه وقد سيج الله حوله.
Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana, Çevresini Tanrının çitle çevirdiği kişiye?人 的 道 路 既 然 遮 隱 、 神 又 把 他 四 面 圍 困 、 為 何 有 光 賜 給 他 呢
Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana, Çevresini Tanrının çitle çevirdiği kişiye?人 的 道路 既然 遮隱 、 神 又 把 他 四面圍困 、 為何 有光 賜給 他 呢
Nöbetçinin İngilizce bilip bilmediğini sorabilirsiniz ama nöbetçi İngilizce bilmeyebilir.Du kan också fråga om nödcentraloperatören förstår engelska, med det är inte säkert.
Nöbetçinin İngilizce bilip bilmediğini sorabilirsiniz ama nöbetçi İngilizce bilmeyebilir.También puede preguntar si el operador habla inglés, pero puede no darse el caso.
Nöbetçinin İngilizce bilip bilmediğini sorabilirsiniz ama nöbetçi İngilizce bilmeyebilir.Voit kysyä, ymmärtääkö päivystäjä englantia, mutta se ei ole varmaa.
Nöbetçinin İngilizce bilip bilmediğini sorabilirsiniz ama nöbetçi İngilizce bilmeyebilir.Вы можете спросить у дежурного, понимает ли он английский язык, но он может и не знать английского.
Nöbetçinin İngilizce bilip bilmediğini sorabilirsiniz ama nöbetçi İngilizce bilmeyebilir.بإمكانك أن تسأل إذا كان يفهم المناوب اللغة الإنجليزية ولكن لست مؤكداً.
Öbürlerine dört ayaklı eşek yetişir. Onu da bilmeyen yayan yürürsün.حمير بأربعة أرجل كفاية لهم . من لا يركبه يمشي على رجليه .
O'nun kıymetini bilmeyen bir tek sensin ve gurur duyuyormuşçasına bir edayla, onu çökerten de sensin.C'est toi qui es injuste envers elle T u causes son désastre tout en paradant devant la foule
O'nun kıymetini bilmeyen bir tek sensin ve gurur duyuyormuşçasına bir edayla, onu çökerten de sensin.Jij bent degene die haar onrecht doet Jij zorgt voor haar neergang terwijl je je trost voordoet voor het volk.
O'nun kıymetini bilmeyen bir tek sensin ve gurur duyuyormuşçasına bir edayla, onu çökerten de sensin.انت اللي تظلم* فيها يحكو لي *عليش يفشخ* فيها و يقشّر* قّدام الناس لو بعدان يكذّب كلام الناس
Örnek vermek gerekirse, kadının oradan saat 4'de ayrıldığını bilmeye gerek yok.예를 들어 베브가 4시에 출발한다는 사실은
Örnek vermek gerekirse, kadının oradan saat 4'de ayrıldığını bilmeye gerek yok.4 時に出るのは、関係ありません。 実際、不必要です。
Örnek vermek gerekirse, kadının oradan saat 4'de ayrıldığını bilmeye gerek yok.For eksempel behøver vi ikke at vide, at hun kører klokken 4.
Örnek vermek gerekirse, kadının oradan saat 4'de ayrıldığını bilmeye gerek yok.Isso é um problema resolvido.
Örnek vermek gerekirse, kadının oradan saat 4'de ayrıldığını bilmeye gerek yok.Na przykład, nie musicie wiedzieć, że ona opuszcza o 4 godzinie.
Örnek vermek gerekirse, kadının oradan saat 4'de ayrıldığını bilmeye gerek yok.Például, nem kell tudnunk, hogy 4 órakor indul a feleség. Ez valószínűleg a
Örnek vermek gerekirse, kadının oradan saat 4'de ayrıldığını bilmeye gerek yok.Per esempio, non c'e' bisogno di sapere che esce alle 4.
Örnek vermek gerekirse, kadının oradan saat 4'de ayrıldığını bilmeye gerek yok.Por ejemplo, no es necesario saber que ella sale a las 4 en punto.
Örnek vermek gerekirse, kadının oradan saat 4'de ayrıldığını bilmeye gerek yok.Tady například nepotřebujete vědět, že Bev odjíždí ve 4 hodiny.
Örnek vermek gerekirse, kadının oradan saat 4'de ayrıldığını bilmeye gerek yok.Tu napríklad nepotrebujete vedieť, že Bev odchádza o 4-tej hodine.
Örnek vermek gerekirse, kadının oradan saat 4'de ayrıldığını bilmeye gerek yok.Например, вам не нужно знать что она уехала в 4 часа.
Örnek vermek gerekirse, kadının oradan saat 4'de ayrıldığını bilmeye gerek yok.Например, не е задължително да знаем, че тя излиза в 4 часа.
Pek çok kişi kim olduğumu biliyor; bilmeyenler ise yakında beni tanıyacak.Řada z vás mě již zná a ostatní mě jistě brzy poznají.
Pek çok kişi kim olduğumu biliyor; bilmeyenler ise yakında beni tanıyacak.Si beaucoup d'entre vous me connaissent déjà, les autres apprendront vite à me connaître.
Pek çok kişi kim olduğumu biliyor; bilmeyenler ise yakında beni tanıyacak.Viele Leute kennen mich bereits und die anderen werden mich gleich kennenlernen.
Pek çok kişi kim olduğumu biliyor; bilmeyenler ise yakında beni tanıyacak.Wielu z was pewnie już mnie zna, a pozostali wkrótce mnie poznają.
"Roma vatandaşlarına değil, kaybolmuş koyunlara gidin. Kim olduğunu bilmeyen insanlara gidin."이방인의 길을 안 갈 하지만 잃어버린된 양 들을 보다가. 그들이 누군지 모르는 사람에 게가 서
"Roma vatandaşlarına değil, kaybolmuş koyunlara gidin. Kim olduğunu bilmeyen insanlara gidin."لا تذهبوا في طريق الوثنيون، لكن فضلاً اذهبوا إلى الخروف الضائع. اذهبوا للناس الذين لايعرفون من هم،
Senin bildiğin ne ki, biz bilmeyelim? Senin anladığın ne ki, bizde olmasın?Ce ştii tu şi să nu ştim şi noi? Ce cunoştinţă ai tu pe care să n'o avem şi noi?
Senin bildiğin ne ki, biz bilmeyelim? Senin anladığın ne ki, bizde olmasın?Che cosa sai tu che noi non sappiamo? Che cosa capisci che da noi non si comprenda
Senin bildiğin ne ki, biz bilmeyelim? Senin anladığın ne ki, bizde olmasın?Čo vieš, čoho by sme my nevedeli? Čomu rozumieš, čoho by nebolo aj pri nás?
Senin bildiğin ne ki, biz bilmeyelim? Senin anladığın ne ki, bizde olmasın?Co víš, čehož bychom nevěděli? Čemu rozumíš, aby toho při nás nebylo?
Senin bildiğin ne ki, biz bilmeyelim? Senin anladığın ne ki, bizde olmasın?Cóż ty umiesz, czego my nie wiemy? albo cóż ty rozumiesz, czegobyśmy my nie rozumieli?
Senin bildiğin ne ki, biz bilmeyelim? Senin anladığın ne ki, bizde olmasın?Hvad ved du, som vi ikke ved, hvad forstår du, som vi ikke kender?
Senin bildiğin ne ki, biz bilmeyelim? Senin anladığın ne ki, bizde olmasın?Hvad vet du som vi ikke vet? Hvad forstår du som er ukjent for oss?
Senin bildiğin ne ki, biz bilmeyelim? Senin anladığın ne ki, bizde olmasın?Kaj ti veš, česar mi ne vemo, kaj razumeš, in nam ni znano?
Senin bildiğin ne ki, biz bilmeyelim? Senin anladığın ne ki, bizde olmasın?너의 아는 것이 무엇이기로 우리가 알지 못하겠느냐 너의 깨달은것이 무엇이기로 우리에게는 없겠느냐
Senin bildiğin ne ki, biz bilmeyelim? Senin anladığın ne ki, bizde olmasın?Mitä sinä tiedät, jota me emme tietäisi? Mitä sinä ymmärrät, jota me emme tuntisi?
Senin bildiğin ne ki, biz bilmeyelim? Senin anladığın ne ki, bizde olmasın?Mit tudsz te, a mit mi nem tudunk, és mit értesz olyat, a mi nálunk nem volna meg?
Senin bildiğin ne ki, biz bilmeyelim? Senin anladığın ne ki, bizde olmasın?Ông biết chi , mà chúng_tôi chẳng biết ? Ông thông_hiểu gì mà chúng_tôi lại không thông_hiểu ?
Senin bildiğin ne ki, biz bilmeyelim? Senin anladığın ne ki, bizde olmasın?Ông biết chi, mà chúng tôi chẳng biết? Ông thông hiểu gì mà chúng tôi lại không thông hiểu?