"Sen şöförsün, sen bilmelisin" dedim.(Смях) Аз му викам: "Ти си шофьорът, ти трябва да знаеш."
"Sen şöförsün, sen bilmelisin" dedim.Я ему говорю: "Ты же таксист, ты должен знать".
Şunu bilmelisiniz ki, aklıma daha iyi bir kelime gelmediğinden, çarpma böyle yapılır. . .Csak arra van szükség, jobb szó hijján, hogy megértsd a módszert ahogy csinálni kell.
Şunu bilmelisiniz ki, aklıma daha iyi bir kelime gelmediğinden, çarpma böyle yapılır. . .Devi solo capire, suppongo per la mancanza di una parola migliore, il sistema per farlo.
Şunu bilmelisiniz ki, aklıma daha iyi bir kelime gelmediğinden, çarpma böyle yapılır. . .Het enige wat je moet begrijpen, uiteindelijk, is het systeem om het uit te rekenen.
Şunu bilmelisiniz ki, aklıma daha iyi bir kelime gelmediğinden, çarpma böyle yapılır. . .Il suffit de comprendre, je dirais, faute d'un meilleur mot, le système pour les résoudre.
Şunu bilmelisiniz ki, aklıma daha iyi bir kelime gelmediğinden, çarpma böyle yapılır. . .이해하셔야 할 것은 단지, 더 좋은 말이 생각나지 않는데요, 어떻게 하는지 그 체계입니다.
Şunu bilmelisiniz ki, aklıma daha iyi bir kelime gelmediğinden, çarpma böyle yapılır. . .Man skal bare lære metoden til at regne svære gangestykker.
Şunu bilmelisiniz ki, aklıma daha iyi bir kelime gelmediğinden, çarpma böyle yapılır. . .Musicie zrozumieć, przypuszczam, że brakuje mi tu lepszych słów, system jak to obliczać.
Şunu bilmelisiniz ki, aklıma daha iyi bir kelime gelmediğinden, çarpma böyle yapılır. . .Sólo tienes que entender, por falta de una mejor palabra, el sistema de cómo hacerlo.
Şunu bilmelisiniz ki, aklıma daha iyi bir kelime gelmediğinden, çarpma böyle yapılır. . .Stačí, aby ste pochopili, ako by som to najlepšie povedal, spôsob akým to urobiť.
Şunu bilmelisiniz ki, aklıma daha iyi bir kelime gelmediğinden, çarpma böyle yapılır. . .Stačí, abyste pochopili, jak bych to nejlépe řekl, systém jak to dělat.
Şunu bilmelisiniz ki, aklıma daha iyi bir kelime gelmediğinden, çarpma böyle yapılır. . .Trebuie doar să înţelegeti, in lipsa unui cuvânt mai bun, sistemul care se foloseste.
Şunu bilmelisiniz ki, aklıma daha iyi bir kelime gelmediğinden, çarpma böyle yapılır. . .Você só tem que entender, por falta de uma palavra melhor, o sistema de como fazê-lo.
Şunu bilmelisiniz ki, aklıma daha iyi bir kelime gelmediğinden, çarpma böyle yapılır. . .Трябва да разберете, поради липса на по-добър израз, метода на решаване.
Şunu bilmelisiniz ki, aklıma daha iyi bir kelime gelmediğinden, çarpma böyle yapılır. . .انت فقط عليك ان تفهم او لكي اقولها بشكل افضل ان تفهم كيفية نظام الحل
Şunu bilmelisiniz ki, aklıma daha iyi bir kelime gelmediğinden, çarpma böyle yapılır. . .良い言葉がみつからないのですが, どうするかというシステムを理解するだけです. しかし,私達は,どうするのかというシステムを 教えるだけではなく,
"Şunu da bilmelisin.4年前のあの男の人と まだ付き合ってるのよ」(笑)
"Şunu da bilmelisin."A ještě bych ti měla říct tohle.
"Şunu da bilmelisin."Anh cũng nên biết điều này nữa.
"Şunu da bilmelisin."Ar trebui să știi încă ceva.
"Şunu da bilmelisin."Asi by si mal vedieť aj toto -
"Şunu da bilmelisin."Das solltest du wohl auch wissen.
"Şunu da bilmelisin. Dört yıl geçti ama o çocukla hala çıkıyorum." (Kahkahalar)"Forse dovresti sapere anche questo: sto ancora uscendo con lo stesso tipo, quattro anni più tardi." (Risate)
"Şunu da bilmelisin. Dört yıl geçti ama o çocukla hala çıkıyorum." (Kahkahalar)"Mungkin kau juga tahu, saya masin berkencan dengan pria ini 4 tahun kemudian." (Tawa)
"Şunu da bilmelisin. Dört yıl geçti ama o çocukla hala çıkıyorum." (Kahkahalar)"Pewnie o tym wiesz, ale nadal jestem z gościem od lizaka".
"Şunu da bilmelisin. Dört yıl geçti ama o çocukla hala çıkıyorum." (Kahkahalar)"Επί τη ευκαιρία, ακόμη τα 'χω με εκείνο τον τύπο που με γνώρισες 4 χρόνια πριν!" (Γέλια)
"Şunu da bilmelisin. Dört yıl geçti ama o çocukla hala çıkıyorum." (Kahkahalar)"Пожалуй, тебе будет интересно знать, что я до сих пор встречаюсь с тем парнем четыре года спустя".
"Şunu da bilmelisin."Du ska nog höra det här också:
"Şunu da bilmelisin."아, 이것도 알아야 할 것 같아서
"Şunu da bilmelisin."Lenne itt még valami, amiről tudnod kéne.
"Şunu da bilmelisin."Nog iets dat je moet weten.
"Şunu da bilmelisin."Probablemente también deberías saber que aún salgo con ese chico cuatro años después".
"Şunu da bilmelisin."Também deve ficar a saber isto.
"Şunu da bilmelisin." Tu devrais savoir ça aussi.
"Şunu da bilmelisin.'Също трябва да знаеш това.
"Şunu da bilmelisin."כדאי שתדע גם את זה:
"Şunu da bilmelisin."أعتقد أنك تعرف هذا أيضا.
Tabii, bu arada şunu bilmelisiniz ki o dönemdeAhora, debo contarles que en esa época
Tabii, bu arada şunu bilmelisiniz ki o dönemde Güneydeki tekstil endüstrisindeki ayrımcılık had safhadaydı.Bạn nên biết rằng vào thời điểm đó công nghiệp dệt may ở miền Nam đã nổi tiếng là bị phân biệt đối xử
Tabii, bu arada şunu bilmelisiniz ki o dönemde Güneydeki tekstil endüstrisindeki ayrımcılık had safhadaydı.Ce trebuie să ştiţi despre acea perioadă este că industria textilă din Sud era extrem de segregată.
Tabii, bu arada şunu bilmelisiniz ki o dönemde Güneydeki tekstil endüstrisindeki ayrımcılık had safhadaydı.É preciso saber que, naquela altura, a indústria têxtil no Sul era visivelmente segregada.
Tabii, bu arada şunu bilmelisiniz ki o dönemde Güneydeki tekstil endüstrisindeki ayrımcılık had safhadaydı.Musíte vedieť, že v tom období bol textilný priemysel na juhu USA notoricky segregovaný.
Tabii, bu arada şunu bilmelisiniz ki o dönemde Güneydeki tekstil endüstrisindeki ayrımcılık had safhadaydı.Nu, u moet weten dat in die tijd de textiel-industrie in het Zuiden berucht gesegregeerd was.
Tabii, bu arada şunu bilmelisiniz ki o dönemde Güneydeki tekstil endüstrisindeki ayrımcılık had safhadaydı.Sie müssen wissen, dass zu der Zeit die Textilindustrie im Süden notorisch rassengetrennt war.
Tabii, bu arada şunu bilmelisiniz ki o dönemde Güneydeki tekstil endüstrisindeki ayrımcılık had safhadaydı.Вы, кстати, должны знать, что в то время текстильная промышленность на юге была сильно сегрегированна.
Tabii, bu arada şunu bilmelisiniz ki o dönemde Güneydeki tekstil endüstrisindeki ayrımcılık had safhadaydı.Трябва да знаете, че по онова време текстилната индустрия на Юга била страшно изолирана.
Tabii, bu arada şunu bilmelisiniz ki o dönemdeJe dois vous dire qu'à cette époque
Tabii, bu arada şunu bilmelisiniz ki o dönemde이제, 당신은 당시에
Tabii, bu arada şunu bilmelisiniz ki o dönemdeOra, dovete sapere che, all'epoca,
Tabii, bu arada şunu bilmelisiniz ki o dönemdeTudniuk kell, hogy abban az időben
Tabii, bu arada şunu bilmelisiniz ki o dönemdeעכשיו, עליכם לדעת שבאותו זמן
Tabii, bu arada şunu bilmelisiniz ki o dönemdeالآن ,يجب أن تعلموا هذا في ذلك الوقت
Tabii, bu arada şunu bilmelisiniz ki o dönemde当時南部の繊維産業は ひどい人種隔離で知られていました
Tahmin edin? Hatalıysanız bunu şimdi bilmelisin, iki sene sonra değil.間違うのはOKです
Trigonometride hangi oranın neyi ifade ettiğini her zaman bilmelisiniz. . (Türkçe karşılığı yok)(nepřeložitelná slovní hříčka týkající se trigonometrie)
Trigonometride hangi oranın neyi ifade ettiğini her zaman bilmelisiniz. . (Türkçe karşılığı yok)Ogni volta che facciamo trigonometria dovremmo sempre scrivere SOH CAH TOA in cima alla pagina. SOH CAH TOA.
Trigonometride hangi oranın neyi ifade ettiğini her zaman bilmelisiniz. . (Türkçe karşılığı yok)Когда бы ни занимались тригонометрией, вверху страницы всегда следует написать - SOH CAH TOА SOH CAH TOА
Ve bilmelisiniz ki bu oda 1888'den beri toparlanmamıştı.여러분은 이 방이 1888년 이후로 정리되지 않았다고 하실 겁니다.
Ve bilmelisiniz ki bu oda 1888'den beri toparlanmamıştı.A sami widzicie, że ten pokój nie był sprzątany od 1888.