O kadar harikasınız ki, konektom nedir bilmediğiniz halde bana eşlik ediyorsunuz.أتعلمون، أنتم حقا رائعين، أنتم حتى لا تعلمون ما هي الشبكة العصبية، ومع ذلك أنتم مستعدون لمجاراتي.
O kadar harikasınız ki, konektom nedir bilmediğiniz halde bana eşlik ediyorsunuz.優しいみなさんは合わせてくれました 今日の話はお終いにしましょうか?
Önceki yaptıklarından... uzaklaştılar... ...ve bilmedikleri şeye doğru... ...ilerlediler.Abandonaron lo que hacían antes y pasaron a algo que no conocían.
Önceki yaptıklarından... uzaklaştılar... ...ve bilmedikleri şeye doğru... ...ilerlediler.Au plecat de la ce făceau înainte, şi au trecut la ceva ce nu ştiau.
Önceki yaptıklarından... uzaklaştılar... ...ve bilmedikleri şeye doğru... ...ilerlediler.Họ đã đi xa khỏi những gì họ làm trước đó, và họ đã đi đến một thứ gì đó họ không hề biết.
Önceki yaptıklarından... uzaklaştılar... ...ve bilmedikleri şeye doğru... ...ilerlediler.그들은 예전에 그들이 했던 것을 던지고, 그들이 알지 못했던
Önceki yaptıklarından... uzaklaştılar... ...ve bilmedikleri şeye doğru... ...ilerlediler.Odeszli od tego co robili wcześniej, i przeszli do czegoś, czego nie znali.
Önceki yaptıklarından... uzaklaştılar... ...ve bilmedikleri şeye doğru... ...ilerlediler.Sie davon abgekommen was sie vorher machten und sie machten etwas wovon sie nichts wußten.
Önceki yaptıklarından... uzaklaştılar... ...ve bilmedikleri şeye doğru... ...ilerlediler.Sono andati lontano da quello che facevano prima, e sono andati verso qualcosa che non conoscevano.
Önceki yaptıklarından... uzaklaştılar... ...ve bilmedikleri şeye doğru... ...ilerlediler.Они ушли от того, чем они занимались ранее, и в свою очередь пришли к тому, о чем совершенно ничего не знали.
Önceki yaptıklarından... uzaklaştılar... ...ve bilmedikleri şeye doğru... ...ilerlediler.Те са се отдалечили от това, което правели преди, и отишли към нещо, което не познавали.
Önceki yaptıklarından... uzaklaştılar... ...ve bilmedikleri şeye doğru... ...ilerlediler.הם עזבו את כל מה שעשו לפני כן, ועברו
Önceki yaptıklarından... uzaklaştılar... ...ve bilmedikleri şeye doğru... ...ilerlediler.لقد أبتعدوا جدا عما اعتادوا أن يفعلوا, وذهبوا
Önceki yaptıklarından... uzaklaştılar... ...ve bilmedikleri şeye doğru... ...ilerlediler.知り得なかった 何かへと 彼らは進んでいきました
On dakika önce 78'in çarpımlarını bilmediğinizi düşünüyordunuz ama şimdi ne kadar kolay olduğnu gördünüz. . .10 분 전에는, 78 의 곱셈표를 알게될 것으로는 아마 전혀 생각하지 못 했을 것입니다. 하지만 아주 쉬운 과정이라는 것을 보셨습니다.
On dakika önce 78'in çarpımlarını bilmediğinizi düşünüyordunuz ama şimdi ne kadar kolay olduğnu gördünüz. . .Преди десет минути сигурно не предполагахте, че може да умножавате с 78, но сега виждате, че е много просто.
On dakika önce 78'in çarpımlarını bilmediğinizi düşünüyordunuz ama şimdi ne kadar kolay olduğnu gördünüz. . .استغرق هذا 10 دقائق ربما اعتقدت سابقاً انك لن تستطيع الضرب ب78 لكن كما رأيت فإن العملية مباشرة
On dakika önce 78'in çarpımlarını bilmediğinizi düşünüyordunuz ama şimdi ne kadar kolay olduğnu gördünüz. . .あなたはおそらく78のかけ算の表が何かを 考えたことはなかったでしょう. しかし,ここでみたように,これはとても素直な手順です. もう少し練習しましょう.
Onu yargılarken niçin kendimi haklı görüyordum? Bunun sebebini bilmediğimi söylemek isterdim.¿Por qué creía que estaba bien si la juzgaba?
O zaman bilmediğim şey şu ki babam mükemmel görme gücü ile doğmuştu.Ceea ce nu ştiam eu atunci era că tata se născuse cu o vedere perfect normală.
O zaman bilmediğim şey şu ki babam mükemmel görme gücü ile doğmuştu.Ce que je ne savais pas à ce moment-là, c'est que mon père était né avec une vue parfaite.
O zaman bilmediğim şey şu ki babam mükemmel görme gücü ile doğmuştu.Ciò che non sapevo, allora, era che mio padre in realtà era nato con una vista perfetta.
O zaman bilmediğim şey şu ki babam mükemmel görme gücü ile doğmuştu.De akkoriban még nem tudtam, hogy apám tökéletes látással született.
O zaman bilmediğim şey şu ki babam mükemmel görme gücü ile doğmuştu.Điều tôi không biết lúc đó là cha tôi được sinh ra với một thị lực bình thường.
O zaman bilmediğim şey şu ki babam mükemmel görme gücü ile doğmuştu.Hvad jeg ikke vidste på det tidspunkt var at min far faktisk var blevet født med perfekt syn.
O zaman bilmediğim şey şu ki babam mükemmel görme gücü ile doğmuştu.Ik wist toen niet dat mijn vader geboren was met perfect zicht.
O zaman bilmediğim şey şu ki babam mükemmel görme gücü ile doğmuştu.그 당시 몰랐던 것은, 아버지께서 태어나셨을 땐 시력이 멀쩡하셨다는 것이죠.
O zaman bilmediğim şey şu ki babam mükemmel görme gücü ile doğmuştu.Lo que yo no sabía en aquel momento era que mi padre nació con una visión perfecta.
O zaman bilmediğim şey şu ki babam mükemmel görme gücü ile doğmuştu.Nie wiedziałem, że mój ojciec urodził się z doskonałym wzrokiem.
O zaman bilmediğim şey şu ki babam mükemmel görme gücü ile doğmuştu.O que nessa altura eu não sabia era que o meu pai tinha nascido com uma visão perfeita.
O zaman bilmediğim şey şu ki babam mükemmel görme gücü ile doğmuştu.Was ich da noch nicht wusste: Mein Vater war mit perfektem Sehvermögen geboren worden.
O zaman bilmediğim şey şu ki babam mükemmel görme gücü ile doğmuştu.Αυτό που δεν γνώριζα τότε ήταν ότι ο πατέρας μου είχε γεννηθεί με άριστη όραση.
O zaman bilmediğim şey şu ki babam mükemmel görme gücü ile doğmuştu.Но тогда я ещё не знал, что с рождения у моего отца было идеальное зрение.
O zaman bilmediğim şey şu ki babam mükemmel görme gücü ile doğmuştu.Това, което не знаех по това време беше, че баща ми всъщност е бил роден с перфектно зрение.
O zaman bilmediğim şey şu ki babam mükemmel görme gücü ile doğmuştu.לא ידעתי אז שאבי נולד עם ראייה מושלמת.
O zaman bilmediğim şey şu ki babam mükemmel görme gücü ile doğmuştu.لكن ما لم أكن أعرفه وقتها أن والدي ولد بحاسة نظر سليمة تماما.
Pek çoğunuzun bilmediği... ...burada konuştuğum havadaki otoyol... 10 yıldır yapım aşamasındadır.많이 알려지진 않았지만 지금 제가 얘기하고 있는 '공중 고속도로'는 10년 째 진행 중입니다.
Pek çoğunuzun bilmediği... ...burada konuştuğum havadaki otoyol... 10 yıldır yapım aşamasındadır.A l'insu de la plupart d'entre vous, l'autoroute du ciel dont je parle ici est en construction depuis 10 ans.
Pek çoğunuzun bilmediği... ...burada konuştuğum havadaki otoyol... 10 yıldır yapım aşamasındadır.All'insaputa di molti di voi l' autostrada nel cielo di cui vi sto parlando è in costruzione da 10 anni.
Pek çoğunuzun bilmediği... ...burada konuştuğum havadaki otoyol... 10 yıldır yapım aşamasındadır.Điều mà nhiều bạn chưa biết, đường cao tốc trên không mà tôi đang nói ở đây đã được xây dựng trong 10 năm rồi.
Pek çoğunuzun bilmediği... ...burada konuştuğum havadaki otoyol... 10 yıldır yapım aşamasındadır.Mnoho z vás neví, že silnice v oblacích, o kterých zde mluvím, se budují už 10 let.
Pek çoğunuzun bilmediği... ...burada konuştuğum havadaki otoyol... 10 yıldır yapım aşamasındadır.Wielu z was nie wie jeszcze, że podniebna autostrada, o której tutaj mówię jest budowana już od 10 lat.
Pek çoğunuzun bilmediği... ...burada konuştuğum havadaki otoyol... 10 yıldır yapım aşamasındadır.Неизвестно за много от вас, магистралата в небето, за която говоря тук, е в строеж от 10 години.
Pek çoğunuzun bilmediği... ...burada konuştuğum havadaki otoyol... 10 yıldır yapım aşamasındadır.מה שלא ידוע לרבים מכם הוא שהכביש בשמיים שאני מדבר עליו כאן נמצא בבנייה כבר 10 שנים
Pek çoğunuzun bilmediği... ...burada konuştuğum havadaki otoyol... 10 yıldır yapım aşamasındadır.دون علم الكثيرين منكم الطريق السريع في السماء الذي أتحدث عنه هنا تحت الإنشاء طوال 10 سنوات.
Pek çoğunuzun bilmediği... ...burada konuştuğum havadaki otoyol... 10 yıldır yapım aşamasındadır.ここでお話ししている空のハイウェイは もう10年前から建設されているのです。 皆さんの車にも使われているGPSを用いているのです。
Peki onun hakkında bilmediğimiz ama bilmek istediğimiz ne var?Asadar, ce vrem sa stim si totusi nu stim despre pictura?
Peki onun hakkında bilmediğimiz ama bilmek istediğimiz ne var?Co bychom se tedy o té dívce chtěli dozvědět?
Peki onun hakkında bilmediğimiz ama bilmek istediğimiz ne var?Тож, що ми хочемо дізнатися, чого ми не знаємо про неї?
Ramone bunu bilmediğimi sanıyor, ama biliyorum.Ramone glaubt ich kenne sie nicht, aber ich kenne sie.
Ramone bunu bilmediğimi sanıyor, ama biliyorum.Ramone non sa' che io la conosco.
Ramone bunu bilmediğimi sanıyor, ama biliyorum.Рамон думает, что я его не знаю.'
Ramone bunu bilmediğimi sanıyor, ama biliyorum.ジェイ・コブ会計やってるってシリルが
Restoranın bilmediğim bir arka kapısı vardı... ...kapanış saatine kadar onu bekledim.Egy étteremben voltunk. A tulaj ott fent lakott.
Restoranın bilmediğim bir arka kapısı vardı... ...kapanış saatine kadar onu bekledim.Er was een achterdeur in het restaurant, en dat wist ik niet, dus wachtte ik op hem tot sluitingstijd.
Restoranın bilmediğim bir arka kapısı vardı... ...kapanış saatine kadar onu bekledim.Restaurace měla zadní východ o kterém jsem nevěděla. Čekala jsem na něj do zavírací doby.
Restoranın bilmediğim bir arka kapısı vardı... ...kapanış saatine kadar onu bekledim.Restaurantul avea o uşă în spate, de care nu aveam habar, aşa că l-am aşteptat până la ora închiderii.
Restoranın bilmediğim bir arka kapısı vardı... ...kapanış saatine kadar onu bekledim.Wir waren in einem Restaurant. Ich wusste nichts vom Hinterausgang und blieb bis zum Schluss.
Restoranın bilmediğim bir arka kapısı vardı... ...kapanış saatine kadar onu bekledim.Το εστιατόριο είχε πίσω πόρτα, το οποίο δεν ήξερα, οπότε τον περίμενα μέχρι να κλείσει.
Restoranın bilmediğim bir arka kapısı vardı... ...kapanış saatine kadar onu bekledim.Мы были в ресторане, я не знала, что там есть черный ход. Поэтому я ждала его до закрытия.