Ana içeriğe geç
Sözlük

bilmedi ile cümle

bilmedi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
River, bilmediğini söyler.Elektra odpowiedziała, że nie zna.
Ron Harry'nin pek bir şey bilmediğini düşünmektedir.Ray Barone ma wszystko, o czym możne marzyć.
Kaçışları, ikisinin de daha önce bilmediği duyguları ateşler.Objawia się ona sympatią, przed którą oboje wciąż uciekają.
Park, tam olarak bilmediği bu coğrafyada yolculuğuna devam etti.Corso wyrusza w podróż, której przebiegu zupełnie się nie spodziewa.
Justin, Aaron'ın nerede olduğunu bilmediğini ve Diğerleri'nin onu kaçırmadığını söyler.Junipher ukrywa się i reszta nie wie, że ona z nimi pojechała.
Kendisi de bilmediği bir şekilde bunları uygulamaktadır.Czy (nie)wystarcza on do spełnienia niewiadomej?
İnsana bilmediği şeyleri öğretendir."Han delade med sig sin vetskap för människorna".
Bende ona fizik hakkında hiçbir şey bilmediğimi söyledim.Hon hävdade att hon inte hade någon typ av teknik.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Presidenten själv har hävdat att han inte kände till något.
“İnsan bilmediklerini öğrenir” diyen Klinias’a, Euthydemos: “İnsan anladığını bilir” karşılığını veriyor.Den som lider av kleptomani har inte glömt att betala, personen vet vad den gör.
Fakat Lara'nın bilmediği bir gerçek vardır.Lara har mycket att berätta.
İnsanların bilmediği birçok ot türleri bulunur.Många arter är så gott som okända.
Bilmediğin çok şey var.Det finns mycket du inte vet.
Dün bilmediğimiz bir şey öğrendik.Vi lärde oss något vi inte visste igår.
İngilizce bilmediği için filmdeki repliklerini bir ses koçuyla ezberlemiştir.Те що він знає трохи з англійської мови, він дізнався з цих фільмів.
Ama bilmediği bir şey vardır!Історія, яку ми не знаємо.
Adam, Frank'e gitmesini, kadının ne olduğunu bilmediğini söyler.Команда і сам Хаус не знає, що з дівчиною.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Як наслідок, він твердив, що він нічого не знає.
Robert olaya karşı çıkar fakat bilmediği bir şey vardır.Роберт погоджується, але залишається в сумніві.
İnsanların yaptıkları şeyi neden yaptıklarını her zaman bilmediklerini savunur.Люди не завжди знають, чому вони роблять те, що вони роблять, або що вони роблять, поки це не відбудеться.
Tom Mary'nin neden John'dan hoşlanmadığını bilmediğini söyledi.Том сказав, що він не знає, чому Джон не подобається Мері.
Tom'un yüzmeyi bilmediğini benim bildiğim kadar iyi biliyorsun.Ти знаєш так само добре як і я, що Том не вміє плавати.
Tom'a Mary'nin nerede yaşadığını bilmediğimi söyledim.Я сказав Тому, що не знаю, де живе Мері.
Tom'a Mary'nin nerede yaşadığını bilmediğimi söyledim.Я сказала Тому, що не знаю, де живе Мері.
Tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir.Я знаю лише те, що нічого не знаю.
"Âmir insan, bilmediği şeyler konusunda daha ihtiyatlı ve çekingence sorar.Kolik – a zda vůbec – po sobě zanechal potomků není známo.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Přiznává si, že nic neví.
Amanda, bir gün hiç bilmediği bir yerde uyanır ve ne olduğunu anlamaz.Když se Tianna jednoho dne probudí, neví kde je.
Catherine okuma yazma bilmediği için evlilik cüzdanını “X” ile imzaladı.Catherine neuměla psát, proto je na oddacím listu podepsána: "X".
Çünkü kocası dahil herkes İngilizce bilmediğini sanmaktadır.Zajímavostí je, že on sám neuměl vůbec anglicky.
Her yeni karakterle, kendime ait daha önce bilmediğim başka bir şey öğreniyorum.Ale přesto máme individuální zkušenosti, které s nikým nesdílíme.
Adımızı bilmediğimiz tek bölüm; çünkü tanktayız.Jedná se o unikát, je znám pouze jediný kus.
Fakat Lara'nın bilmediği bir gerçek vardır.Jenže Donna samozřejmě nic netuší.
Allah 'şüphesiz sizin bilmediğinizi Ben bilirim' dedi."El spuse : “Nu v-am spus că eu știu de la Dumnezeu ceea ce voi nu știți?”
Ancak Vietnamlıların bilmedikleri bir gerçek vardı.Este adevărat că aliații nu cunoșteau acest fapt.
Bilmediğim bir şey hakkında rap yapamam.A declarat, „Nu pot să fac rap despre ceva ce nu știu.
Tom Mary'nin kim olduğunu bilmediğini iddia ediyordu.Tom pretindea că nu ştie cine e Mary.
Her yeni karakterle, kendime ait daha önce bilmediğim başka bir şey öğreniyorum.És minden alkalommal tanulhat valami újat, amit nem tudott korábban.”
Yüzmeyi bilmez, bilmediği için de sudan çok korkar.Úszni nem tud, mert ahhoz túl nehéz.
Ancak bilmediği bir tehlike vardır.Ismert veszélye nincsen.
Ancak bilmediğinde, bu oran %6'ya düşüyordu.Ahol alacsony, ott a növekedés 6% volt.
Bilim felsefecileri hiçbir şeyi mutlak bir kesinlikle bilmediğimizi iddia etmektedirler.Az agnosztikusok állíthatják, hogy nem lehetséges abszolút vagy biztos tudásunk.
Sun ona kocası Jin'in İngilizce konuştuğunu bilmediğini söyler.Sun kertoo, ettei Jin tiedä hänen englannin kielen taidoistaan.
Michael saati enkazın içinde bulduğunu, bir önemi olduğunu bilmediğini söyler.Michael kertoo, että hän vain löysi kellon ja ettei sillä ole väliä.
River, bilmediğini söyler.Joelle kiistää, ettei haluaisi.
Bende ona fizik hakkında hiçbir şey bilmediğimi söyledim.Varsinaisesta lääketieteestä hän ei tiennyt juuri mitään.
Fakat Jack'in bilmediği bir şey her şeyin göründüğü gibi olmadığıdır.Saarella paljastuu, ettei kaikki olekaan sitä, miltä se näyttää.
Amanda, bir gün hiç bilmediği bir yerde uyanır ve ne olduğunu anlamaz.Hän herää eräänä päivänä niityltä, muistamatta mitään.
Yüzmeyi bilmez, bilmediği için de sudan çok korkar.Sunaota vaivaa kamalasti se, ettei hän osaa uida.
O, onun hakkında bir şey bilmediğini iddia ediyor fakat ona inanmıyorum.Hän väittää, ettei tiedä tästä henkilöstä mitään, mutta en usko häntä.
Çırakları Gurnemanz'a Klingsor'u bilip bilmediğini sorarlar.Οι μαθητευόμενοι του Γκούρνεμαντς τον ρωτούν εάν έχει γνωρίσει τον Κλίνγκσορ.
Gregorios'un Yunanca bilmediğini kabul edilir.Έλληνες, μη τον ακούτε.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Εμείς είδαμε μόνο πως δεν κατάλαβε τίποτα.
Phileas Fogg, kimsenin hakkında hiçbir şey bilmediği zengin ve kibar bir İngiliz beyefendisidir.Ο Φιλέας Φογκ ήταν ένας πλούσιος εκκεντρικός τζέντλεμαν, ο οποίος είχε πολλές φαεινές ιδέες.
Fakat anahtar onları bilmedikleri bir mezarlığa götürmüştür.Ανακάλυψε τα ερείπια μεγάλων κτιρίων και έναν τάφο που δεν μπόρεσε να αναγνωρίσει.
Elinde plançeta, gözünde gözlüğüyle dolaşır ve bilmediği bir şey yoktur.Φοράει γυαλιά και δεν βλέπει σχεδόν καθόλου χωρίς αυτά.
Sun ona kocası Jin'in İngilizce konuştuğunu bilmediğini söyler.Sun fortæller ham, at Jin ikke er klar over hendes sprogkundskaber.
Michael saati enkazın içinde bulduğunu, bir önemi olduğunu bilmediğini söyler.Michael siger, at han fandt det i vraget, og at det ikke er vigtigt for ham.
Percy’nin kaybolduğuna ve kim olduğunu bile bilmediğine karar verilmişti.Så ved du hvad parkour er og hvad det ikke er.
Çoğu insanın hakkında hiçbir şey bilmediği bir tür acı."Dette er det visst mange av mine venner som ikke er i stand til å forstå.»
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod