İnsanların yaptıkları şeyi neden yaptıklarını her zaman bilmediklerini savunur.Ingen av dem forstår alltid hvorfor de handler slik de gjør.
Sana Bunları Hiç Bilmediğin Bir Yerden Yazıyorum (6:45) İnce Buz Üstünde Yürüyorum (feat.Omtrent 12.50 passerte (en bruggskjuts, overs. trengs) stedet uten å merke til noe ras.
Fakat Lara'nın bilmediği bir gerçek vardır.Om Troias er ingenting kjent.
Her yeni karakterle, kendime ait daha önce bilmediğim başka bir şey öğreniyorum.Eller det kan føre til at en ikke blir kjent med andre syn enn det de har fra før.
İnsana bilmediği şeyleri öğretendir."Artinya: Tiada ilmu pengetahuan lain lagi yang dapat dicapai oleh manusia.
Allah 'şüphesiz sizin bilmediğinizi Ben bilirim' dedi."Aku menjawab: "Ya Tuhan ALLAH, Engkaulah yang mengetahui!"
Fakat Lara'nın bilmediği bir gerçek vardır.Tapi AURA tidak tahu kenyataan ini.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Dan oleh karena keributan itu ia tidak dapat mengetahui apakah yang sebenarnya terjadi.
Qılmadı alay heç bir ulusqa, da şaraatların bilmediler alar.Di samping itu, jumlah artileri (berat) tidak cukup dan mereka tidak cukup mengenali musuh.
Ama bilmediği bir şey vardır!Namun, dia berkata dia tidak tahu.
Allah 'şüphesiz sizin bilmediğinizi Ben bilirim' dedi."Ni đáp: "Hiện nay là ni ai chẳng biết!"
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Điều đó cho thấy rõ ràng rằng họ không hiểu gì cả.
Keşf'i Alem Düşten Gerçeğe Bir Tek Seninle Nerdesin Anlamak Zor Uslanmak Bilmedi Hayat!Thực chất không chỉ ông mà tất cả những người biết được khi đó cũng ngạc nhiên không kém.
Bu grupta bulunan herkes gerçekleri tümüyle bilmedikleri için doğru dürüst cevap veremezler.Thứ nhất là vì không ai có thế có toàn bộ thông tin chính xác.
Allah 'şüphesiz sizin bilmediğinizi Ben bilirim' dedi."お主にはそれがわかるまい」と言い返されたとされる。
"Âmir insan, bilmediği şeyler konusunda daha ihtiyatlı ve çekingence sorar.惟(これ)いまし諸神(もろかみたち)、知るを隠す所勿(なか)れ」と尋ねた。
İnsana bilmediği şeyleri öğretendir."(同上) どっちが人間らしいのか、判らなくなった。
Üzerinde kendisinden başka kimsenin bilmediği bir ad yazılıdır.有人(ゆうと) 本作の主人公で苗字は不明。
Ki O, kalem ile insana bilmediği şeyleri öğretti.彼は自分の術を惜しんで人に明かさなかった。
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.彼女は何も知らず何も意識してゐないのである。
Sırrımı bilmedin...彼の秘密を知らない。
Bende ona fizik hakkında hiçbir şey bilmediğimi söyledim.だが問題は、私が生理学を知らなかったことだ。
Ancak bilmediği bir tehlike vardır.知らなかった自然がある。
Arya babasını uyarmaya çalışır fakat iki yabancının kim olduğunu bilmediği için önemsenmez.アリアは父に警告しようとするが、二人の正体がわからずに口ごもる。
Yüzmeyi bilmez, bilmediği için de sudan çok korkar.水が怖くて泳げない。
Müzisyen olup olmadıklarını bile bilmediğim bir topluluk arıyordum.自称ミュージシャンだけに音楽的な事に詳しい。
Sordukları soruların yanıtlarını bilmediğimi söyleyince beni çıplak halde klimalı soğuk bir odaya attılar.想いを寄せている有人が自分にその気がないことを知り、女子更衣室で有人に襲われたと騒ぎを起こす。
Kendisi, bu şekilde anılmaktan memnun olmakla birlikte neden uygun görüldüğünü bilmediğini açıklamıştır.自分はなぜ認められないのかという不満に苛まれていた。
Bunun yanında dedesininde geri döndüğünü öğrenir ve var olduğunu bile bilmediği kuzenleri ile tanışır.間柄は再従姉弟だが会った記憶はない。
Ayrıca hiç bilmedikleri iblislerle dolu dünyaya ilk adımlarını atarlar.そうなると召喚していない魔物までが世界に現れてしまう。
"Âmir insan, bilmediği şeyler konusunda daha ihtiyatlı ve çekingence sorar.諸有所問,皆為了知,不為嬈亂。
Allah 'şüphesiz sizin bilmediğinizi Ben bilirim' dedi."代宗說:「這並非你所知道的那樣。
İnsana bilmediği şeyleri öğretendir."凡夫未聞故,不能如實知見,亦無修心。
Qılmadı alay heç bir ulusqa, da şaraatların bilmediler alar.兼仁与不仁,而使天下之君子取焉,不能知也。
Çünkü kocası dahil herkes İngilizce bilmediğini sanmaktadır.並非所有英國人認同英式英語。
Yüzmeyi bilmez, bilmediği için de sudan çok korkar.她对游泳这个项目简直一窍不通,她非常得怕水。
Ki O, kalem ile insana bilmediği şeyleri öğretti.民匮于祀,而不知其福。
Çoğu insanın hakkında hiçbir şey bilmediği bir tür acı."常常會說出許多眾人不了解的知識。
Ancak bilmediği bir tehlike vardır.並無已知的明顯威脅。
Vallahi ‘Bildim, bilmedim’ demeyesin.」穿曰:「我不知谋,将独出。
İşte, hikâyedeki bu ana nokta, "insanların bilmedikleri ve anlamadıkları şeylerden korkup nefret etmeleri"dir.”的確,耶和華關心一切敬畏他的人,但卻不會顧念那些“自以為心中有智慧的人”。
Füsun’u ilk gördüğü anda hayatında hiç bilmediği bir duyguya kapılmıştır.在第一眼見到菲恩圖斯時認為在他的心中沒有黑暗。
İnsana bilmediği şeyleri öğretendir."이는 글(한문) 모르는 사람더러 알리노라.’
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.즉 사람들은 아무것도 모르면서 알고 있다고 생각한다.
Aizen ile ilgili henüz bilmediğiniz çok şey var.현재까지 아난케에 대해 알려진 사항은 그리 많지 않다.
Ki O, kalem ile insana bilmediği şeyleri öğretti.여자는 말 못하고, 남자는 모르는 것들 (inst.)
Okul zamanında daha önce bilmediği teknikler ve stilleri öğrendi.학교 교육 제도가 갖추어지지 않은 과거에 지식과 기술을 전수하는 방법으로 도제 제도가 있었다.
Kendi halindeki bir kasabaya kimsenin bilmediği sebeplerden ötürü gelir.그 때문에 알고 있는 사람이 없는 장소로는 이동할 수가 없다.
Allah 'şüphesiz sizin bilmediğinizi Ben bilirim' dedi."그는 “예수는 행(行)치 않고는 말한 일이 없는 것으로 안다.
Sordukları soruların yanıtlarını bilmediğimi söyleyince beni çıplak halde klimalı soğuk bir odaya attılar.아무 말 없이 떠난 동생의 비밀을 찾던 만지는 빨간 털실 속에 천지가 남기고 간 메시지가 있음을 알게 된다.
Kimsenin bilmediği sırları var.그에겐 말 못할 비밀이 있으니…….
Her yeni karakterle, kendime ait daha önce bilmediğim başka bir şey öğreniyorum.이제껏 이해하지 못하던 모든 지식을 알게 된다.
Kendisi, bu şekilde anılmaktan memnun olmakla birlikte neden uygun görüldüğünü bilmediğini açıklamıştır.그녀를 위로하기 보다는 도저히 왜 우는지 모르겠다는 얼굴로 그녀를 바라본다.
Nereden çıktığını bilmediğimiz bir kalabalık üstümüze doğru koşmaya başlamıştı.무슨 일이 일어 났는지 깨달은 몇몇 사람은 건너편 문으로 향해 뛰기 시작했다.
Toplama kampları hakkında bir şey bilmediğini söyledi.היא טענה כי לא ידעה על המתרחש במחנות הריכוז.
Her yeni karakterle, kendime ait daha önce bilmediğim başka bir şey öğreniyorum.אנו עומדים כעת בפני בעיות חדשות שדורות קודמים לנו לא הכירו.
Bu grupta bulunan herkes gerçekleri tümüyle bilmedikleri için doğru dürüst cevap veremezler.בזמן שכולם רואים את המציאות, לא לכולם קל כל כך להיזכר בזה.
Ata Demirer yatpığı açıklamada kelimenin gay porno sitesi olduğunu bilmediğini belirtti.בשער השלישי של הספר מנסה גולדמן להסביר מדוע זה אינו עולם פוסט-אמריקני.
İkinci Dünya Savaşı'nda orduya yazıldı fakat ilk gün silah kullanmayı bilmediği için elini yaraladı.בשנות מלחמת העולם השנייה גויס לצבא, אבל כבר ביומו הראשון נפצע בידו כשלמד לטפל ברובה ואושפז בבית חולים צבאי.
Bilim felsefecileri hiçbir şeyi mutlak bir kesinlikle bilmediğimizi iddia etmektedirler.חלק מהפליביליסטים טוענים כי וודאות מוחלטת על כל סוג של ידע היא בלתי אפשרית.