Ana içeriğe geç
Sözlük

bilmedi ile cümle

bilmedi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yüzmeyi bilmez, bilmediği için de sudan çok korkar.Ha paura dell'acqua e non sa nuotare.
Vallahi ‘Bildim, bilmedim’ demeyesin.Allora dichiarerò loro: "Io non vi ho mai conosciuti; allontanatevi da me, malfattori!"
Ancak Athena'nın bilmediği bir şey varmış.Shawn, non ho nulla da provarti.
Jin'in annesinin yaşadığını ama Jin'in bunu bilmediğini ve ona söylememesi gerektiğini ekler.Sun gli dice che Jin non è a conoscenza di questo.
Ama Spike bir şey bilmediğini söyler.Schoen rispose di non saperne nulla.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Tuttavia, egli nota che non si sa nulla di nessuna di queste.
Yüzmeyi çok iyi bilmediğim için, boyumu aşan suda yüzmekten sakınırım.Поскольку я не очень хорошо плаваю, я избегаю плавания там, где я ухожу с головой под воду.
Benim bilmediğim bir dilde konuşmaya başladılar, ama kulağa melodik geliyordu ve dinlemesi güzeldi.Они стали говорить на незнакомом мне языке, но звучал он мелодично, и слушать его было приятно.
Latince tamamen bilmediğim bir dil değil ama bu dili konuşma yeteneğinden tamamen yoksunum.Не сказать, чтобы латынь была мне совсем незнакома, но я совершенно не способен на ней говорить.
Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akılalmaz şeyleri sana bildireyim.Воззови ко Мне – и Я отвечу тебе, покажу тебе великое и недоступное, чего ты не знаешь.
Allah 'şüphesiz sizin bilmediğinizi Ben bilirim' dedi."На это Аллах ответил: «Поистине, Я знаю то, чего вы не знаете».
İnsana bilmediği şeyleri öğretendir."Это — потому, что они — люди, которые не знают».
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Как следствие, он утверждал, что он ничего не знает.
Catherine okuma yazma bilmediği için evlilik cüzdanını “X” ile imzaladı.Будучи неграмотной, Кэтрин вместо подписи поставила в свидетельстве о браке крестик «Х».
Müzisyen olup olmadıklarını bile bilmediğim bir topluluk arıyordum.Я искала его, я даже не знаю ни одного музыканта.
Annesini ve babasını hiç bilmedi.Он никогда не знал своих родителей.
Çoğu insanın hakkında hiçbir şey bilmediği bir tür acı."Многие люди даже не знают половины вещей, которые я пережил».
Ron Harry'nin pek bir şey bilmediğini düşünmektedir.Гарри Поттер не знает, чему верить.
Qılmadı alay heç bir ulusqa, da şaraatların bilmediler alar.Они нелетучи и не растворимы ни в одном из известных растворителей.
Her yeni karakterle, kendime ait daha önce bilmediğim başka bir şey öğreniyorum.Я поехал в новые, совершенно незнакомые мне места, я встречался с никогда не виданными мною людьми.
Yüzmeyi bilmez, bilmediği için de sudan çok korkar.Наполеон боится моря а точней воды ведь он уверен что не умеет плавать.
Ancak Vietnamlıların bilmedikleri bir gerçek vardı.Струнных инструментов индейцы не знали.
Kendi halindeki bir kasabaya kimsenin bilmediği sebeplerden ötürü gelir."أولئك الذين تقتصر معرفتهم على بلدٍ واحدٍ لا يعرفون أي بلد."
Vallahi ‘Bildim, bilmedim’ demeyesin.فَقُلْتُ : مَا أَعْلَمُ وَاللَّهِ خَيْرٌ مِمَّا لا أَعْلَمُ.
Qılmadı alay heç bir ulusqa, da şaraatların bilmediler alar.وإني لا أفتح باب الحق لمن لا يحرص على معرفته، ولا أعين من لا يعنى بالإفصاح عما يكنه في صدره.
Bilmediği ise kaderine doğru yol aldığı.وعدم أخبارهم ما هو مصيرهم .
Her yeni karakterle, kendime ait daha önce bilmediğim başka bir şey öğreniyorum.تعلم اشياء جديدة لم تفعلها من قبل بنفسك.
İnsanların bilmediği, ulaşamadığı bir yerde topraktan (kerpiçten) yapılmış evinde yaşar.بقي معتزلاً في بيته، لا يستطيع أن يطالب بما يعتقده ويدين الله تعالى به.
Adımızı bilmediğimiz tek bölüm; çünkü tanktayız.أنا لا أدرك الجزئي إلا لكونه جزءاً من كلي.
Çoğu insanın hakkında hiçbir şey bilmediği bir tür acı."فشعور المرء نحو شيء ما أهمّ بكثير مما يعرفه عنه. "
Yüzmeyi bilmez, bilmediği için de sudan çok korkar.Ele também detesta água por não saber nadar.
Bilmediğim bir şey hakkında rap yapamam.Ele disse: "Eu não posso fazer rap sobre algo que eu não sei.
Ancak Athena'nın bilmediği bir şey varmış.Mas havia algo que Heihachi não sabia.
Çoğu insanın hakkında hiçbir şey bilmediği bir tür acı.""Mas há muitos aspectos da vida de Che que as pessoas não conhecem.
Ancak Steven'ın bilmediği bir şey vardır.Steven ainda não entende.
Bilmediği ise kaderine doğru yol aldığı.Sem saber o que o futuro lhe reserva, ele aceita seu destino.
Bilim felsefecileri hiçbir şeyi mutlak bir kesinlikle bilmediğimizi iddia etmektedirler.Alguns falibilistas argumentam que a certeza absoluta sobre ter conhecimento é impossível.
Aizen ile ilgili henüz bilmediğiniz çok şey var.Eu realmente não conheço muito bem a Izzie agora.
Ancak Bismarck mürettebatının bilmediği neredeyse bütün İngiliz donanmasının peşlerinde olduğuydu.Entretanto, a força britânica quase que encontrou toda a Frota de Alto-Mar.
Gregorios'un Yunanca bilmediğini kabul edilir.Atanásio conhecia o grego e admitia não saber nada de hebraico.
Bu kadın onun ne istediğini bilmediğini gerçekten biliyor.Esta mulher sabe exatamente o que ela não sabe o que ela quer.
Bay Kingston'ın bilmediği şey ise Frankie'nin peşinde olan tek kişi o değildir.Buiten medeweten van meneer Kingston, is hij niet de enige die haar achterna zit.
Ama Spike bir şey bilmediğini söyler.Krinkel zegt echter dat hij van niets weet.
İnsanların bilmediği, ulaşamadığı bir yerde topraktan (kerpiçten) yapılmış evinde yaşar.Daar belandt hij in een aarde die in niets meer lijkt op wat hij kent.
Kendisi de bilmediği bir şekilde bunları uygulamaktadır.Voor zover bekend doet ze dit (nog) niet.
Ama bilmediği bir şey vardır!Die weet van niets.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Ze vertelt hem van niets te weten.
Orada da Echidna'yı yener, fakat bilmediği bir şey vardır.Voor Oona is dat geen nieuws; zij heeft die ook gezien.
Ancak Vietnamlıların bilmedikleri bir gerçek vardı.De Fransen wilden echter van geen wijken weten.
İnsana bilmediği şeyleri öğretendir."Degenen die leergierig zijn, maar onwetend.
Kimsenin bilmediği şey, tüm bu yaşananların arkasında Cuhenna Cin kabilesinin olduğudur.Wat Matt niet weet is, is dat Kingpin achter dit alles zit.
Yüzmeyi bilmez, bilmediği için de sudan çok korkar.Met angst leren zwemmen is bijna onmogelijk.
Her yeni karakterle, kendime ait daha önce bilmediğim başka bir şey öğreniyorum.Steeds zijn er details zichtbaar die eerder niet werden waargenomen.
Birbirlerini tanımayan, yedi kişi bilmedikleri bir biçimde kendilerini bir küp sisteminin içinde bulurlar.Vijf mensen die elkaar niet kennen ontwaken ook in de kubussen.
Adımızı bilmediğimiz tek bölüm; çünkü tanktayız.De betekenis van het eerste deel van de naam is onbekend, het betreft een eigennaam.
Onun bilip bilmediğini bilmiyorum.Ik weet niet of hij het weet.
Bana onun adresini bilip bilmediğimi sordu.Ze vroeg me of ik haar adres kende.
İnsana bilmediği şeyleri öğretendir."(Nikogo tam nie było), Ingen människa vet det (Żaden człowiek tego nie wie).
Toplama kampları hakkında bir şey bilmediğini söyledi.Twierdziła, że nie wiedziała co działo się w obozach koncentracyjnych.
Çünkü kocası dahil herkes İngilizce bilmediğini sanmaktadır.Sytuację komplikuje fakt, iż jego małżonka nie zna angielskiego.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod