Tom toplantının ne zaman başlayacağını bilmediğini söylüyor.Tom dice que no sabe cuándo empieza la reunión.
Tom Mary'nin nerede çalıştığını bilmediğini söyledi.Tom dijo que no sabía dónde trabajaba Mary.
Onun ne söylediğini bilmediğimi düşünüyor.Cree que no sé lo que dijo.
Tom'un onu nasıl yapacağını bilmediğinden oldukça eminim.Estoy bastante seguro de que Tom no sabía cómo hacerlo.
Tom'un onu yapmayı bilmediğinden şüpheleniyorum.Sospecho que Tom no sabe hacer eso.
Bilmediğim konular hakkında asla yorum yapmam.Nunca hago comentarios sobre temas que desconozco.
Onu nasıl yapacağımı bilmediğimi söyledim zaten.Ya he dicho que no sé cómo hacerlo.
Ki O, kalem ile insana bilmediği şeyleri öğretti.El que enseñó por medio del cálamo, enseñó al hombre lo que no sabía".
Yüzmeyi bilmez, bilmediği için de sudan çok korkar.Le teme al agua porque no sabe nadar.
İnsana bilmediği şeyleri öğretendir."«Ciencia: la fe del que no sabe».
Çırakları Gurnemanz'a Klingsor'u bilip bilmediğini sorarlar.Los propios escuderos de Gurnemanz le preguntan cómo es que conoce a Klingsor.
Bay Kingston'ın bilmediği şey ise Frankie'nin peşinde olan tek kişi o değildir.Sin embargo, Mega Man no es el único que planea buscar a King.
O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir."Capacidad de leer: Un analfabeto es una persona que no sabe leer.
Ignoti nulla cupido Bilmediğimizi arzulamayız (Ovidius'un dizesi) In dubio pro reo Şüphe zanlıya yarar.No estaría mal no tener que saber qué es lo que va a pasar - De "Astrud EP".
Onun bilip bilmediğini bilmiyorum.Non so se lo sa.
Bana okuma-yazma bilip bilmediğimi sordu.Mi ha chiesto se sapevo leggere e scrivere.
Bana önceden bilmediğim bir şey söyle.Dimmi qualcosa ch'io già non sappia.
Bence Tom bizim bilmediğimiz şeyleri biliyor.Secondo me Tom sa qualcosa che noi non sappiamo.
Sen bana bilmediğim hiçbir şey söylemiyorsun.Non mi stai dicendo niente che non so.
Benim hakkımda bilmediğin çok şey var.Ci sono molte cose che non sai di me.
Tom tenis oynamayı bilmediğini söyledi.Tom ha detto che non sa giocare a tennis.
Tom'a onun zaten bilmediği neyi söyleyebilirim?Cosa potrei dire a Tom che lui già non sappia?
Tom'un onun hakkında bilmediğine eminim.Sono sicuro che Tom non ne sapeva niente.
Kaçışları, ikisinin de daha önce bilmediği duyguları ateşler.Entrambi "trascinati da un impulso più profondo della ragione, di cui non avrebbero saputo dare ragione.
Ama bilmediği bir şey vardır!C'è ancora una cosa che non capisco...
Yüzmeyi bilmez, bilmediği için de sudan çok korkar.Ha paura dell'acqua e non sa nuotare.
Ancak Athena'nın bilmediği bir şey varmış.Shawn, non ho nulla da provarti.
Jin'in annesinin yaşadığını ama Jin'in bunu bilmediğini ve ona söylememesi gerektiğini ekler.Sun gli dice che Jin non è a conoscenza di questo.
Ama Spike bir şey bilmediğini söyler.Schoen rispose di non saperne nulla.
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Tuttavia, egli nota che non si sa nulla di nessuna di queste.
Yüzmeyi çok iyi bilmediğim için, boyumu aşan suda yüzmekten sakınırım.Поскольку я не очень хорошо плаваю, я избегаю плавания там, где я ухожу с головой под воду.
Benim bilmediğim bir dilde konuşmaya başladılar, ama kulağa melodik geliyordu ve dinlemesi güzeldi.Они стали говорить на незнакомом мне языке, но звучал он мелодично, и слушать его было приятно.
Latince tamamen bilmediğim bir dil değil ama bu dili konuşma yeteneğinden tamamen yoksunum.Не сказать, чтобы латынь была мне совсем незнакома, но я совершенно не способен на ней говорить.
Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akılalmaz şeyleri sana bildireyim.Воззови ко Мне – и Я отвечу тебе, покажу тебе великое и недоступное, чего ты не знаешь.
Allah 'şüphesiz sizin bilmediğinizi Ben bilirim' dedi."На это Аллах ответил: «Поистине, Я знаю то, чего вы не знаете».
İnsana bilmediği şeyleri öğretendir."Это — потому, что они — люди, которые не знают».
Çünkü kendisi hiçbir şey bilmediğinin farkındadır.Как следствие, он утверждал, что он ничего не знает.
Catherine okuma yazma bilmediği için evlilik cüzdanını “X” ile imzaladı.Будучи неграмотной, Кэтрин вместо подписи поставила в свидетельстве о браке крестик «Х».
Müzisyen olup olmadıklarını bile bilmediğim bir topluluk arıyordum.Я искала его, я даже не знаю ни одного музыканта.
Çoğu insanın hakkında hiçbir şey bilmediği bir tür acı."Многие люди даже не знают половины вещей, которые я пережил».
Ron Harry'nin pek bir şey bilmediğini düşünmektedir.Гарри Поттер не знает, чему верить.
Her yeni karakterle, kendime ait daha önce bilmediğim başka bir şey öğreniyorum.Я поехал в новые, совершенно незнакомые мне места, я встречался с никогда не виданными мною людьми.
Yüzmeyi bilmez, bilmediği için de sudan çok korkar.Наполеон боится моря а точней воды ведь он уверен что не умеет плавать.
Kendi halindeki bir kasabaya kimsenin bilmediği sebeplerden ötürü gelir."أولئك الذين تقتصر معرفتهم على بلدٍ واحدٍ لا يعرفون أي بلد."
Bilmediği ise kaderine doğru yol aldığı.وعدم أخبارهم ما هو مصيرهم .
Her yeni karakterle, kendime ait daha önce bilmediğim başka bir şey öğreniyorum.تعلم اشياء جديدة لم تفعلها من قبل بنفسك.
İnsanların bilmediği, ulaşamadığı bir yerde topraktan (kerpiçten) yapılmış evinde yaşar.بقي معتزلاً في بيته، لا يستطيع أن يطالب بما يعتقده ويدين الله تعالى به.
Adımızı bilmediğimiz tek bölüm; çünkü tanktayız.أنا لا أدرك الجزئي إلا لكونه جزءاً من كلي.
Çoğu insanın hakkında hiçbir şey bilmediği bir tür acı."فشعور المرء نحو شيء ما أهمّ بكثير مما يعرفه عنه. "
Yüzmeyi bilmez, bilmediği için de sudan çok korkar.Ele também detesta água por não saber nadar.
Bilmediğim bir şey hakkında rap yapamam.Ele disse: "Eu não posso fazer rap sobre algo que eu não sei.
Ancak Athena'nın bilmediği bir şey varmış.Mas havia algo que Heihachi não sabia.
Çoğu insanın hakkında hiçbir şey bilmediği bir tür acı.""Mas há muitos aspectos da vida de Che que as pessoas não conhecem.
Ancak Steven'ın bilmediği bir şey vardır.Steven ainda não entende.
Bilmediği ise kaderine doğru yol aldığı.Sem saber o que o futuro lhe reserva, ele aceita seu destino.
Bilim felsefecileri hiçbir şeyi mutlak bir kesinlikle bilmediğimizi iddia etmektedirler.Alguns falibilistas argumentam que a certeza absoluta sobre ter conhecimento é impossível.
Aizen ile ilgili henüz bilmediğiniz çok şey var.Eu realmente não conheço muito bem a Izzie agora.
Ancak Bismarck mürettebatının bilmediği neredeyse bütün İngiliz donanmasının peşlerinde olduğuydu.Entretanto, a força britânica quase que encontrou toda a Frota de Alto-Mar.
Gregorios'un Yunanca bilmediğini kabul edilir.Atanásio conhecia o grego e admitia não saber nada de hebraico.
Bu kadın onun ne istediğini bilmediğini gerçekten biliyor.Esta mulher sabe exatamente o que ela não sabe o que ela quer.