Hiçbiri bilmeyecektir.No one will know.
Kimse bilmeyecek.No one will know.
Bilmediğini mi söylemek istiyorsun?What do you mean you don't know?!
Siz bir şeyi kanıtlamaya çalışırken, bu onun doğru olduğunu bilmenize yardım eder.When you're trying to prove something, it helps to know it's true.
Kişiliğimle ilgili bilmediğin çok şey var.There are a lot of things you don't know about my personality.
Anahtarlarımı nereye koyduğumu bilmen için şans var mı?Any chance you know where I put my keys?
Bir krizle yüzleştiğini bilmelisin.You must know you're faced with a crisis.
Daha iyi bilmelisin.You should know better.
Bunu bilmek için yeterince yaşlısın.You are old enough to know this.
Senin yaşında daha iyi bilmelisin.You ought to know better at your age.
Bitmek bilmeyen yakınmalarından bıktım.I'm tired of your everlasting grumbles.
Ne okuyacağını bilmelisin.You should know what to read.
Yarın boş olup olmadığını bilmek istiyorum.I want to know if you'll be free tomorrow.
Yarın boş olup olmayacağını bilmek istiyorum.I want to know if you'll be free tomorrow.
Aptal parasının kıymetini bilmez.A fool and his money are soon parted.
Sorun Mike'ın gerçeği bilip bilmediğidir.The question is whether Mike knew the fact or not.
Hakkında hiçbir şey bilmediğim Geometri çok sıkıcı bir konu gibi görünüyor.Geometry, about which I know nothing, seems like a very dull subject.
Binlerce insan yanıtı bilmek istedi.Thousands of people wanted to know the answer.
Ne söyleyeceğini bilmediği için, o sessiz kaldı.Not knowing what to say, he remained silent.
Ne söyleyeceğini bilmediği için, sessiz kalmaya devam etti.Not knowing what to say, she remained silent.
Ne yapacağımı bilmediğim için, orada sessizce durdum.Not knowing what to do, I stood there silently.
Ne yapacağımı bilmediğim için, bir şey yapmadım.Not knowing what to do, I did nothing.
Ne söyleyeceğimi bilmediğim için, sessiz kaldım.Not knowing what to say, I remained silent.
Ne söyleyeceğini bilmediği için sadece gülümsedi.Not knowing what to say, she just smiled.
Burada ne olduğunu bilmek istiyorum.I demand to know what's going on here.
Yen için tam döviz kurunu bilmek istiyorum.I'd like to know the exact exchange rate for yen.
Liderin çadırı nereye kuracağını bilmesi gerekir.The leader should know where to set up the tent.
Şimdi sen bir üniversite öğrencisisin. Sen daha iyisini bilmelisin.Now that you are a college student, you should know better.
Şimdi 16 yaşındasın, daha iyi bilmen gerekir.Now you are sixteen, you should know better.
Meg Japonya hakkında her şeyi bilmeye meraklı.Meg is curious to know everything about Japan.
Fransa'ya nasıl para gönderileceğini bilmek istiyorum.I'd like to know how to send money to France.
Yalnız başına terk edilmiş olarak, oğlan ne yapılacağını bilmedi.Being left alone, the boy didn't know what to do.
Ne cevap vereceğimi bilmediğim için, sessiz kaldım.Not knowing what to answer, I kept silent.
Ne söyleyeceğimi bilmediğim için sessiz kaldım.Not knowing what to say, I kept silent.
Sebebini bilmek istiyorsan, bu yıl beş araba kazasına neden olduğum içindir.If you want to know why, it's because I caused five car accidents this year.
Nasıl cevap vereceğimi bilmediğim için, sessiz kaldım.Not knowing what answer to make, I kept silent.
Tom'dan başka hiç kimse onun adresini bilmez.No one knows his address but Tom.
Ülkeniz hakkında çok şey bilmenizi istiyorum.I want to know about your country so much.
Hangi takımın kazanacağını bilmek zor.There is no knowing which team will win.
Otobüsten nerede ineceğimi bilmediğim için sürücüye sordum.Not knowing where to get off the bus, I asked the driver.
Lütfen nasıl çözeceğini bilmeme izin ver.Please let me know how you are going to solve.
Onun nerede olduğunu nasıl bilmem gerekiyor?How should I know where he is?
Nasıl olur da bunu bilmezsin?How come you don't know this?
Ne yapacağımı bilmediğim için yardım istedim.Not knowing what to do, I asked for help.
Ne yapacağımı bilmediğim için polisi aradım.Not knowing what to do, I telephoned the police.
Ne yapacağını bilmediği için, sessiz kaldı.Not knowing what to do, she remained silent.
O, ne söyleyeceğini bilmediği için, sessiz kaldı.As he didn't know what to say, he remained silent.
Onu bilmeyen az erkek var.There are few men who don't know that.
Bilmek istediğim odur.That is what I want to know.
Bilmek istediğimiz budur.That's what we want to know.
Hikayenin gerisini bilmek istiyorum.I'd like to know the rest of the story.
Bilmeceyi çözmeye çalışmanın faydası yok.It is no use trying to solve the riddle.
Herkes benim planım hakkında bilmez.Not everybody knows about my plan.
Jack, İngilizce bilmektedir.Jack speaks English.
Ben bu maddelerin vücut tarafından nasıl emildiğini bilmek istiyorum.I would like to know how these substances are absorbed by the body.
Bütün bilmem gereken budur.This is all I need to know.
Bu konuda nasıl devam edeceğinizi bilmek istiyorum.I would like to know how you will proceed in this matter.
Bu bilmeceyi cevaplayabilir misin?Can you answer this riddle?
Aileniz onu bilmeli.Your parents ought to know it.
Her neyse, asla bilmeyeceksin.Anyway, you'll never know.