Siccin'in ne olduğunu sen nerden bilirsin?How will you comprehend what Sijjin is?
Sizi rızıklandırır. Ona eşitler var demeyin, zaten olmadığını bilirsiniz de.So, do not make another the equal of God knowingly.
De ki: Siz mi daha iyi bilirsiniz, Allah mı?Say: "Have you more knowledge than God?"
Böyle bir söz söylediysem elbette bilirsin bunu.Could I say what I knew I had no right (to say)?
Her haberin mukadder bir zamanı var, siz de öğrenir, bilirsiniz yakında.A time is fixed for every prophecy; you will come to know in time.
Sonra başlarını eğdiler ve andolsun ki dediler, sen de bunların konuşmadığını bilirsin.Then crestfallen (they confessed): "Truly, as you know, they cannot speak."
Derken yakında bilirsiniz nasılmış benim korkutmam.Then you will know the import of My commination!
Sen, onu ne bilirsin ki ne anlatacaksın?What do you have to do with explaining it?
Belki o, arınacaktır, ne bilirsin?What made you think that he will not grow in virtue,
İş öyle değil, yakında bilirsiniz.But you will come to know soon; --
Sonra da gene iş öyle değil, yakında bilirsiniz.Indeed you will come to know soon.
Sonra, yine kendi kafalarına döndürüldüler: "Vallahi, sen de bilirsin ki, bunlar konuşamazlar."Then crestfallen (they confessed): "Truly, as you know, they cannot speak."
Ne karar vereceğini sen bilirsin."So consider what you should command."
Ne bilirsin, belki de o saat yakındır!The Hour may be close at hand."
Nereden bilirsin, belki de o arınıp temizlenecek.What made you think that he will not grow in virtue,
De ki: Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?Say: "Have you more knowledge than God?"
Ne bilirsin, belki de zamanı yakındır.Who knows? The Hour may be close at hand."
Bilirsiniz ki, ben sizin içinizde bundan önce yıllarca bulundum.(Remember that I am one of you) and have lived a whole life with you before (its revelation).
Ne bilirsin belki kıyamet yakında olur."The Hour may be close at hand."
Ne bilirsin, belki de kıyamet saati yakındır!How do you know the Hour is not near?
Ne bilirsin, belki o temizlenecek?What made you think that he will not grow in virtue,
Bilirsiniz ki, daha önce, bir ömür boyu aranızda yaşadım, böylesi bir iddiada bulunmadım.(Remember that I am one of you) and have lived a whole life with you before (its revelation).
Ne bilirsin belki de o saat yakındır! [16,1; 54,1; 21,1]Who knows? The Hour may be close at hand."
Ne bilirsin, belki de alacağı öğütle arınacaktı. Yahut nasihati dinleyip ondan yararlanacaktı?What made you think that he will not grow in virtue,
Gizemleri sen bilirsin," derler.You alone know the secrets unknown."
Sonra tekrar eski kafalarına döndüler: "Bunların konuşamadığını sen gayet iyi bilirsin!"Then crestfallen (they confessed): "Truly, as you know, they cannot speak."
De ki, "Onun bilgisi ALLAH'ın katındadır; ne bilirsin, belki de o Saat yakındır."Who knows? The Hour may be close at hand."
Ne bilirsin, belki Saat (dünyanın sonu) yakındır.How do you know the Hour is not near?
Yaptığımızı kabul buyur. Şüphesiz ki, Sen hem işitir hem bilirsin"Accept it from us; indeed You only are the All Hearing, the All Knowing.”
Şüphe yok ki sen, her şeyi bilirsin, hüküm ve hikmet sahibisin.Indeed You only are the All Knowing, the Wise.”
Eğer onu söylemişsem sen onu elbette bilirsin.He will submit, “Purity is to You!
"Bir bilgimiz yok. Gizemleri sen bilirsin," derler.They will submit, “We do not have any knowledge; indeed it is only You, Who knows all the hidden.”
Şüphe yok ki sen duyarsın, bilirsin.Receive Thou this from me; Thou hearest, and knowest.'
Buyruk senin. Ne karar vereceğini sen bilirsin."The affair rests with thee; so consider what thou wilt command.'
Ne bilirsin, belki de alacağı öğütle arınacaktı.And what should teach thee?
Şüphesiz ki, Sen hem işitir hem bilirsin"Thou art the Hearer, the Knower!
Benim içimde ne varsa hepsini mutlaka bilirsin sen.Verily Thou!
Sen benim içimde olanı bilirsin ama ben senin zatında olanı bilmem.Verily Thou!
Sen benim içimdekini bilirsin, halbuki ben senin zatında olanı bilmem.Verily Thou!
Sen benim düşüncemi bilirsin; ancak ben senin düşünceni bilmem. Sen tüm gizemleri biliyorsun."Verily Thou! Thou art the Great Knower of the things hidden.
Rabbimiz, sen bizim gizlediğimizi ve açığa vurduğumuzu hep bilirsin."O our Lord! Certainly, You know what we conceal and what we reveal.
Sen bende olanı bilirsin, ama ben Sende olanı bilmem.Had I said such a thing, You would surely have known it.
"Rabbimiz, şüphesiz Sen, bizim saklı tuttuklarımızı da, açığa vurduklarımızı da bilirsin."O our Lord! Certainly, You know what we conceal and what we reveal.
Doğrusu Sen gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin.Certainly, You know what we conceal and what we reveal.
Yemin olsun, içinizden Cumartesi gününde azgınlık yapanları siz bilirsiniz.And indeed you knew those amongst you who transgressed in the matter of the Sabbath (i.e. Saturday).
"Rabbimiz, hiç kuşkusuz sen bizim gizlediğimizi de bilirsin, açığa vurduğumuzu da."O our Lord! Certainly, You know what we conceal and what we reveal.
Şüphesiz ki sen bizim gizleyeceğimizi de açıklayacağımızı da bilirsin.Certainly, You know what we conceal and what we reveal.
İçinizden cumartesi günü yasağını çiğneyenleri elbette bilirsiniz.And indeed you knew those amongst you who transgressed in the matter of the Sabbath (i.e. Saturday).
Sen bizim gizlediğimizi de açığa vurduğumuzu da şüphesiz bilirsin.Certainly, You know what we conceal and what we reveal.
İçinizden cumartesi günü haddi aşanları elbette bilirsiniz.And indeed you knew those amongst you who transgressed in the matter of the Sabbath (i.e. Saturday).
Pek iyi bilirsiniz ki o, asla müşriklerden olmamıştı.(See V. 2:105)
Biz ister gizleyelim, ister açığa vuralım, yaptığımız her şeyi bilirsin.Certainly, You know what we conceal and what we reveal.
"Rabbimiz, bizim gizlediğimizi ve açıkladığımızı bilirsin."O our Lord! Certainly, You know what we conceal and what we reveal.
"Rabbimiz! Doğrusu Sen gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin.“Our Lord, You know what we conceal and what we reveal.
"Ey Rabbimiz! Şüphesiz ki sen bizim gizleyeceğimizi de açıklayacağımızı da bilirsin.“Our Lord, You know what we conceal and what we reveal.
"Ey Rabbimiz! Sen bizim gizlediğimizi de açığa vurduğumuzu da şüphesiz bilirsin.“Our Lord, You know what we conceal and what we reveal.
Bilirsiniz ki, O’nun yol göstermesinden önce siz yolu şaşırmış kimselerdendiniz.Although, before that, you were of those astray.
“Ey bizim Rabbimiz! Biz ister gizleyelim, ister açığa vuralım, yaptığımız her şeyi bilirsin.“Our Lord, You know what we conceal and what we reveal.
Sen benim düşüncemi bilirsin; ancak ben senin düşünceni bilmem.You know what is in my soul, and I do not know what is in your soul.
Ve sen bizim ne isteğimizi de pekala bilirsin!"You also know well what we want.'