Bir gün, kim bilir?One day, who knows?
Ben de öyle diye düşünüyordum. Kim bilir, belki de bedenimiz başka bir deneyim yaşayabilirdi?I've been thinking, who knows, perhaps we could have another experience in the flesh?
Kim bilir, belki de Bay Klee'nin acelesi vardı, yani -- (Gülüşmeler)We don't know, maybe Mr. Klee was probably in a hurry, I mean -- (Laughter)
Ve orada bu küçük işaret olur, bilirsiniz.And you know, there you had this little sign --
Bilirsiniz, tek bir nefesle 4 dakika aşağıya iniyorlar.You know, because they go down for four minutes on one breath.
Orada "Pst"li doktorlar var, bilirsiniz, oturup bekliyorlar.They had doctors with the "Pst," you know, sitting there waiting.
Bilirsiniz, en nihayetinde bu sefer olmazsa başka sefer olur.You know, after all, if it doesn't work out, there's always tomorrow.
Ayrıca Çince konuşamaz. sadece Ni Hao, Xie Xie, Wo Ai Ni demeyi bilir.And he can't speak Chinese. He just knows "Ni Hao", "Xie Xie", "Wo Ai Ni" (Hi, thanks, I love you).
Bunu siz dahil herkes bilir.Everyone knows except people like you
Belki yapabiliriz, belki olasıdır -- kim bilir?Maybe we can do it, maybe it's possible -- who knows?
Allah bilir Göller bölgesi havası diyince ne anlıyorlar.Goodness knows what they make of the Lake District weather.
Bilirsiniz sinek kuşları hipersonik uçmazlar fakat manevra kabiliyetleri vardır.You see, hummingbirds are not hypersonic, but they are maneuverable.
Bunu bildiğimiz anda yöndeş olan tüm açıların da eş olduğunu biliriz. .Once we know that, we know that all the corresponding angles are congruent
Bilirsiniz, yatağınızda uzanıp, açık pencereden yağmurun tatlı sesini dinlemek gibi.You know the feeling of lying in bed with the window open, listening to gentle rain outside?
Aşk nedir bilir misin sen?I couldn't see anyone but oppa.
Nelson, bilirsin seni severim, ama artık tatlı babişkosunu arayanlarla takılmalısın!Nelson, you know I love you, but you really need to focus on Chasers looking for Sugar Daddies!
Evet ama bilirsin işte son zamanlarda çok meşguldüm.Yeah but you know, I've just been really busy lately.
Bilirsiniz, Çin'e fikri mülkiyet yok, değil mi?You know, China has no — (Laughter) — no intellectual property, right?
Bu da tamam. İşte bilirsin. "Hala büyük annemi görüyorum.It's just somehow... you know, 'Now I'm seeing my grandmother.
Remi sevginin ne olduğunu bilir.Remi knows what love is.
Çinli misin ? hayır ama dili bilirim çok akıcıWhere's that car? It's gone! Are you Chinese?
Ama kabul etmezsen... sen bilirsin!If not... it's up to you!
Şekil kesinlikle önemli çünkü ancak o zaman çekeceğiniz şeyin ayrıntılı planını bilirsiniz.Structure is absolutely important because then you have a blueprint of what to shoot.
Ne dediklerini bilirsin.Well, you know what they say.
Bilirsiniz, hayvanlar seks yapar.You know, animals have sex.
Bilirsiniz, erotik düşüce politik olarak doğru olmayabilir.You know, the erotic mind is not very politically correct.
Bilirsiniz, bu günü hayal ediyorum bir erkek olduğumdan beri.You know, I've been dreaming of this day since I was a boy.
Sen bilirsin, güçlükle mücadele eden yumurtalar bacakların arasında...You know, the scrambled eggs between the legs...
Bilirsin, yalamak.You know, giving a blow job.
Bilirsiniz, bazışeyler sadece zaman alır. Kendi kendimize ilerletmemiz kişisel büymelemerimiz.You know, sometimes it just takes a while to cultivate one's own personal greatness.
İyi bilirsin, önceden hiç dans katının üstünde fıtık konturolu olmadım.Well, you know, I've never been checked for a hernia on the dance floor before.
Bilirsin bayanlar ne ister, tatlım?You know what we ladies need, sweetie?
Bilirsin, belki bir kelime onu neşelendirir.You know, perhaps I'll have a word. Cheer him up.
Bilirsiniz, bizim bir potansiyelimiz var kampüsteki en iyi ev olabilme.You know, we have the potential to be the best house on this campus.
Bilirsin, Ben beş mısralı espirili severim.TAJ: You know, I love the British limerick as well.
Bilirsin nasıl söylenir.You know what they say.
Bilirsin, ben bu adamdan hoşlandım.You know, I like this bloke.
Bilirsiniz ben buraya kadar, bayanlar baylar.You know what, I'm done here, ladies and gentlemen.
İyi , bilirsin, asıl sebep insanın kafası...Well, you know, it's an understood fact that a man's piddler is...
Bilirsin beta, ben seni kıskanırım.You know, <i>beta</i>, I envy you.
Bilirsin ,komik değil mi problem çözmek?You know, it's funny how things work out, isn't it?
Bilirsin, bence sonunda ondan korkmaya başladım.You know, I think I'm finally starting to scare him. (CROWD GASPS)
Bilirsin, Charlotte, ben zengin bir adam değilim.You know, Charlotte, you should know I'm not a rich guy.
Çocukken daha çok kalamar olarak bilirdim.As a kid I knew them as calamari, mostly.
Fakat bence, bilirsiniz, bizler de sadece makineler olduğumuzu kabul etmeliyiz.But I think, you know, we have to accept that we are just machines.
Eger yaparlarsa biz bunu biliriz.If they do, we'll know!
— veya, bilirsiniz, sadece cezaevinde duvardaki delik açmaya çalışıyor çok.— or, you know, just punching a hole in the prison wall works too.
Ve neyin işlediğini bilmezsiniz, fakat orada birşeylerin işlediğini bilirsiniz.And you don't know what is operating, but something is operating there.
Bilirsiniz, belki de 100 yıl. Karşılaştığım diğer şey de, ve bu "balığı boğulmaktan kurtarmak."So, there was another one that I came across, and it's "saving fish from drowning."
Ama bazen bu fırsat ayağınıza gelir ve siz de bu fırsatı değerlendirmeniz gerektiğini bilirsiniz.But hey -- sometimes these things are sent to you and you just have to take them when they come.
Yani, Noel Baba yaramaz veya uslu olup olmadığını bilir ama değil mi?"I mean, Santa Claus knows if you're naughty or nice, right?"
Çünkü molünü bilirsek stokiometrik oranları kullanabiliriz.Because once we know the moles, we can use stoichiometric ratios.
Kadınlar bunu içgüdüsel bilirler.Women instinctively know that.
Rahatsız olarak kalmaya gönüllüysen, sen bilirsin. Sana boş bir oda öneriyorum.If it's that uncomfortable for you, I won't insist but, I'm telling you to stay in an empty room.
Bilirsiniz, yaşam daha iyi olabilir algısı, buna katılabilirim --The sense of, you know, life could be better, I could join this --
Tanrı bilir kaç tane kedisi halılarına işemek zorunda olan sahanlığı mide bulandırıcı kokular salan.Her cats, God knows how many, who must piss on her rugs -- her landing's a sickening reek.
Bu bizim lunaparklar, ve bilirsiniz işte, o çerçevedeki işler için geliştirdiğimiz bir şey.This is something we're building for, you know, amusement parks and that kind of stuff.
Onu çocukken bilirdim. eğer aynı adamsa, o benim akrabamın ve arkadaşımın oğlu.Or I did when he was but a child. If he is the same man, he is the son of my friend and kinsman.
-Bilirsin, gerzekler geniş gruplar halinde gezer ve böyle şeyler yaparlarLosers like that always move around in large groups doing cruel things..
Mikroplar yani, bilirsiniz-- hamur mayası mesela.There are microbes, you know -- go back to yeast.