Bunun anlamını bilirsiniz.You know what it means.
Bunu herkes bilir.Everybody knows that.
Bilirsiniz, hiçbirşeyden.Like, from nothing.
Bilirsiniz, sağ beyindir, sol beyindir, çikolatadır, fıstık ezmesidir. Her ne ise, onu bulmalısınız.You know, it's right brain, it's left brain, it's chocolate, it's peanut butter.
Neden bahsettiğimi bilirsiniz.You know what I mean. And the—
Harry, sen her zaman ne diyeceğini bilirsin.Oh, Harry. You always know what to say.
Yalnızca on yedi yaşındaydı, Neden bahsettiğimi bilirsiniz.You know what I mean
Artık ne hastalığının sana bulaştığını kim bilir!There's no telling what you'll come down with!
- Bana Pop Pop diye bilirsiniz.- You all call me Pop-Pop.
"Bilirsin, beki yasayacagim, belki olecegim ama bir dilegim yok.""You know, maybe I'll live, maybe I'll die, but I don't have a wish."
Dedi ki, "Guzel, bilirsin, butun hayatimi o magarada yasamak gibi birsey dusunuyorum."And she said, "Well, you know, I think I'd kind of like to live my whole life in the cave."
Bilirsiniz, yardım çağırırsınız ve insanlar destek vermek için hazırdır.You know, it's just like the hail goes out and people are ready to help.
Orada en iyi ressim kim yapar bilir misin?Do you know who draws the best here?
Bir rahip ve bir adam olduğunu bilirim... üstelik çok iyi bir yeteneğin var!I understand that there's a monk and a man... Indeed you have a very good skill!
Bir kız, Tianfeng ustanın buraya gönderdiği... Bilirim.15 years ago the girl, Master Tianfeng sent here...
Üstelik, bilirsin ki erkelerden hoşlanmaz.Besides, you know she doesn't like men.
Kim bilir, belki de çoktan ölmüştür.Who knows, probably already dead.
Bu yüzden belki de seneye tek başıma kalabilirim, kim bilir?So I could be down to myself next year, who knows?
Biraz tarih bilirim.You know where he sleeps.
Ve yeterince hızlı vurup kıçına sokmayı bilirim.Let it go, sir. The guy hasn't eaten in a couple of days.
Delta Oakleys takmak isterse kendisi bilir. Ben bunu taktığınızı bir daha görmeyeyim.When we get on a five-yard line, you're going to need my Rangers.
Bilirsiniz, insanlar şöyle derYou know, often, people say,
Bilirsiniz, oldukça uzun bir süre, aslında TED açısından bile düşündüm.You know, it's such a long wait that I actually started to even think about it in terms of TEDs.
Ve bilirsiniz, bundan hiç utanmadım.And, you know, I'm not even ashamed of that.
Bilirsiniz, video oyunları çok derin olabilirler, çok düşüncesiz olduklarında bile.You know, video games can be truly deep even when they're completely mindless.
Ya da mesela Vib Ribbon'ı bilirsiniz, burada Amerika'da hiç dağıtımı yapılmadı gerçi.Or, you know, Vib-Ribbon was not distributed here in the United States.
Rüyanızı bir dilde görmeye başladığınızda, bilirsiniz ki sonunda ona hâkim oldunuz.Once you start dreaming in a language, you know you've finally mastered it.
Oksijeni bilirsiniz.You know all about oxygen.
Bu grup ne der bilir misiniz?This party says, you know what?
Bu rakamlar belki biraz büyük ama kim bilir?These numbers maybe are a little bit on the big side, but who knows?
Bilirsiniz iyi bir bahis olabilir.You know, it might be a good bet.
Onlar akıllılar." dediler (Gülüş sesleri) "Onlar işlerini bilirler".They're smart."
Ben bilirim, buraya yolculuk yaptım.There's so much, we laugh, right?
O Kral yeteneğine sahip olduğunu bilir onun waylaid sahip ve aranacak.She knows that the King is capable of having her waylaid and searched.
Ve - (Gülüşmeler) ve - baya tedirgin olmaya başlamıştım ve, bilirsiniz işteAnd -- (Laughter)
Bilirsiniz işte bloglar korkutucudur.You know, blogs are scary.
Ve, bilirsiniz, ben bu konuda oldukça profesyonelim.And I'm, you know, very much "pro" that kind of stuff.
Ve, belki bilirsiniz, 1993 94 95'te 28 kilobit modemler kullanılırdı.And, and you know, in 1993 94 95 we used 28 kilobit modems.
Sanki, bilirsiniz, Herbie Apple II gibi.It's, like, you know, Herbie the Apple Il.
Hayatını değiştiren bir şeydi, bilirsiniz.And so, in my life, you know, I was in the tofu; it was a family business.
Böylece, yayınlandı, bilirsiniz, böylece, vay, tasarımım bir kitapta?So, I was published, you know, so, wow, my design's in a book, you know?
Bilirsiniz, kitaplarından birinde şöyle yazmıştı:You know, he wrote in one of his books:
Geldi ve dedi ki, bilirsiniz, buradaysam, her şey yolunda demektir.He'd come in and say, you know, If I am here, everything is okay.
Böylece kaç terim olduğunu bilirsiniz.You know, you can almost count the terms.
Bilirsiniz, insanlar bana mesaj atıp " Yeni işin nasıl gidiyor? " diye soruyorlardı.So, you know, people were writing me and saying, "How's your new job?"
Ruhu olan bir arabayı görünce tanırsınız. Bunun ne kadar güçlü olduğunu bilirsiniz.You know how strong this is.
İşe yarıyor değil mi, bilirsiniz işte.It kind of works, you know?
Bilirsiniz, bazen benim de yapmam gereken şey bu.You know, that's what I have to do sometimes.
Bir aletten daha fazla, bilirsiniz, yenilenebilir.It's more than one device, you know, it's renewable.
Bilge insan, Luke'un yeniden odayı temizlemesi gibi kendiliğinden hareket etmesini bilir.A wise person knows how to improvise, as Luke did when he re-washed the floor.
Bilge insan, bu ahlaki becerileri doğru amaçlar için nasıl kullanacağını bilir:A wise person knows how to use these moral skills in the service of the right aims.
Allah bilir, çok da teknik bilgi gerektirmiştir.God knows it took a huge amount of technical skill.
Ben öylece kalakaldım, Bilirsiniz bir şey söyleyemezken nasıl olursunuz ?And what was I -- you know, how are you going to say anything?
Aslında etolojistler bunu bilir.As a matter of fact ethologists know this.
Maymunlar cevaplar ister ve maymunlar öleceklerini bilirlerThe monkeys want answers and the monkeys know they're going to die
Bazı anılarımı sadece fotoğraflardan bilirim.There are parts of me I only recognize from photographs.
Onunla birlikte muayeneye girebilir miyim. Bilirsiniz...Can I go into the consulting room with him and... you know
Ţey, bilirsin Hakkýnda okumuţtum, filmde gördümWell, you know, I mean I read about it, seen it in films
- Bunu çok sýk yaparlar, bilirsin.- They do that a lot, you know.
Bilirsin, çok-kültürlü bir toplumda yaţýyoruz ve pozitif ayrýmcýlýk var,You know, we live in a multicultural society and practice positive discrimination,