Onun nereye gittiğini kim bilir.Who knows where he has gone.
Onun nereye gittiğini yalnızca Tanrı bilir.God only knows where he has gone.
Bu dilleri beş yıl önce öğrenmeye başlasaydım, şimdi onları bilirdim.If I had started learning these languages five years ago, I would know them now.
Gözlerime bak, böylece gerçeği söyleyip söylemediğini bilirim.Look me in the eye, so I know if you are saying the truth.
Akıllı bir lider diğerlerini ne zaman dinleyeceğini bilir.A wise leader knows when to listen to others.
Akıllı bir lider ne zaman okuyacağını bilir.A wise leader knows when to listen.
Amerikalıların daha prestijli saydıkları İngiliz aksanını kıskandıklarını bilirsiniz.You know Americans are jealous of the British accent that they deem more prestigious.
Çocuklar bile onun gibi şeyleri bilirdi.Even children would know things like that.
Tom nasıl kazanacağını bilir.Tom knows how to win.
Tom neyi sevdiğini bilir.Tom knows what he likes.
Tom ne gerekiyorsa bilir.Tom knows what it takes.
Tom seni övüyordu, bilirsin.Tom was praising you, you know.
Bir kızın benimle ilgilenip ilgilenmediğini nasıl bilirim?How do I know if a girl is interested in me?
Bir adamın benimle ilgilenip ilgilenmediğini nasıl bilirim?How do I know if a guy is interested in me?
Şimdiye kadar hiçbir şey planlanmadı ama kim bilir.So far nothing planned, but who knows.
Ne kadar çok öğrenirsek o kadar çok biliriz.The more we study, the more we know.
Biz bütün komşuları adıyla bilirdik.We used to know all the neighbors by name.
Tom daha iyi yapabileceğini bilir.Tom knows he can do better.
Ben Tom'u çok severim, bilirsin.I like Tom a lot, you know.
Tom kazanamaz ve o bunu bilir.Tom can't win and he knows it.
Tom cezalandırılacağını bilir.Tom knows he will be punished.
Bir sürü fıkra bilirim.I know tons of jokes.
Çok fıkra bilirim.I know lots of jokes.
O ne kadar az bilirse o kadar iyi olur.The less he knows, the better.
O, ne kadar az bilirse o kadar iyi olur.The less she knows, the better.
O nasıl parti yapılacağını bilir.He knows how to party.
O nasıl parti vereceğini bilir.She knows how to party.
Onlar nasıl parti vereceğini bilir.They know how to party.
Tom nasıl parti vereceğini gerçekten bilir.Tom really knows how to party.
Tom nasıl parti vereceğini kesinlikle bilir.Tom sure knows how to party.
Korkmak normaldir. Bende korkarım, bilirsin.It's normal to be scared. I'm scared too, you know.
Boston'da yaşayanlarınız sorunun ne olduğunu bilir.Those of you that live in Boston know what the problem is.
Tom bu alanı çok iyi bilir.Tom knows this area very well.
Onun beni sevip sevmediğini nasıl bilirim?How do I know if he likes me?
Onun benden hoşlanıp hoşlanmadığını nasıl bilirim?How do I know if she likes me?
Tom'un doğum gününün ne zaman olduğunu kim bilir?Who knows when Tom's birthday is?
Anahtarımı nereye gizlediğimi Tom bilir.Tom knows where I hide my key.
Onu yıllardır biliriz.We've known that for years.
Sen olmasan, onların hatasını ne zaman bulacağımızı Tanrı bilir.If it weren't for you, God knows when we'd find out about their mistake.
Tom, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki her eyaletin başkentini bilir.Tom knows the capital of each state in the United States.
Tom dünyadaki her ülkenin başkentini bilir.Tom knows the capital of every country in the world.
Derse girseydin bunu bilirdin.If you had taken the class, you would know this.
Toplantıya gelseydin bunu bilirdin.If you had been to the meeting, you would know this.
Tom bölgeyi oldukça iyi bilir.Tom knows the area pretty well.
Tom, Mary'nin onu sevdiğini bilir.Tom knows that Mary loves him.
Tom'un nerede doğduğunu kim bilir?Who knows where Tom was born?
Tom birçok Fransız şarkıları bilir.Tom knows many French songs.
Tom birçok Fransız şarkısı bilir.Tom knows many French songs.
Tom nasıl şekerleme yapacağını bilir.Tom knows how to make candy.
Tom bunu nasıl yapacağını bilir.Tom knows how to do this.
Tom'u bilirim.I knew Tom.
Sen onun bunu yapamayacağını bilirken neden Tom'un onu yapmasını istedin?Why did you ask Tom to do that when you knew he couldn't do it?
Herkes bunu bilir.Everyone knows it.
Küçük kasabalarda, herkes birbirleriyle ilgili her şeyi bilir.In small towns, everyone knows everything about one another.
Tom, kasabadaki tüm eğlence yerlerini bilir.Tom knows all the hot spots in town.
Tom en iyi balıkçılık yerlerini bilir.Tom knows all the best fishing spots.
Herkes problemi bilir ama hiç kimse onun hakkında konuşmaz.Everyone recognizes the problem, but no one talks about it.
Şehrin bu bölümünü iyi bilirim.I know this part of the city well.
Tom ne yapmamız gerektiğini büyük olasılıkla bilir.Tom is very likely to know what we should do.
Kim bilir, belki Boston'daki noel yine de o kadar da kötü olmayacaktır.Who knows, maybe Christmas in Boston won't be so bad after all.