Tom bu şehri avucunun içi gibi bilir.Tom knows this town inside out.
Bilirsin, Tom'un gerçekten senden hoşlandığını düşünüyorum.You know, I think that Tom really liked you.
Sana anlatığımı bilirse Tom beni öldürür.Tom would kill me if he knew I told you.
Sen onu nasıl bilirdin, Tom?How would you know that, Tom?
Onu nasıl biliriz?How do we know that?
Tom hava karardıktan sonra kendi başına dışarı çıkmaması gerektiğini bilir.Tom knows better than to go out after dark by himself.
Sanırım Tom çin dominosunu nasıl oynayacağını bilir.Tom knows how to play mahjong, I think.
Boston'u iyi bilir misin?Do you know Boston well?
Annem bile bunu bilir.Even my mom knows it.
Anadilimin Türkçe olduğunu neredeyse herkes bilir.Nearly everyone knows that my mother tongue is Turkish.
Ne gördüğünü kim bilir?Who knows what you saw?
Aşk hakkında ne bilirdim?What would I know about love?
Ne olduğunu kim bilir?Who knows what happened?
Ne olacağını kim bilir?Who knows what'll happen?
Tom bunun hepsinin ne hakkında olduğunu bilir.Tom knows what it's all about.
Sadece Tanrı bilir!God only knows!
Ne kadar çok okursan o kadar çok bilirsin.The more you read, the more you know.
Ben onu senden daha iyi bilirim.I know her better than you do.
Ben onu herkesten daha iyi bilirim.I know him better than anyone.
Tom benim hakkımda her şeyi bilir.Tom knows all about me.
Tom Fransızca bilir.Tom knows French.
Tom onların kim olduğunu bilir.Tom knows who they are.
Dan psikolojik savaşla başa çıkmayı çok iyi bilir.Dan knows very well how to deal with psychological warfare.
New York'u avucumun içi gibi bilirim.I know New York like the back of my hand.
Tom hava karardıktan sonra tek başına dışarı çıkmaktan daha iyisini bilir.Tom knows better than to go out alone after dark.
Şehirdeki herkes aileni bilir.Everyone in the city knows your family.
Tom Mary'nin söylediği bir şeye inanmaktan daha iyisini bilir.Tom knows better than to believe anything Mary says.
Tom o tür şeyi yapmaktan daha iyisini bilir.Tom knows better than to do that kind of thing.
Kelebeklerin kahkahasını dinleyebilen biri, bulutların tadını da bilir.Whoever can listen to butterflies laughing can also know how clouds taste.
Allah bilir.Allah knows.
O tüm müşterilerinin adlarını bilir.He knows the names of all his customers.
Mary en son moda trendleri hakkında her şeyi bilir.Mary knows everything about the latest fashion trends.
Kim kendi anadilini kusursuz bir biçimde bilir?Who knows his own mother tongue perfectly?
Balıklar nasıl yüzeceğini bilir.Fishes know how to swim.
Tom bilirdi.Tom would know.
Bir saat boyunca neler olabileceğini Allah bilir!God knows what might happen for an hour!
O fırında kekler nasıl pişirilir bilir.She knows how to bake cakes.
O fırında nasıl bir kek pişirileceğini bilir.She knows how to bake a cake.
Eğer biri seni beyaz kravat etkinliğine davet etseydi, ne giyeceğini bilir miydin?If someone invited you to a white tie event, would you know what to wear?
Tuzak olmadığını nasıl bilirsin?How do you know it's not a trap?
Başka kim cevabı bilir?Who else knows the answer?
Ben bir denizciyim, bilirsin.I'm a sailor, you know.
Tom ve Mary zaten onu bilir.Tom and Mary already know that.
Tom terminolojiyi bilir.Tom knows the terminology.
Tom farkı bilir.Tom knows the difference.
Tom araziyi bilir.Tom knows the territory.
Onlar şeylerini bilir.They know their stuff.
Tom bizim sistemimizi bilir.Tom knows our system.
Tom riskleri bilir.Tom knows the risks.
Tom eşyasını bilir.Tom knows his stuff.
Tom bütün bunları bilir.Tom knows all that.
Tom'un Bostonlu olduğunu burada az sayıda insan bilir.Only a few people here know that Tom is from Boston.
Onu yalnızca Tom bilir.Only Tom knows that.
O, yüz çeşitten fazla ekmek yapmasını bilir.She knows how to make more than a hundred types of bread.
Onun ne düşündüğünü Tanrı bilir.God knows what he was thinking.
Buradaki herkes Tom'un çok iyi Fransızca konuştuğunu bilir.Everybody here knows that Tom speaks very good French.
Sen onu yapmasını bilir misin?Do you know how to do it?
Sorumlu bir öğrenci kendi sorumluluklarını bilir.A responsible student knows his or her responsibilities.
Kamu yalnızca onlara devlet medyası tarafından söylenenleri bilir.The public only knows what they've been told by the state media.
Patron, Tom'un iş bilir tutumunu seviyor.The boss likes Tom's can-do attitude.