Geçmiş sadece bilinir, değişmez. Gelecek ise sadece değişir, bilinmez.The past can only be known, not changed. The future can only be changed, not known.
Ne olabileceği bilinmez.There is no knowing what may happen.
Tokyo'da şiddetli bir depremin ne zaman olacağını bilinmez.There is no knowing when a severe earthquake will happen in Tokyo.
O, bilinmezlik içinde yaşadı.He lived in obscurity.
Yarın ne olacağı bilinmez.There is no knowing what will happen tomorrow.
O çok önceden bilinmez.She's very unpredictable.
O, Almanya'da yıldızdır ama Amerika'da tamamen bilinmez.He's a star in Germany, but completely unknown in America.
Onun orijini bilinmez.Its origin is unknown.
Bir pn asal kuvvetinin bir yandaş sayı olup olmadığı bilinmez.It is not known whether a prime power pn can be an amicable number.
Michael Fader'ın hatırladığına göre: "Her şey o kadar çabuk gelişti ki bilinmezlikte kaybolurdun.As Michael Fader remembered, Things happened so fast you kind of got caught not knowing.
Ölümün bilinmezliği insana hayatın bilinen acılarından daha heyecanlan verici geliyor." demiştir.The uncertainty of death is preached as more thrilling than the well-known pain of life."
Lejyonun sembol ve cognomen'i bilinmez.The legion's symbol and cognomen are unknown.
Eğer arşının gerçek uzunluğu bilinmezse altar inşa edilemez.Without exact knowledge of the size of a cubit, the altar could not be built.
İslâm inancına göre Allah'ın kendisi bilinmez, Allah'ı bilmek, sıfatlarını bilmekle olur.Thus, a god may transcend both the universe and knowledge (is beyond the grasp of the human mind).
Korosunun olup olmadığı bilinmez.It is not known whether he had a chorus.
Bu tarihten sonra çıkıp çıkmadığı bilinmez.It is unknown whether this deal will come up later.
Ölüm bilinmezlik ve gizemdir.Sin is misery and death.
Yazarın gerçek kimliği kesin olarak bilinmez.The author's real identity is unknown.
Bölgenin tam fiziksel yapısı bilinmezliğini koruyor.The technical structure of the interior is completely preserved.
Bu durum bilinmezlik ilkesi olarak bilinir.This statement is known as the uncertainty principle.
Bu durumlar onun göreceli tarihsel bilinmezliğine katkıda bulunmuş olabilirdi.This may have contributed to his current relative obscurity.
Köy çok uzun zaman öncelerine dayanır ama tam ne zaman kurulduğu bilinmez.The village is an older origin, but does not know the exact time when it is based.
Kassapa: O halde acı bilinmez ve görünmez bir şey mi?Do we really need another voyeuristic study of the sad and dysfunctional?
Oz Sunnydale'i terk ettikten sonra gruba ne olduğu bilinmez.It is unknown what happened to Black Heath after Ball died.
Aufidia, Romalı magistra Marcus Aufidius Lurco'nun kızıdır ancak annesinin adı bilinmez.She was a daughter to Roman Magistrate Marcus Aufidius Lurco and an unknown mother.
Ve son olarak robotların komşularına bilinmezlik içinde olduğu üzerinde duruyoruz.And then finally, we insist that the robots be agnostic to who their neighbors are.
İşte mutluluk ile ilgili olan bilinmezlik de bu kadar.You have that much uncertainty.
Tanrı'nın bilinmezliği ve tanımlanamazlığını kabul ederek.Acknowledging that God is unknown and unknowable by definition.
Bu klipte... ...bilinmez bir şey vardı.Within that clip itself there was something unknown.
Ancak geleceğe bakınca bir dahaki projem bir bilinmez ve tamamen açık.But when I look towards the future, the next project is completely unknown and wide open.
Genlerimizin, kişiliğimizi ne kadar etkilediği çok fazla bilinmez.How genes influence your personality is less understood.
Oyun yoluyla bilinmezliğe adım atma olasılığı sunuyor, değil mi?It offers the possibility to step on uncertainty through the process of play, right?
İşitme engelli insanlar, bilinmezlik ve usanmışlık içinde oturuyorlardı.İşitme engelliler yıilardır bu vaziyetteler, yıilardır karanlıkta ve bıkmış durumdalar.
İşte burası en bilinmez kısmı.This is a real mystery.
Yeryüzündeki organizmaların büyük bir çoğunluğu bilim için hala bir bilinmez konumundadır.The great majority of organisms on Earth remain unknown to science.
Bunun da ötesinde, gerçek dünya ya da görev hem bilinmez hem de çok çeşitlidir.And more than that, the outside world, or task, is both ambiguous and variable.
O gün bilinmez ama geri dönecek miyim?Don't even know the day I'll ever return.
Nedendir bilinmez ama sonuçta büyük camgözlerin çeşitliliğinin oldukça düşük olduğu ortaya çıktı.So it does seem to be that basking sharks, for some reason, have incredibly low diversity.
Eski Yugoslavya'daki savaşlarda 40.000'den fazla insanın akıbeti bilinmezler listesine kaydedildi.More than 40,000 people went missing after the wars in the former Yugoslavia.
Şiddetli hava olaylarının önceden bilinmezliği yüksek can ve mal kayıplarına yol açıyor.The unpredictability of severe weather events leads to high human and financial costs.
Korosunun olup olmadığı bilinmez.It is not known whether he had a chorus.
Annesi hakkında çok bir şey bilinmez, lakin öldüğü söylenmiştir.Seine Mutter kennt er nicht, lange war ihm gesagt worden, sie sei tot.
Camin yapım yılı, plan özellikleri ve yaptıranı ile mimarının kimlikleri kesin olarak bilinmez.Das genaue Erbauungsjahr der Orgel und deren Erbauer sind jedoch nicht zweifelsfrei überliefert.
Ama hangi nedenle bilinmez bir süre köy boş kalmıştır.Zu einem unbekannten Zeitpunkt wurde das Dorf geschleift.
Ayrıca ne zaman ortadan kalkacağı da bilinmez.Wir wissen einfach nicht wann man aufhört.
Geçmiş sadece bilinir, değişmez. Gelecek ise sadece değişir, bilinmez.On ne peut que connaître le passé, pas le changer. On ne peut que changer le futur, pas le connaître.
Doğumu ile ilgili pek bir şey bilinmez, Venedik'te doğduğu, soyadını de buradan aldığı sanılmaktadır.On sait peu de chose de sa naissance, hormis sa naissance à Venise, d'où il tire son nom.
Aufidia, Romalı magistra Marcus Aufidius Lurco'nun kızıdır ancak annesinin adı bilinmez.Aufidia est la fille du magistrat romain Aufidius Lurco et de son épouse inconnue.
Bu durum bilinmezlik ilkesi olarak bilinir.Cette affirmation est connue sous le nom de principe d'incertitude.
Halkalıyı terkettirilermi o bilinmez...De nous, vous les mortels, n'apercevez que notre corps...
Afşar halkının özelliğinden,midir bilinmez dayanışma mükemmel dir.Quant au caractère du notaire, tu le trouves impossible.
Yaşı bilinmez.Âge non précisé.
Yağ yüzgeci: Bu yüzgecin ne işe yaradığı bilinmez.Cortana: No tienes idea cómo funciona este anillo, ¿o sí?
Familyadaki birçok balığın ilişkileri pek iyi bilinmez.Su relación con otras familias de peces es incierta.
(Honaz’da akrabamız vardır ama bilinmez) Biz hiç keçi beslememişiz.Nosotros no nos hemos asociado a él, como tampoco oramos detrás de él”.
Praenomen'i (İlk ismi) bilinmez ancak Volterra'lı Raphael tarafından Marcus olduğu iddia edilir.Su praenomen es desconocido, aunque se acepta la conjetura de Rafael de Volterra de llamarlo Marco.
Yaşı bilinmez.Su edad es desconocida.
Ayrıca ne zaman ortadan kalkacağı da bilinmez.Tampoco se sabe cuándo falleció.
Çiftin evlilik geçmişlerine dair bilgi verilmez, karakterlerin geçmişlerine dair de çok şey bilinmez.Su nombre es bastante conocido entre los criminales aunque no sabemos nada de su pasado.
Bu ilk tapınağın yapılış tarihi bilinmez.La fecha fundacional del templo no está clara.