Bilgisayarlar oyle inanilmaz makinelerki, herhangi bir seyi yapmak icin programlanabilirler.Компьютеры это удивительные машины, которые могут быть запрограммированы делать всё что угодно
Bilgisayarlar oyle inanilmaz makinelerki, herhangi bir seyi yapmak icin programlanabilirler.Компютрите са такива изключителни машини които можеш да програмирап да правят каквото и да е.
Bilgisayarlar oyle inanilmaz makinelerki, herhangi bir seyi yapmak icin programlanabilirler.מחשבים הנם מכונות מדהימות שניתן לתכנתם לעשות כל דבר.
Bilgisayarlar oyle inanilmaz makinelerki, herhangi bir seyi yapmak icin programlanabilirler.أجهزة الكمبيوتر هي ماكينات رائعة يمكن ان تبرمج لتفعل أي شيء
Bilgisayarlar tarafindan yazilmis oldugu biraz zor.Che venga scritto dai computer è un concetto un po' più complicato da comprendere
Bilgisayarlar tarafindan yazilmis oldugu biraz zor.Chỗ viết ra bởi máy tính hơi khó hiểu một chút.
Bilgisayarlar tarafindan yazilmis oldugu biraz zor.Dieses "von Computern geschrieben" ist etwas kniffelig.
Bilgisayarlar tarafindan yazilmis oldugu biraz zor.El ser escrito por computadoras es un poquito complicado.
Bilgisayarlar tarafindan yazilmis oldugu biraz zor.Geschreven door computers is lastig.
Bilgisayarlar tarafindan yazilmis oldugu biraz zor.Le "Ecrit par des ordinateurs" est un peu sioux.
Bilgisayarlar tarafindan yazilmis oldugu biraz zor.Quanto a ser escrita por computadores, é mais complicado...
Bilgisayarlar tarafindan yazilmis oldugu biraz zor.Scrisul de catre calculatoare este putin mai dificil.
Bilgisayarlar tarafindan yazilmis oldugu biraz zor."Tietokoneiden kirjoittamaksi" on hankala.
Bilgisayarlar tarafindan yazilmis oldugu biraz zor.Написание программ компьютерами немного сложнее.
Bilgisayarlar tarafindan yazilmis oldugu biraz zor.Това да бъде писан от компютри е малко по-остроумно.
Bilgisayarlar tarafindan yazilmis oldugu biraz zor.הכתיבה על-ידי מחשב הוא קצת מחוכם
Bilgisayarlar tarafindan yazilmis oldugu biraz zor.まだその話はしていませんが、多くのプログラムは他のプログラムによって書かれたものです
Bilgisayarlar uzağa!¡Alejen sus ordenadores!
Bilgisayarlar yaygýnlaţtýđýnda, programcý oldum.A když se rozšířily počítače, stal jsem se programátorem.
Bilgisayarlar yaygýnlaţtýđýnda, programcý oldum.Cand calculatoarele au devenit disponible pe scara larga am devenit programator
Bilgisayarlar yaygýnlaţtýđýnda, programcý oldum.그리고 컴퓨터가 점점 더 보편화 되면서 전 프로그래머가 되었죠.
Bilgisayarlar yaygýnlaţtýđýnda, programcý oldum.Καθώς οι υπολογιστές άρχισαν να γίνονται ευρέως διαθέσιμοι, έγινα προγραμματιστής.
Bilgisayarlar yaygýnlaţtýđýnda, programcý oldum.Когато компютрите станаха широко достъпни Аз станах програмист
Bilgisayarlar yaygýnlaţtýđýnda, programcý oldum.Оскільки, комп'ютери стали широко доступні, я став програмістом.
Bilgi yarışması katılımcılığı, düşünen bilgisayarlar çağında demode olan ilk işti,"Concurent la jocuri TV" era prima slujbă scoasă din uz sub noul regim de computere inteligente.
Bilgi yarışması katılımcılığı, düşünen bilgisayarlar çağında demode olan ilk işti,Czułem, że uczestnik teleturniejów to pierwszy przestarzały zawód pod władzą inteligentnych komputerów.
Bilgi yarışması katılımcılığı, düşünen bilgisayarlar çağında demode olan ilk işti,Ik voelde aan dat quizdeelnemer de eerste uitgerangeerde baan was door deze nieuwe denkende computers.
Bilgi yarışması katılımcılığı, düşünen bilgisayarlar çağında demode olan ilk işti,퀴즈쇼 참가자가 처음으로 구식이 되어버린 직업 같았어요. 생각하는 컴퓨터가 나오는 이런 새로운 시대에 말이죠.
Bilgi yarışması katılımcılığı, düşünen bilgisayarlar çağında demode olan ilk işti,Připadalo mi, že soutěžící v kvízu je první profese, která zastarala kvůli nové éře počítačů s mozkem.
Bilgi yarışması katılımcılığı, düşünen bilgisayarlar çağında demode olan ilk işti,Quizshow-Wettkämpfer waren nun als erstes überflüssig geworden, unter dem neuen Regime denkender Computer.
Bilgi yarışması katılımcılığı, düşünen bilgisayarlar çağında demode olan ilk işti,Sentivo che il lavoro di concorrente ai quiz era diventato obsoleto, in questa nuova era di computer pensanti.
Bilgi yarışması katılımcılığı, düşünen bilgisayarlar çağında demode olan ilk işti,הרגשתי שמתחרה בשעשועון חידות היה כעת התפקיד הראשון,שעבר זמנו תחת משטר חדש זה של מחשבים חושבים.
Bilgi yarışması katılımcılığı, düşünen bilgisayarlar çağında demode olan ilk işti,شعرت بأن متسابق مسابقات البرامج الوظيفة الأولى التي اتهى أوانها بموجب هذا النظام الجديد للكمبيوترات المفكرة.
Bilgi yarışması katılımcılığı, düşünen bilgisayarlar çağında demode olan ilk işti,クイズ回答者だと感じたのです それだけじゃありません
Biliyorsunuz, 2000 yılında hepimiz bilgisayarlarımızın yaşına fenal halde kafayı takmıştık.여럽분께사 잘 기억하시겠지만 1999년에서 2000년으로 넘어가던 당시 우리는 모두 밀레니엄 버그 때문에
Biliyorsunuz, 2000 yılında hepimiz bilgisayarlarımızın yaşına fenal halde kafayı takmıştık.Verán, en 2000 estábamos tan obsesionados con cómo
Biliyorsunuz, 2000 yılında hepimiz bilgisayarlarımızın yaşına fenal halde kafayı takmıştık.לתת לי לבדוק טכנולוגיות מפריעות שיוכלו לעזור עם חיים עצמאיים, זה מה שקראתי לו :
Biliyorsunuz, 2000 yılında hepimiz bilgisayarlarımızın yaşına fenal halde kafayı takmıştık.كما تعلمون, في عام 2000 كنا جميعا مهووسين بالإنتباه إلى مدى قدم أجهزة الكمبيوتر لدينا,
Biliyorsunuz, 2000 yılında hepimiz bilgisayarlarımızın yaşına fenal halde kafayı takmıştık.みんなコンピュータの老化について 絶えず心配してましたよね 1999年から2000年への変わり目を
Bir akşam annem elinde bir bilgisayarla eve geldi. Bu, diğer bilgisayarlardan farklıydı:Eines Abends kam meine Mutter mit einen Computer nach Hause, der anders war als alle anderen...
Bir akşam annem elinde bir bilgisayarla eve geldi. Bu, diğer bilgisayarlardan farklıydı:하루는, 어머니께서 제가 알고 있던 것과는 다른 종류의 컴퓨터를 가지고 오셨는데,
Bir akşam annem elinde bir bilgisayarla eve geldi. Bu, diğer bilgisayarlardan farklıydı:Una noche, mi madre vino a casa con un ordenador diferente:
Bir akşam annem elinde bir bilgisayarla eve geldi. Bu, diğer bilgisayarlardan farklıydı:Una sera, mia madre tornò a casa con un computer diverso dagli altri:
Bir akşam annem elinde bir bilgisayarla eve geldi. Bu, diğer bilgisayarlardan farklıydı:Однажды моя мама принесла домой компьютер, сильно отличающийся от ьех, что я видел прежде.
Bir akşam annem elinde bir bilgisayarla eve geldi. Bu, diğer bilgisayarlardan farklıydı:最初のバージョンのPhotoshopが使える 一番始めのMacでした
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Họ đang mang máy tính lại để chơi game và đấu với nhau
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Hozzák a saját gépeiket, hogy játszhassanak egymással.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Ils ont amené leur ordinateur afin de pouvoir jouer les uns contre les autres.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Îşi aduc propriile computere ca să poată se poată juca unul împotriva celuilalt.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.이들은 각자 자기 컴퓨터를 들고 나와서 다른 사람들과 서로서로 게임을 하는 겁니다.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Mereka membawa komputer mereka, sehingga mereka dapat bermain game melawan satu sama lain.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Portano il loro computer per giocare a videogiochi uno contro l'altro.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Přinesli si svoje počítače, aby mohli hrát hry proti sobě navzájem.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Przynoszą swoje komputery w jedno miejsce, by grać w gry przeciwko sobie.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Sie bringen alle ihre Computer mit, damit sie Spiele gegeneinander spielen können.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar. Ve bu dünyadaki her şehirde oluyor.Llevan sus computadoras asi pueden jugar unos contra otros y esto pasa en cada ciudad del mundo.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Ze zetten hun computers bij elkaar zodat ze kunnen spelen tegen elkaar.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Έφεραν τους υπολογιστές τους για να παίξουν παιχνίδια ο ένας εναντίον του άλλου.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Вони приносять сюди свої комп'ютери, щоб грати одне з одним.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Носят компютрите си със себе си, за да играят видеоигри един срещу друг.