Sizlerse Kutsal Olan tarafından meshedildiniz; hepiniz bilgilisiniz.你 們從 那 聖者 受 了 恩膏 、 並且 知道 這 一切 的 事 。 〔 或 作 都 有 知識
Sonra Yusufa, ‹‹Madem Tanrı bütün bunları sana açıkladı, senden daha akıllısı, bilgilisi yoktur›› dedi,Depois disse Faraó a José: Porquanto Deus te fez saber tudo isto, ninguém há tão entendido e sábio como tu.
Sonra Yusufa, ‹‹Madem Tanrı bütün bunları sana açıkladı, senden daha akıllısı, bilgilisi yoktur›› dedi,요셉에게 이르되 하나님이 이 모든 것을 네게 보이셨으니 너와 같이 명철하고 지혜있는 자가 없도다
Sonra Yusufa, ‹‹Madem Tanrı bütün bunları sana açıkladı, senden daha akıllısı, bilgilisi yoktur›› dedi,Nato veli Faraon Jožefu: Ker ti je Bog razodel vse to, nihče ni razumen in moder kakor ti.
Sonra Yusufa, ‹‹Madem Tanrı bütün bunları sana açıkladı, senden daha akıllısı, bilgilisi yoktur›› dedi,Så sa Farao til Josef: Siden Gud har latt dig vite alt dette, så er det ingen så forstandig og vis som du.
Sonra Yusufa, ‹‹Madem Tanrı bütün bunları sana açıkladı, senden daha akıllısı, bilgilisi yoktur›› dedi,Und sprach zu Joseph: Weil dir Gott solches alles hat kundgetan, ist keiner so verständig und weise wie du.
Sonra Yusufa, ‹‹Madem Tanrı bütün bunları sana açıkladı, senden daha akıllısı, bilgilisi yoktur›› dedi,И сказал фараон Иосифу: так как Бог открыл тебе все сие, то нет стольразумного и мудрого, как ты;
Sonra Yusufa, ‹‹Madem Tanrı bütün bunları sana açıkladı, senden daha akıllısı, bilgilisi yoktur›› dedi,Тогава Фараон каза на Иосифа: Понеже Бог ти откри всичко това, няма никой толкова умен и мъдър, колкото си ти.
Sonra Yusufa, ‹‹Madem Tanrı bütün bunları sana açıkladı, senden daha akıllısı, bilgilisi yoktur›› dedi,ויאמר פרעה אל יוסף אחרי הודיע אלהים אותך את כל זאת אין נבון וחכם כמוך׃
Sonra Yusufa, ‹‹Madem Tanrı bütün bunları sana açıkladı, senden daha akıllısı, bilgilisi yoktur›› dedi,ثم قال فرعون ليوسف بعدما اعلمك الله كل هذا ليس بصير وحكيم مثلك.
Sonra Yusufa, ‹‹Madem Tanrı bütün bunları sana açıkladı, senden daha akıllısı, bilgilisi yoktur›› dedi,法 老 對 約 瑟 說 、 神 既 將 這 事 都 指 示 你 、 可 見 沒 有 人 像 你 這 樣 有 聰 明 有 智 慧
Sonra Yusufa, ‹‹Madem Tanrı bütün bunları sana açıkladı, senden daha akıllısı, bilgilisi yoktur›› dedi,法老 對約 瑟說 、 神 既 將這 事 都 指示 你 、 可見沒 有 人像 你 這樣 有 聰明 有 智慧
Söylenecek en iyi şey: Bu konuda sana cevap verecek kadar bilgili değilim.Hal terbaik untuk katakan adalah: saya tidak cukup tahu tentang hal itu untuk memberikan jawaban
Söylenecek en iyi şey: Bu konuda sana cevap verecek kadar bilgili değilim.La meilleure chose à dire c'est "je n'en sais pas assez à ce sujet si vous voulez une réponse"
Şu ana kadar tanıdığım en bilgili arı yetiştiricisiydi.그는 지금껏 제가 본 가장 정통한 양봉가들 중 한 명입니다.
Şu ana kadar tanıdığım en bilgili arı yetiştiricisiydi.והוא אחד ממגדלי הדבורים הידענים ביותר שפגשתי מעודי.
Şu ana kadar tanıdığım en bilgili arı yetiştiricisiydi.و هو واحد من اكثر مربي النحل دراية.
Şu ana kadar tanıdığım en bilgili arı yetiştiricisiydi.正式な教育を受けていないのに 何でも知っています
Şu şu yoktu -- şunu yeterince bilmiyordum, yeterince -- bilgili değildim.Ce vă spun ei?
Şu şu yoktu -- şunu yeterince bilmiyordum, yeterince -- bilgili değildim.Hatte nicht die -- wusste nicht genug, hatte nicht die -- Kenntnis.
Şu şu yoktu -- şunu yeterince bilmiyordum, yeterince -- bilgili değildim.Je n'ai pas la... - je n'en savais pas assez, je n'avais pas les connaissances.
Şu şu yoktu -- şunu yeterince bilmiyordum, yeterince -- bilgili değildim.Không có -- không đủ hiểu biết, không có -- kiến thức.
Şu şu yoktu -- şunu yeterince bilmiyordum, yeterince -- bilgili değildim.그들이 뭐라고 말합니까? 뭔가가 없었고, 뭔가를 충분히 몰랐고,
Şu şu yoktu -- şunu yeterince bilmiyordum, yeterince -- bilgili değildim.Nemali sme -- nevedeli sme dostatočne -- nemali sme -- vedomosti.
Şu şu yoktu -- şunu yeterince bilmiyordum, yeterince -- bilgili değildim.Nemám -- dostatečně jsem neznal -- neměl jsem -- vědomosti.
Şu şu yoktu -- şunu yeterince bilmiyordum, yeterince -- bilgili değildim.Nem volt neki -- nem tudott eleget, nem volt meg a tudása.
Şu şu yoktu -- şunu yeterince bilmiyordum, yeterince -- bilgili değildim.Nie mieli -- nie wiedzieli dostatecznie dużo, nie mieli -- wiedzy.
Şu şu yoktu -- şunu yeterince bilmiyordum, yeterince -- bilgili değildim.Non ho -- non ne sapevo abbastanza, non avevo le -- conoscenze.
Şu şu yoktu -- şunu yeterince bilmiyordum, yeterince -- bilgili değildim.No tienen -- No sabían lo suficiente, no tenía el -- conocimiento.
Şu şu yoktu -- şunu yeterince bilmiyordum, yeterince -- bilgili değildim.Τι σας λένε; Δεν είχα...δεν ήξερα αρκετά, δεν είχα τη...γνώση.
Şu şu yoktu -- şunu yeterince bilmiyordum, yeterince -- bilgili değildim.Не мав -- не знав достатньо, не мав -- знань.
Şu şu yoktu -- şunu yeterince bilmiyordum, yeterince -- bilgili değildim.Что они говорят вам?
Şu şu yoktu -- şunu yeterince bilmiyordum, yeterince -- bilgili değildim.מה הם מספרים לכם? אין לי את ה -- לא ידעתי מספיק,
Şu şu yoktu -- şunu yeterince bilmiyordum, yeterince -- bilgili değildim.ما الذى يخبرونك به؟ لم يكن لدينا الـ ...المعرفة الكافية,
Şu şu yoktu -- şunu yeterince bilmiyordum, yeterince -- bilgili değildim.資金がなかった
Vay, ne kadar bilgilisin Jean.Du verkar välinformerad, Jean.
Vay, ne kadar bilgilisin Jean.Du virker velinformeret, Jean.
Vay, ne kadar bilgilisin Jean.Estás mesmo bem informado, Jean.
Vay, ne kadar bilgilisin Jean.Jacy my jesteśmy dobrze poinformowani, co, Jean?
Vay, ne kadar bilgilisin Jean.-Oletpa asioista perillä, Jean.
Vay, ne kadar bilgilisin Jean.Pero qué bien informado estás, Jean.
Vay, ne kadar bilgilisin Jean.Καλά τα λες, Τζιν.
Vay, ne kadar bilgilisin Jean.Надо же, как ты хорошо информирован, Джин!
Vücutlar hakkında açık ve bilgili konuşuldu, insanlar daha güvende ve sağlıklı oldular.De blev befriade. Samtalet om kroppen öppnades, blev mer påläst. Människor blev säkrare, och mådde bättre.
Yahudiler şaşırdılar. ‹‹Bu adam hiç öğrenim görmediği halde, nasıl bu kadar bilgili olabilir?›› dediler.Các ngươi Giu-đa sững sờ mà nói rằng: Người nầy chưa từng học, làm sao biết được Kinh Thánh?
Yahudiler şaşırdılar. ‹‹Bu adam hiç öğrenim görmediği halde, nasıl bu kadar bilgili olabilir?›› dediler.Các ngươi Giu-đa sững_sờ mà nói rằng : Người nầy chưa từng học , làm_sao biết được Kinh_Thánh ?
Yahudiler şaşırdılar. ‹‹Bu adam hiç öğrenim görmediği halde, nasıl bu kadar bilgili olabilir?›› dediler.Då förundrade sig judarna och sade: »Varifrån har denne sin lärdom, han som icke har fått undervisning?»
Yahudiler şaşırdılar. ‹‹Bu adam hiç öğrenim görmediği halde, nasıl bu kadar bilgili olabilir?›› dediler.Então os judeus se admiravam, dizendo: Como sabe este letras, sem ter estudado?
Yahudiler şaşırdılar. ‹‹Bu adam hiç öğrenim görmediği halde, nasıl bu kadar bilgili olabilir?›› dediler.Entonces los judíos se asombraban diciendo: --¿Cómo sabe éste de letras, sin haber estudiado
Yahudiler şaşırdılar. ‹‹Bu adam hiç öğrenim görmediği halde, nasıl bu kadar bilgili olabilir?›› dediler.És csodálkozának a zsidók, mondván: Mimódon tudja ez az írásokat, holott nem tanulta?!
Yahudiler şaşırdılar. ‹‹Bu adam hiç öğrenim görmediği halde, nasıl bu kadar bilgili olabilir?›› dediler.I divili se Židé, řkouce: Kterak tento Písmo umí, neučiv se?
Yahudiler şaşırdılar. ‹‹Bu adam hiç öğrenim görmediği halde, nasıl bu kadar bilgili olabilir?›› dediler.I dziwowali się Żydowie, mówiąc: Jakoż ten umie Pismo, gdyż się nie uczył?
Yahudiler şaşırdılar. ‹‹Bu adam hiç öğrenim görmediği halde, nasıl bu kadar bilgili olabilir?›› dediler.I Giudei ne erano stupiti e dicevano: «Come mai costui conosce le Scritture, senza avere studiato?»
Yahudiler şaşırdılar. ‹‹Bu adam hiç öğrenim görmediği halde, nasıl bu kadar bilgili olabilir?›› dediler.In Judje se čudijo ter pravijo: Kako je ta učen v pismih, ko se ni šolal?
Yahudiler şaşırdılar. ‹‹Bu adam hiç öğrenim görmediği halde, nasıl bu kadar bilgili olabilir?›› dediler.Iudeii se mirau, şi ziceau: ,,Cum are omul acesta învăţătură, căci n'a învăţat niciodată?``
Yahudiler şaşırdılar. ‹‹Bu adam hiç öğrenim görmediği halde, nasıl bu kadar bilgili olabilir?›› dediler.Jødene undret sig da og sa: Hvor har han sin lærdom fra, han som ikke er oplært?
Yahudiler şaşırdılar. ‹‹Bu adam hiç öğrenim görmediği halde, nasıl bu kadar bilgili olabilir?›› dediler.Jøderne undrede sig nu og sagde: "Hvorledes kan denne have Lærdom, da han ikke er oplært?"
Yahudiler şaşırdılar. ‹‹Bu adam hiç öğrenim görmediği halde, nasıl bu kadar bilgili olabilir?›› dediler.유대인들이 기이히 여겨 가로되 이 사람은 배우지 아니하였거늘 어떻게 글을 아느냐 하니
Yahudiler şaşırdılar. ‹‹Bu adam hiç öğrenim görmediği halde, nasıl bu kadar bilgili olabilir?›› dediler.Les Juifs s`étonnaient, disant: Comment connaît-il les Écritures, lui qui n`a point étudié?
Yahudiler şaşırdılar. ‹‹Bu adam hiç öğrenim görmediği halde, nasıl bu kadar bilgili olabilir?›› dediler.Niin juutalaiset ihmettelivät ja sanoivat: "Kuinka tämä osaa kirjoituksia, vaikkei ole oppia saanut?"