Rühle, bilgilerinin kaynaklarını belirlemedi.Rühle did not identify the sources of his information.
Devlet bilgilerine erişimin teşvik edilmesiPromoting access to government information
Ancak daha önceki bilgilerinin eksik olması da bu durumda kaçınılmazdır.But then it is inescapable that her previous knowledge was incomplete.
Bidayetü'l Hidaye - Din ve ahlak bilgilerini öğreten bir kitaptır.Dieses geht auf das Buch Dianetik – der Leitfaden für den Verstand (im engl.
Eldeki bilgilerin hemen hepsi kendi eserinden bildiklerimizden ibarettir.(Er ist es) der über das, was verborgen, und was allgemein bekannt ist, Bescheid weiß.
Bu bilgilerin algılanması çocukların dil edinimi ile açıklanabilir.Nur bei der Annahme von einem solchen Wissen könne man den Spracherwerb von Kindern erklären.
Örnek, versiyon bilgisi gibi) ve Io.sys (Dos’ un giriş/çıkış sistem bilgilerini tutar) vardır.Darunter, zwischen den beiden Wappenschilden befindet sich die Aufschrift: FVL(DENSIS).
Edinç, konuşmacının dili hakkındaki bilinçsizce kazandığı bilgilerini gösterir.Sie bezeichnet das unbewusste Wissen eines Sprechers über seine Sprache.
Kullanıcılar Kişiler'de hangi hesapların kişi bilgilerini göstermesi gerektiğini seçebilir.Jeder User entscheidet selbst, welche Informationen er teilen möchte.
Büyük misterler: Bunlar, ilk aşamada edinilen teorik bilgilerin uygulanmasıyla kazanılan bilgilerdi.Er soll die Menschen in der Kenntnis der Sterne unterrichtet haben.
Bu da insanın bilgilerinin doğruluğunun sorgulanmasına neden oldu.Daher wurde menschliches Wissen in Frage gestellt.
Ortaya atılan bilgilerin dayanak noktasıdır.Genau dies ist Ansatzpunkt der Revealed Preferences.
Paket başlığındaki bilgilerin hepsini baz alarak filtreleme işlemi gerçekleştirilebilir.Jedes Paket, das den Paketfilter passieren will, wird untersucht.
İlmihâl kitâplarında önce îtikâd (îmân) bilgilerine yer verilmiştir.Zuvor sollen sie ihm aber noch verraten, woher sie stammen.
Bu bilgilerini ise ancak 1940 yılında yayımlayabilmiştir.Sie konnte ihren Artikel jedoch erst 1912 publizieren.
Pazar Şeffaflığı ekonomide bir pazarın içerisi hakkındaki bilgilerin mevcut olması anlamına gelmektedir.Die Börse am Sonntag bietet Informationen rund um das Börsengeschehen.
Örnek, versiyon bilgisi gibi) ve Io.sys (Dos’ un giriş/çıkış sistem bilgilerini tutar) vardır.On rappelle que les groupes GU(φ) et PGU(φ) sont notés GO(φ) et PGO(φ).
Bunun yerine, kullanıcının hesap bilgilerini temsil eden bir sanal hesap numarası üretir.Au lieu de cela, il génère un numéro de compte virtuel représentant le compte de l'utilisateur .
Bidayetü'l Hidaye - Din ve ahlak bilgilerini öğreten bir kitaptır.Et quand Je t'enseignai le Livre, la sagesse (al-hikma), la Torah et l'Injeel.
İlmihâl kitâplarında önce îtikâd (îmân) bilgilerine yer verilmiştir.Au cours du voyage, ses vies antérieures prennent forme et se rappellent à lui.
Compiler tip bilgilerini tutarak JavaScript çıktısını optimize eder.Son dernier extrait les types d'informations pour optimiser sa sortie Javascript.
Quicken Interchange Format (QIF), finansal bilgilerin aktarımında kullanılan açık bir tanımlamadır.Quicken Interchange Format (QIF) est un format d'échange de données financières.
Dünyanın diğer ucundaki bir kişinin bilgilerinden faydalanılabilir.La présence d'une personne à sa droite peut être devinée.
İmam-ı Matüridi, ondan gelen kelam bilgilerini kitaplaştırmıştır.Ils l’accostent et lui révèlent ce qu'ils savent.
Yazılı kalıntısı bulunmayan kültürler hakkındaki bilgilerin çoğu bu kaynaklardan oluşmaktadır.La connaissance de beaucoup de cultures non-alphabétisées est tirée en grande partie de ces sources.
Eldeki bilgilerin hemen hepsi kendi eserinden bildiklerimizden ibarettir.Ils connaissent tout ce qui peut s'avérer (ou est) important pour eux.
J. J. Benjamin de aynı nüfus bilgilerini aktarır.Roderick J. Barman fait une analyse similaire.
Tıbbi bilgilerini geliştirmek için Avrupa'ya gitti.Il effectue un voyage en Europe pour approfondir ses connaissances.
Bu sıfatla Hitler'in yaşamının kişisel bilgilerinden haberi oldu.Ce dernier considère que le secret de Clark devrait être connu de tous.
Haziran 2014'te Billboard, turnenin 2 Haziran'a kadar olan konserlerinin hasılat bilgilerini ilk kez paylaştı.En juin 2014, Billboard annonça les premiers chiffres de la tournée dans son box-office hebdomadaire.
Ancak alınan bilgilerin güvenilebilirliği konusu hala tartışılagelmektedir.Néanmoins la fiabilité de ces données a été mise en doute.
Sosyal bilgilerin işlenmesini kolaylaştırmaktadır.Ils facilitent l'organisation de la connaissance sociologique.
Bu ofset bilgilerinin çakışmaması gerekmektedir.Il n'est pas utile de contrôler l'isolation de ces données.
Giden sunucu bilgilerin Mail-den eksik olabilme bir sorunu giderir.La position relative du point indique le chiffre manquant.
RSSSF arşivi tarihsel ve güncel futbol bilgilerini içerir.El archivo de la RSSSF contiene información histórica y actual del fútbol a nivel mundial.
Bunun yerine, kullanıcının hesap bilgilerini temsil eden bir sanal hesap numarası üretir.En cambio genera un número de cuenta virtual que representa la información de cuenta del usuario.
Görevi sebebiyle KGB ve Sovyet ordusu içindeki Amerikan kaynaklarının kimlik bilgilerine erişebiliyordu.Tenía acceso a la identidad de las fuentes de EE.UU. dentro del KGB y de las Fuerzas Armadas soviéticas.
Yazılı kalıntısı bulunmayan kültürler hakkındaki bilgilerin çoğu bu kaynaklardan oluşmaktadır.El conocimiento de muchas culturas no letradas ha provenido en gran medida de estas fuentes.
Telefonunuzda olan bütün bilgilerinizi ve bütün dunyayı kolunuzda gezdirebilirsiniz.Solo dime lo que tienes en mente a través del teléfono.
Tıbbi bilgilerini geliştirmek için Avrupa'ya gitti.Viajó a Europa para actualizar sus conocimientos.
Bu kitâplar fazla teferruâta, inceliğe girmeden din bilgilerini lâzım olduğu kadar anlatırlar.¡Oh Señora, que de tantas soledades Comprendes el llanto sin explicación!
Sokrates’e ilişkin bilgilerin büyük çoğunluğu Platon’un yazılarından elde edilmektedir.Lo que sabemos de Sócrates se deriva casi enteramente de los escritos de Platón.
İmam-ı Matüridi, ondan gelen kelam bilgilerini kitaplaştırmıştır.Afiebradamente, recorrí sus páginas, que eran para mí una revelación.
Kişiler uygylaması iletişim bilgilerine gerçek zamanlı olarak güncelleme imkânı verir.Contactos permite actualizaciones en tiempo real de la información del contacto.
Yine de tarihsel bilgilerin popülerliği devam etmektedir.Hasta entonces, los datos demográficas son aproximaciones.
Bu esnada gizli bilgilerin de yazıldığı not defterini yutar.Así se elimina la información que hubiera registrada.
Pilatus'un hayatı hakkındaki bilgilerin çoğu İncil'den gelmektedir.La información que se tiene sobre él proviene mayormente de la Biblia.
Dolandırıcılar hileli işlemler yapmak için kredi kartı bilgilerini kullanırlar.Los ladrones usaron las SSN para crear cuentas de tarjetas de crédito fraudulentas.
Bu ofset bilgilerinin çakışmaması gerekmektedir.Yo no filtro esa información.
Dolayısıyla bu teknoloji sayısal veri ve ses bilgilerini aynı anda kullanmamıza olanak sağlar.Esta tecnología permite grabar datos y audio al mismo tiempo.
Bilgilerin zamanında yayınlanması salgınların önlenmesi açısından çok önemlidir.La publicación debe realizarse a tiempo para preservar el valor de la información.
Bunun sonucunda yeni icatlar hakkındaki bilgilerin yayılması hızlandı.Esto a cambio conduce a la generación de nuevas preguntas de investigación.
İletişim bilgilerinde doğrudan kopya.Inmediatez en las comunicaciones.
Bu yazılım protokolleri, çerçevelerin çözümlenmesini ya da ikili bilgilerinin alınmasını sağlar.Esto dificulta comparar dos documentos o copiar y pegar información entre ellos.
Görevi sebebiyle KGB ve Sovyet ordusu içindeki Amerikan kaynaklarının kimlik bilgilerine erişebiliyordu.Ricoprendo tale ruolo aveva accesso alle identità delle fonti americane nel KGB e nell'esercito sovietico.
Bunun yerine, kullanıcının hesap bilgilerini temsil eden bir sanal hesap numarası üretir.Genera un numero di carta virtuale che rappresenta le informazioni dell'account dell'utente.
Sonuncusu ise coğrafî araştırmalar sonucu elde edilen bilgilerin söylenişidir.Domande sui dati ottenuti dopo ipotetiche osservazioni.
Gizli bilgiler de saldırgana iletilebilir (anahtar bilgilerin iletilmesi).Le risorse possono anche essere informazioni (dati).
Elinizdeki uçuş bilgilerini verin."I racconti sul disco volante».
İnançlar sistemi dinin, en durağan, en sabit, en mutlak bilgilerini oluşturur.Deve stabilire una comunicazione nel modo più chiaro, potente e preciso possibile.