Tanrının tasviri mutlak varoluştur, mutlak bilinç, bilgi ve bilgelik ve mutlak şefkat ve aşk.신의 형상은 완벽한 존재, 완벽한 인식과 지식과 지혜, 그리고 완벽한 자비와 사랑의 이미지를 내포합니다.
Tanrının tasviri mutlak varoluştur, mutlak bilinç, bilgi ve bilgelik ve mutlak şefkat ve aşk.Obraz Boží je absolutní bytí, absolutní uvědomění, znalost a moudrost, absolutní soucit a láska.
Tanrının tasviri mutlak varoluştur, mutlak bilinç, bilgi ve bilgelik ve mutlak şefkat ve aşk.Obrazem Boga jest byt absolutny, absolutna świadomość, wiedza i mądrość, absolutne współczucie i miłość.
Tanrının tasviri mutlak varoluştur, mutlak bilinç, bilgi ve bilgelik ve mutlak şefkat ve aşk.Zobrazením Boha je absolútne bytie, absolútne vedomie a poznanie a múdrosť a absolútny súcit a láska.
Tanrının tasviri mutlak varoluştur, mutlak bilinç, bilgi ve bilgelik ve mutlak şefkat ve aşk.Образ Бога - це абсолютне буття, абсолютна обізнаність і знання і мудрість і абсолютне співчуття і любов.
Tanrının tasviri mutlak varoluştur, mutlak bilinç, bilgi ve bilgelik ve mutlak şefkat ve aşk.Образът на Бог е абсолютно битие, абсолютна съзнателност, познание и мъдрост, абсолютно състрадание и любов.
Tanrının tasviri mutlak varoluştur, mutlak bilinç, bilgi ve bilgelik ve mutlak şefkat ve aşk.צלם האל הינו הווייה מוחלטת, מודעות, ידיעה וחוכמה מוחלטת וחמלה ואהבה מוחלטות.
Tanrının tasviri mutlak varoluştur, mutlak bilinç, bilgi ve bilgelik ve mutlak şefkat ve aşk.هي الكيان المطلق الوعي المطلق والمعرفة والحكمة والرحمة والحب المطلق.
Tanrının tasviri mutlak varoluştur, mutlak bilinç, bilgi ve bilgelik ve mutlak şefkat ve aşk.絶対的な認知、知識、知恵 絶対的な慈悲と慈愛の姿です ですから人間であること
Tanrı, Süleymana bilgelik, derin bir sezgi, kıyılardaki kum kadar anlayış verdi.A Bôh dal Šalamúnovi múdrosť a rozumu veľmi mnoho a širokosť srdca čo do vedomostí jako piesku na brehu mora.
Tanrı, Süleymana bilgelik, derin bir sezgi, kıyılardaki kum kadar anlayış verdi.Allah memberikan kepada Salomo hikmat, dan pengetahuan yang luar biasa, serta pengertian yang amat dalam
Tanrı, Süleymana bilgelik, derin bir sezgi, kıyılardaki kum kadar anlayış verdi.Ðức Chúa Trời ban cho Sa-lô-môn sự khôn ngoan, sự thông sáng rất cao, cùng lòng rộng rãi như cát trên bờ biển.
Tanrı, Süleymana bilgelik, derin bir sezgi, kıyılardaki kum kadar anlayış verdi.God gaf Salomo grote wijsheid en veel begrip. Bovendien was hij een man met een brede belangstelling.
Tanrı, Süleymana bilgelik, derin bir sezgi, kıyılardaki kum kadar anlayış verdi.Gud gav Salomo visdom og overmåte megen innsikt og en forstand vidt omfattende som sanden på havets bredd.
Tanrı, Süleymana bilgelik, derin bir sezgi, kıyılardaki kum kadar anlayış verdi.Gud skænkede Salomo Visdom og Kløgt i såre rigt Mål og en omfattende Forstand, som Sandet ved Havets Bred,
Tanrı, Süleymana bilgelik, derin bir sezgi, kıyılardaki kum kadar anlayış verdi.하나님이 솔로몬에게 지혜와 총명을 심히 많이 주시고 또 넓은 마음을 주시되 바닷가의 모래 같이 하시니
Tanrı, Süleymana bilgelik, derin bir sezgi, kıyılardaki kum kadar anlayış verdi.И Бог даде на Соломона твърде много мъдрост и разум, и душевен простор, като крайморския пясък.
Tanrı, Süleymana bilgelik, derin bir sezgi, kıyılardaki kum kadar anlayış verdi.И дал Бог Соломону мудрость и весьма великий разум, и обширный ум, как песок на берегу моря.
Tanrı, Süleymana bilgelik, derin bir sezgi, kıyılardaki kum kadar anlayış verdi.ויתן אלהים חכמה לשלמה ותבונה הרבה מאד ורחב לב כחול אשר על שפת הים׃
Tanrı, Süleymana bilgelik, derin bir sezgi, kıyılardaki kum kadar anlayış verdi.واعطى الله سليمان حكمة وفهما كثيرا جدا ورحبة قلب كالرمل الذي على شاطئ البحر.
Tanrı, Süleymana bilgelik, derin bir sezgi, kıyılardaki kum kadar anlayış verdi.神 賜 給 所 羅 門 極 大 的 智 慧 聰 明 、 和 廣 大 的 心 、 如 同 海 沙 不 可 測 量
Tanrı, Süleymana bilgelik, derin bir sezgi, kıyılardaki kum kadar anlayış verdi.神賜給 所羅門 極大 的 智慧 聰明 、 和廣 大 的 心 、 如同 海沙 不 可 測量
Ve bilgiyi elde edersek, belki bulunmayı bekleyen bilgelik de vardır.A gdy już będziemy mieć wiedzę, może nawet uda się odnaleźć mądrość.
Ve bilgiyi elde edersek, belki bulunmayı bekleyen bilgelik de vardır.Als we kennis hebben, is er misschien zelfs wijsheid te vinden.
Ve bilgiyi elde edersek, belki bulunmayı bekleyen bilgelik de vardır.E dalla conoscenza magari si arriva anche alla saggezza.
Ve bilgiyi elde edersek, belki bulunmayı bekleyen bilgelik de vardır.E, se tivermos o conhecimento, então talvez ainda haja sabedoria por alcançar.
Ve bilgiyi elde edersek, belki bulunmayı bekleyen bilgelik de vardır.Et si nous avons la connaissance, alors il y a peut-être même de la sagesse à en tirer.
Ve bilgiyi elde edersek, belki bulunmayı bekleyen bilgelik de vardır.우리가 만약 그 지식들을 알 수 있다면, 우리는 아마도 지혜를 찾아낼 수 있을 것 입니다.
Ve bilgiyi elde edersek, belki bulunmayı bekleyen bilgelik de vardır.Şi dacă extragem cunoaştere, poate e şi înţelepciune de găsit.
Ve bilgiyi elde edersek, belki bulunmayı bekleyen bilgelik de vardır.Und wenn wir Wissen erfahren, dann können wir vielleicht sogar Weisheiten daraus ziehen.
Ve bilgiyi elde edersek, belki bulunmayı bekleyen bilgelik de vardır.Và nếu có được kiến thức thì có thể chúng ta sẽ tìm thấy sự thông thái của mình.
Ve bilgiyi elde edersek, belki bulunmayı bekleyen bilgelik de vardır.Αν πάρουμε την γνώση, τότε ακόμα και η σοφία μπορεί να βρεθεί.
Ve bilgiyi elde edersek, belki bulunmayı bekleyen bilgelik de vardır.А ако получаваме знанието, тогава може би дори има мъдрост за откриване.
Ve bilgiyi elde edersek, belki bulunmayı bekleyen bilgelik de vardır.И если мы получим знания, тогда может быть есть шанс обрести мудрость.
Ve bilgiyi elde edersek, belki bulunmayı bekleyen bilgelik de vardır.ואם נקבל את הידע, אז אולי נוכל אפילו למצוא חוכמה.
Ve bilgiyi elde edersek, belki bulunmayı bekleyen bilgelik de vardır.وإذا حصلنا على المعرفة ، ربما يكون امكاننا بعد ذلك العثور على الحكمة.
Ve bilgiyi elde edersek, belki bulunmayı bekleyen bilgelik de vardır.以上です。ありがとう。
Ve bu dördüncü ve buraya bu bilgelik için geliyorum sanırım.A je to už po čtvrté a já sem právě chodím kvůli té moudrosti.
Ve bu dördüncü ve buraya bu bilgelik için geliyorum sanırım.A negyedik alkalommal vagyok itt, és ezért a bölcsességért jöttem, azt hiszem.
Ve bu dördüncü ve buraya bu bilgelik için geliyorum sanırım.C'est la quatrième fois, et je crois que je viens pour cette sagesse.
Ve bu dördüncü ve buraya bu bilgelik için geliyorum sanırım.Dit is mijn vierde keer hier, en ik kom hier voor die wijsheid, denk ik.
Ve bu dördüncü ve buraya bu bilgelik için geliyorum sanırım.Ich bin jetzt zum vierten Mal hier, ich denke, ich komme für diese Weisheit hierher.
Ve bu dördüncü ve buraya bu bilgelik için geliyorum sanırım.Już po raz czwarty przyszedłem tutaj po wiedzę, tak mi się wydaje.
Ve bu dördüncü ve buraya bu bilgelik için geliyorum sanırım.이번이 네번째인데 이러한 지혜를 위해 여기에 온게 아닌가 싶습니다.
Ve bu dördüncü ve buraya bu bilgelik için geliyorum sanırım.Og dette er den fjerde gang, og jeg kommer her for denne visdom, tror jeg.
Ve bu dördüncü ve buraya bu bilgelik için geliyorum sanırım.Questa è la quarta volta, e credo di essere qui per la stessa saggezza.
Ve bu dördüncü ve buraya bu bilgelik için geliyorum sanırım.TED 全体の効果として、見識を高めてくれるようです。
Ve bu dördüncü ve buraya bu bilgelik için geliyorum sanırım.Y esta es la cuarta vez y vengo aqui por esta sabiduría, creo.
Ve bu dördüncü ve buraya bu bilgelik için geliyorum sanırım.Това е четвъртият път, и мисля, че идвам тук заради тази мъдрост.
Ve bu dördüncü ve buraya bu bilgelik için geliyorum sanırım.Уже 4-ый раз. И я приехал сюда как раз за этой мудростью.
Ve bu dördüncü ve buraya bu bilgelik için geliyorum sanırım.וזאת כבר הפעם הרביעית, והגעתי לכאן בשביל החוכמה, אני חושב.
Ve bu dördüncü ve buraya bu bilgelik için geliyorum sanırım.و هذه هي المرة الرابعة، و انا آتي لتلك "الحكمة" كما أعتقد.
Yahudiler doğaüstü belirtiler ister, Greklerse bilgelik arar.Al vragen Joden wonderen als bewijs en zoeken Grieken naar wijsheid,
Yahudiler doğaüstü belirtiler ister, Greklerse bilgelik arar.eftersom både Jøder kræve Tegn, og Grækere søge Visdom,
Yahudiler doğaüstü belirtiler ister, Greklerse bilgelik arar.eftersom både jøder krever tegn og grekere søker visdom,
Yahudiler doğaüstü belirtiler ister, Greklerse bilgelik arar.E mentre i Giudei chiedono i miracoli e i Greci cercano la sapienza
Yahudiler doğaüstü belirtiler ister, Greklerse bilgelik arar.Gdyż i Żydowie się cudów domagają, a Grekowie mądrości szukają.
Yahudiler doğaüstü belirtiler ister, Greklerse bilgelik arar.Iudeii, într'adevăr, cer minuni, şi Grecii caută înţelepciune;
Yahudiler doğaüstü belirtiler ister, Greklerse bilgelik arar.Kajti i Judje zahtevajo znamenj, i Grki iščejo modrosti.
Yahudiler doğaüstü belirtiler ister, Greklerse bilgelik arar.Keďže i Židia žiadajú znamenia, i Gréci hľadajú múdrosť,