Ana içeriğe geç
Sözlük

bilgelik ile cümle

bilgelik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Güneşin altında bilgelik olarak şunu da gördüm, beni çok etkiledi:Också detta såg jag under solen, ett visdomsverk, som tycktes mig stort:
Güneşin altında bilgelik olarak şunu da gördüm, beni çok etkiledi:Også dette Tilfælde af Visdom så jeg under Solen, og det gjorde dybt Indtryk på mig:
Güneşin altında bilgelik olarak şunu da gördüm, beni çok etkiledi:Også i dette så jeg visdom under solen, og stor syntes den mig:
Güneşin altında bilgelik olarak şunu da gördüm, beni çok etkiledi:Ta cũng đã thấy sự khôn ngoan nầy dưới mặt trời, thật lấy làm cả thể.
Güneşin altında bilgelik olarak şunu da gördüm, beni çok etkiledi:Ta cũng đã thấy sự khôn_ngoan nầy dưới mặt_trời , thật lấy_làm cả_thể .
Güneşin altında bilgelik olarak şunu da gördüm, beni çok etkiledi:Také i tuto moudrost viděl jsem pod sluncem, kteráž za velikou byla u mne:
Güneşin altında bilgelik olarak şunu da gördüm, beni çok etkiledi:Tämänkin minä tulin näkemään viisaudeksi auringon alla, ja se oli minusta suuri:
Güneşin altında bilgelik olarak şunu da gördüm, beni çok etkiledi:Também vi este exemplo de sabedoria debaixo do sol, que me pareceu grande:
Güneşin altında bilgelik olarak şunu da gördüm, beni çok etkiledi:También he visto esta sabiduría debajo del sol, la cual me parece grandiosa
Güneşin altında bilgelik olarak şunu da gördüm, beni çok etkiledi:Tudi to sem videl kot modrost pod solncem, in zdelo se mi je veliko:
Güneşin altında bilgelik olarak şunu da gördüm, beni çok etkiledi:Και ταυτην την σοφιαν ειδον υπο τον ηλιον, και εφανη εις εμε μεγαλη
Güneşin altında bilgelik olarak şunu da gördüm, beni çok etkiledi:Вот еще какую мудрость видел я под солнцем, и она показалась мне важною:
Güneşin altında bilgelik olarak şunu da gördüm, beni çok etkiledi:И това видях като задача (Еврейски: мъдрост) под слънцето, (И тя ми се видя голяма:)
Güneşin altında bilgelik olarak şunu da gördüm, beni çok etkiledi:גם זה ראיתי חכמה תחת השמש וגדולה היא אלי׃
Güneşin altında bilgelik olarak şunu da gördüm, beni çok etkiledi:هذه الحكمة رايتها ايضا تحت الشمس وهي عظيمة عندي.
Güneşin altında bilgelik olarak şunu da gördüm, beni çok etkiledi:我 見 日 光 之 下 有 一 樣 智 慧 、 據 我 看 乃 是 廣 大
Güneşin altında bilgelik olarak şunu da gördüm, beni çok etkiledi:我 見 日光 之下 有 一 樣 智慧 、 據 我 看 乃是 廣大
Hz. İsa'nın yüzünde bir farkındalık, bilgelik hissediliyor.Погляньте на обличчя Христа, його погляд розуміючий, мудрий і проникливий.
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›¿Acaso no serán arrancadas las cuerdas de sus tiendas? En ellas mueren, pero sin sabiduría.
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Azaż zacność ich nie pomija z nimi? umierają, ale nie w mądrości.
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Či nejde ta s nimi aj ich sláva? Zomierajú, ale nie v múdrosti.
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Dây chằng của chúng há chẳng bị dứt trong mình họ sao? Chúng thác, nào được khôn ngoan chi.
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Dây_chằng của chúng há chẳng bị dứt trong mình họ sao ? Chúng thác , nào được khôn_ngoan chi .
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Eikö niin: heidän telttanuoransa irroitetaan, ja he kuolevat, viisaudesta osattomina.`"
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Ha kiszakíttatik belõlök sátoruk kötele, nem halnak-é meg, és pedig bölcsesség nélkül?
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Hun levensdraad wordt doorgeknipt en zij sterven zonder dat zij het weten."
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Ja, deras hyddas fäste ryckes bort för dem, oförtänkt måste de dö.»
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›장막 줄을 그들에게서 뽑지 아니하겠느냐 그들이 죽나니 지혜가 없느니라
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›La funicella della loro tenda non viene forse strappata? Muoiono senza saggezza!»
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Le fil de leur vie est coupé, Ils meurent, et ils n`ont pas acquis la sagesse.
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Li se taie firul vieţii: mor, şi tot n'au căpătat înţelepciunea!
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Maka hilanglah segala yang dimiliki; ia pun mati tanpa beroleh akal budi.
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Ni li tako? Ko se jim izdere vrv, ki veže njih šator telesni, umirajo, in to brez modrosti.“
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Rives ej deres Teltreb ud? De dør, men ikke i Visdom."
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Se dentro deles é arrancada a corda da sua tenda, porventura não morrem, e isso sem atingir a sabedoria?
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›und ihre Nachgelassenen vergehen und sterben auch unversehens.
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Zdaliž nepomíjí sláva jejich s nimi? Umírají, ale ne v moudrosti.
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Το μεγαλειον αυτων το εν αυτοις δεν παρερχεται; Αποθνησκουσιν, αλλ' ουχι εν σοφια.
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Величието, което е в тях, не се ли премахва? Умират и то без мъдрост.
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Не погибают ли с ними и достоинства их? Они умирают, не достигнув мудрости.
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›הלא נסע יתרם בם ימותו ולא בחכמה׃
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›أما انتزعت منهم طنبهم. يموتون بلا حكمة
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›他 帳 棚 的 繩 索 、 豈 不 從 中 抽 出 來 呢 . 他 死 、 且 是 無 智 慧 而 死
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›他 帳棚 的 繩索 、 豈不從 中 抽出 來 呢 . 他 死 、 且 是 無 智慧 而 死
İçsel bir güç olmalı, bir berraklık, bir bilgelik - bütün bunların hepsi.Musi być wewnętrzna siła, jasność, mądrość, wszystkie te rzeczy.
İçsel bir güç olmalı, bir berraklık, bir bilgelik - bütün bunların hepsi.Musí tam byť sloboda. Musí byť vnútorná sila. Jasnosť, múdrosť - všetko toto.
İçsel bir güç olmalı, bir berraklık, bir bilgelik - bütün bunların hepsi.Musí tam být vnitřní síla. Jasnost, moudrost, všechny tyto věci.
İçsel bir güç olmalı, bir berraklık, bir bilgelik - bütün bunların hepsi.Πρέπει να υπάρχει μια εσωτερική δύναμη, μια διαύγεια, μια σοφία - όλα αυτά τα πράγματα.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››A človekovi riekol: Hľa, bázeň Pánova je múdrosť, a odstúpiť od zlého je rozumnosť.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Ale człowiekowi rzekł: Oto bojaźó Pańska jest mądrością, a warować się złego, jest rozumem.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Apoi a zis omului: ,Iată, frica de Domnul, aceasta este înţelepciunea; depărtarea de rău, este pricepere.`
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Az embernek pedig mondá: Ímé az Úrnak félelme: az a bölcseség, és az értelem: a gonosztól való eltávozás.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Člověku pak řekl: Aj, bázeň Páně jest moudrost, a odstoupiti od zlého rozumnost.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Ðoạn, phán với loài nguời rằng: Kính sợ Chúa, ấy là sự khôn ngoan; Tránh khỏi điều ác, ấy là sự thông sáng.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››e disse all'uomo: «Ecco, temere Dio, questo è sapienza e schivare il male, questo è intelligenza»
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››E disse ao homem: Eis que o temor do Senhor é a sabedoria, e o apartar-se do mal é o entendimento.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››In človeku je dejal: Glej, strah Gospodov je modrost, in ogibati se hudega je razumnost.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Ja ihmiselle hän sanoi: `Katso, Herran pelko - se on viisautta, ja pahan karttaminen on ymmärrystä`."
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››또 사람에게 이르시기를 주를 경외함이 곧 지혜요 악을 떠남이 명철이라 하셨느니라
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Men til Mennesket sagde han: "Se, HERRENs Frygt, det er Visdom, at sky det onde er Indsigt."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod