Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.Lărgeşti drumul supt paşii mei, şi picioarele mele nu se clatină.
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.Lépéseimet kiszélesítetted alattam. És bokáim meg nem tántorodtak.
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.Og du gir mig din frelse til skjold, og din høire hånd støtter mig, og din mildhet gjør mig stor.
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.Razširil si prostor korakom mojim pod mano, in členki mojih nog niso omagovali.
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.Razširil si prostor korakom mojim pod mano, in členki mojih nog niso omahovali.
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.Rozšířil kroky mé pode mnou, aby se nepodvrtly nohy mé.
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.Rozšíril si podo mnou môj krok, a moje členky sa nehly.
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.Rozszerzyłeś kroki moje podemną, tak iż się nie zachwiały kostki moje.
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.Sinä annat minun askeleilleni avaran tilan, ja minun jalkani eivät horju.
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.Tu élargis le chemin sous mes pas, Et mes pieds ne chancellent point.
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.Tú has ensanchado mis pasos debajo de mí, para que no tiemblen mis tobillos
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.Tu lărgeşti drumul supt paşii mei, şi nu-mi alunecă glesnele.
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.Tu mi hai dato il tuo scudo di salvezza, la tua destra mi ha sostenuto, la tua bontà mi ha fatto crescere
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.Tys mi také dodal štítu spasení svého, a pravice tvá podpírala mne, a dobrotivost tvá mne zvelebila.
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.U hebt een pad voor mij gereedgemaakt, zodat ik niet kon uitglijden.
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.Επλατυνας τα βηματα μου υποκατω μου, και οι ποδες μου δεν εκλονισθησαν.
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.Συ επλατυνας τα βηματα μου υποκατω μου, και οι ποδες μου δεν εκλονισθησαν.
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.Ти си разширил стъпките ми под мене; И нозете ми не се подхлъзнаха.
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.Ты расширяешь шаг мой подо мною, и не колеблются ноги мои.
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.תרחיב צעדי תחתי ולא מעדו קרסלי׃
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.תרחיב צעדי תחתני ולא מעדו קרסלי׃
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.توسع خطواتي تحتي فلم تتقلقل عقباي.
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.توسع خطواتي تحتي فلم تتقلقل كعباي.
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.你 使 我 腳 下 的 地 步 寬 闊 . 我 的 腳 未 曾 滑 跌
Bastığım yerleri genişletirsin, Burkulmaz bileklerim.你 使 我 腳下 的 地步 寬闊 . 我 的 腳 未 曾 滑跌
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Asszonyom, szeretne azokból a narancssárga karkötőkből rózsaszín pöttyökkel?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Doamna, doriti o bratare portocalie cu puncte roz?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Frun, skulle du vilja ha några av de orangea arbanden med de rosa polkaprickarna?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?분홍색 물방울 무늬가 들어간 오렌지색 팔찌를 좀 보여드릴까요? 부인?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Madam, chceli by ste niektorý z týchto oranžových výrobkov s ružovými bodkami?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Madame, désirez-vous quelques uns de ces bracelets oranges à pois roses?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Madam, je libo některý z těchto oranžových náramků s růžovými puntíky?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Mevrouw, wilt u een paar van deze oranje armbanden met roze stippen?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Möchten Sie eines dieser orangen Armbänder mit rosa Tupfen, meine Dame?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Nyonya, apakah anda ingin beberapa gelang oranye dengan bintik-bintik jingga itu?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Proszę pani, czy chciałaby pani pomarańczowy wisiorek z różowymi kropkami?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?"Senhora, quer essas pulseiras laranja com bolas cor-de-rosa?"
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Señora, ¿le gustarían algunas de esas pulseras anaranjadas... ...con pintitas rosadas?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Signora, gradirebbe qualcuno di questi monili arancioni coi pois rosa?"
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Thưa bà, bà có muốn những vòng đeo tay màu cam với những chấm hồng này không?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Κυρία, θα θέλατε κάποιο από εκείνα τα πορτοκαλιά ενδύματα με τα ροζ πουά;
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?"Девушка, не хотите ли вы эти оранжевые браслеты с розовыми вкраплениями?"
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?"Дівчино, не бажаєте ці оранжеві браслети з рожевими вкрапленнями?"
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?Мадам, бихте ли искали някои от тези оранжеви гривни, с розовите полка точки?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?האם גברתי רוצה מהצמידים הכתומים, אלו עם הנקודות הוורודות ?
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?سيدتي، هل ترغبين في بعض أساور البرتقال مع تنقيطها باللون الوردي؟
Bayan, acaba pembe benekli, turuncu bilekliklerimizden almak ister miydiniz?オレンジ色の腕輪などはいかがですか 私の名前はザミンです
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Én emelkedett menni, de Holmes elkapott a csuklóját, és lökött vissza a székre.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Eu me levantei para ir, mas Holmes me pegou pelo pulso e me empurrou para trás em minha cadeira.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Ich erhob mich zu gehen, aber Holmes erwischte mich am Handgelenk und schob mich zurück in meinen Stuhl.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Ik stond op om te gaan, maar Holmes ving mij bij de pols en duwde me terug in mijn stoel.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.I ανήλθε σε πάω, αλλά Holmes μου που αλιεύονται από τον καρπό και με έσπρωξε πίσω στην καρέκλα μου.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Jag reste mig att gå, men Holmes fångade mig i handleden och knuffade mig tillbaka in i min stol.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Jaz rose iti, vendar Holmes me ujela v zapestje in me potisnil nazaj v moj stol.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Jeg rejste sig for at gå, men Holmes fangede mig ved håndleddet og skubbede mig tilbage i min stol.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Je me levai pour partir, mais Holmes m'a attrapé par le poignet et m'a poussé sur ma chaise.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.가야 장미지만, 홈즈는 손목으로 나를 잡은 내 의자에 다시 저를 밀었.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.M-am ridicat să plece, dar Holmes ma prins de mână şi ma împins înapoi în scaunul meu.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Me levanté para marcharme, pero Holmes me cogió por la muñeca y me empujó de nuevo en mi silla.
Ben gitmek için yükseldi, ancak Holmes bilek beni yakaladı ve benim koltuğa beni geri itti.Mi alzai per andare, ma Holmes mi afferrò per il polso e mi ha spinto nella mia sedia.