Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Hvorledes skulde da skriftene opfylles, at så må skje?
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Hvorledes skulde da Skrifterne opfyldes, at det bør gå således til?"
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Kako bi se pa izpolnila pisma, ki pričajo, da mora tako biti?
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››내가 만일 그렇게 하면 이런 일이 있으리라 한 성경이 어떻게 이루어지리요 하시더라
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Maar hoe kan dan in vervulling gaan wat over deze dingen is geschreven?"
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Ma come allora si adempirebbero le Scritture, secondo le quali così deve avvenire?»
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Men huru bleve då skrifterna fullbordade, som säga att så måste ske?»
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Mutta kuinka silloin kävisivät toteen kirjoitukset, jotka sanovat, että näin pitää tapahtuman?"
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Nếu vậy, thế nào cho ứng nghiệm lời Kinh Thánh đã chép rằng việc nầy tất phải xảy đến?
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Nếu_vậy , thế_nào cho ứng_nghiệm lời Kinh_Thánh đã chép rằng việc nầy tất phải xảy đến ?
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Wie würde aber die Schrift erfüllet? Es muß also gehen.
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››πως λοιπον θελουσι πληρωθη αι γραφαι οτι ουτω πρεπει να γεινη;
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››как же сбудутся Писания, что так должно быть?
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Як же тоді справдились би писаня, що так мусить статись ?
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››ואיככה אפוא ימלאו הכתובים כי כן היה תהיה׃
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››فكيف تكمل الكتب انه هكذا ينبغي ان يكون
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››若 是 這 樣 、 經 上 所 說 、 事 情 必 須 如 此 的 話 、 怎 麼 應 驗 呢
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››若是 這樣 、 經上 所說 、 事情 必 須 如此 的話 、 怎麼應 驗呢
‹‹Ama şimdi beni -Tanrıdan işittiği gerçeği sizlere bildireni- öldürmek istiyorsunuz. İbrahim bunu yapmadı.지금 하나님께 들은 진리를 너희에게 말한 사람인 나를 죽이려 하는도다 아브라함은 이렇게 하지 아니하였느니라
‹‹Ama şimdi beni -Tanrıdan işittiği gerçeği sizlere bildireni- öldürmek istiyorsunuz. İbrahim bunu yapmadı.Mas agora procurais matar-me, a mim que vos falei a verdade que de Deus ouvi; isso Abraão não fez.
‹‹Ama şimdi beni -Tanrıdan işittiği gerçeği sizlere bildireni- öldürmek istiyorsunuz. İbrahim bunu yapmadı.Ora invece cercate di uccidere me, che vi ho detto la verità udita da Dio; questo, Abramo non l'ha fatto
‹‹Ama şimdi beni -Tanrıdan işittiği gerçeği sizlere bildireni- öldürmek istiyorsunuz. İbrahim bunu yapmadı.А теперь ищете убить Меня, Человека, сказавшего вам истину, которую слышал от Бога: Авраам этого не делал.
‹‹Ama şimdi beni -Tanrıdan işittiği gerçeği sizlere bildireni- öldürmek istiyorsunuz. İbrahim bunu yapmadı.Тепер же шукаєте вбити мене, чоловіка, що вам правду глаголав, котру чув я від Бога. Сього Авраам не робив.
‹‹Ama şimdi beni -Tanrıdan işittiği gerçeği sizlere bildireni- öldürmek istiyorsunuz. İbrahim bunu yapmadı.ועתה אתם מבקשים להמיתני איש דבר אליכם האמת אשר שמעתי מעם האלהים אברהם לא עשה כזאת׃
‹‹Ama şimdi beni -Tanrıdan işittiği gerçeği sizlere bildireni- öldürmek istiyorsunuz. İbrahim bunu yapmadı.ولكنكم الآن تطلبون ان تقتلوني وانا انسان قد كلمكم بالحق الذي سمعه من الله. هذا لم يعمله ابراهيم.
‹‹Ama şimdi beni -Tanrıdan işittiği gerçeği sizlere bildireni- öldürmek istiyorsunuz. İbrahim bunu yapmadı.我 將 在 神 那 裡 所 聽 見 的 真 理 、 告 訴 了 你 們 、 現 在 你 們 卻 想 要 殺 我 . 這 不 是 亞 伯 拉 罕 所 行 的 事
‹‹Ama şimdi beni -Tanrıdan işittiği gerçeği sizlere bildireni- öldürmek istiyorsunuz. İbrahim bunu yapmadı.我 將 在 神 那 裡所聽見 的 真理 、 告訴 了 你 們 、 現 在 你 們卻 想要 殺 我 . 這不是 亞伯拉罕 所 行 的 事
Anne, kocasının öldüğünü bildiren üzücü bir telefon alır. Eve dönmeleri için oğullarının okulunu arar.Dzwoni do szkoły synów, aby przysłali ich do domu.
"Ben onun lütfu kurulu bir telsiz mesajı sevk savunacağını söyledi gemi, onu adres değişikliğini bildiren."Én azt javasolja, a feladó a vezeték nélküli üzenet kegyelmét fedélzetén hajó, értesítve őt a címváltoztatás.
"Ben onun lütfu kurulu bir telsiz mesajı sevk savunacağını söyledi gemi, onu adres değişikliğini bildiren."Já bych obhájce vyslání bezdrátové zprávy jeho milosti na palubě nádoby, oznámení jej o změnu adresy.
"Ben onun lütfu kurulu bir telsiz mesajı sevk savunacağını söyledi gemi, onu adres değişikliğini bildiren."Ja by som obhajca vyslanie bezdrôtové správy jeho milosti na palube nádoby, oznámenia ho o zmenu adresy.
"Ben onun lütfu kurulu bir telsiz mesajı sevk savunacağını söyledi gemi, onu adres değişikliğini bildiren."나는 보드상의 하나님의 은혜에 무선 메시지의 파견을 옹호 것입니다 선박, 주소의 변경 그를 알려.
"Ben onun lütfu kurulu bir telsiz mesajı sevk savunacağını söyledi gemi, onu adres değişikliğini bildiren."وأود أن الدعوة إلى ارسال رسالة لاسلكية لنعمته على متن السفينة ، وإبلاغه للتغيير في العنوان.
"Ben onun lütfu kurulu bir telsiz mesajı sevk savunacağını söyledi gemi, onu adres değişikliğini bildiren.容器、アドレスの変更を彼に知らせる。 氏ビッカーステスは、ドックで彼の恵みを満たしており、ここに直接進むことができます。
Bu alanda faaliyet bildiren diğer tek AB ülkesi, hizmetin tek bir hapishaneyle sınırlı olduğu Almanya’dır.Näiden tietojen pohjalta voidaan esittää karkea arvio kutakin injektiokäyttäjää
Bu alanda faaliyet bildiren diğer tek AB ülkesi, hizmetin tek bir hapishaneyle sınırlı olduğu Almanya’dır.Receptfri försäljning av sprutor är tillåten i hela EU utom i Sverige.
Bununla beraber, 2004’te veri bildiren ülkeler arasında (19) % 3’lük küçük bir artış olmuştur.207) Pozri obrázok DRD-5 v štatistickej ročenke 2006.208) Pozri obrázok DRD-6 v štatistickej ročenke 2006.
Bununla beraber, 2004’te veri bildiren ülkeler arasında (19) % 3’lük küçük bir artış olmuştur.Blandt de lande, der har fremlagt oplysninger for 2004 (19), var der imidlertid en mindre stigning på 3 %.
Bununla beraber, 2004’te veri bildiren ülkeler arasında (19) % 3’lük küçük bir artış olmuştur.prosenttia.
Bununla beraber, 2004’te veri bildiren ülkeler arasında (19) % 3’lük küçük bir artış olmuştur.Toutefois, parmi les pays ayant fourni des données en 2004 (dix-neuf), on observait une petite hausse de 3 %.
Bununla beraber, 2004’te veri bildiren ülkeler arasında (19) % 3’lük küçük bir artış olmuştur.Tuttavia, tra i paesi che forniscono informazioni nel 2004 (19) si osserva un leggero aumento del 3 %.
Bununla beraber, 2004’te veri bildiren ülkeler arasında (19) % 3’lük küçük bir artış olmuştur.U zemí uvádějících údaje za rok 2004 (19 zemí) byl však zaznamenán menší nárůst o 3 %.
Elimde doğum belgesinin kopyasıyla... ..öldüğünü bildiren resmi belgenin bir kopyası var.Τι λες να ήταν αυτό; - Είσαι άρρωστος; - Όχι... δεν έχω τίποτα.
Evleri teker tekrer dolaştığım sırada, çiçek hastalığı bildirenlerin sayısı arttı.Cada vez que hacíamos una búsqueda de casa en casa, teníamos un pico en el número de reportes de viruela
Evleri teker tekrer dolaştığım sırada, çiçek hastalığı bildirenlerin sayısı arttı.De fiecare dată când am făcut căutări din casă în casă numărul de cazuri de boală raportate creştea ameţitor
Evleri teker tekrer dolaştığım sırada, çiçek hastalığı bildirenlerin sayısı arttı.Jedes Mal, wenn wir eine Haus-zu-Haus Suche machten, gab es eine Steigerung der Pockenmeldungen.
Evleri teker tekrer dolaştığım sırada, çiçek hastalığı bildirenlerin sayısı arttı.가구 조사를 실시 할 때마다 천연두 보고 사례가 급증했다는 사실입니다.
Evleri teker tekrer dolaştığım sırada, çiçek hastalığı bildirenlerin sayısı arttı.Ogni volta che facevamo una ricerca casa per casa, avevamo un picco nel numero di segnalazioni di vaiolo.
Evleri teker tekrer dolaştığım sırada, çiçek hastalığı bildirenlerin sayısı arttı.Sempre que fazíamos uma pesquisa casa a casa, tínhamos um pico no número de relatos de varíola.
Evleri teker tekrer dolaştığım sırada, çiçek hastalığı bildirenlerin sayısı arttı.Telkens we zo een huis-aan-huisonderzoek uivoerden, vonden we een piek in het aantal meldingen van pokken.
Evleri teker tekrer dolaştığım sırada, çiçek hastalığı bildirenlerin sayısı arttı.Za każdym razem, gdy przeszukiwaliśmy domy, wzrastała liczba zgłoszeń zachorowań na ospę.
Evleri teker tekrer dolaştığım sırada, çiçek hastalığı bildirenlerin sayısı arttı.Всеки път, когато направехме претърсване от къща до къща, имахме повишаване в докладите за едра шарка.
Evleri teker tekrer dolaştığım sırada, çiçek hastalığı bildirenlerin sayısı arttı.Каждый раз, обходя дома, мы наблюдали рост заявлений о случаях заболевания оспой.
Evleri teker tekrer dolaştığım sırada, çiçek hastalığı bildirenlerin sayısı arttı.בכל פעם שעשינו חיפוש מדלת לדלת, היתה לנו עליה חדה במספר הדיווחים על אבעבועות.
Evleri teker tekrer dolaştığım sırada, çiçek hastalığı bildirenlerin sayısı arttı.في كل وقت قمنا بالبحث منزل لمنزل، لدينا طفرة في عدد البلاغات حول الجدري.
Evleri teker tekrer dolaştığım sırada, çiçek hastalığı bildirenlerin sayısı arttı.天然痘の報告数が跳ね上がるのです 調査をしないときは患者がいないような錯覚に陥りますが
Kahve fincanlarının üzerine içeriğinin sıcak olabileceğini bildiren uyarılar koyuyoruz.Chúng ta để cảnh báo lên nắp cà phê để thông báo là bên trong sẽ nóng
Kahve fincanlarının üzerine içeriğinin sıcak olabileceğini bildiren uyarılar koyuyoruz.Daje się ostrzeżenia na kubkach do kawy, mówiące, że ich zawartość może sparzyć.
Kahve fincanlarının üzerine içeriğinin sıcak olabileceğini bildiren uyarılar koyuyoruz.Dávame varovania na kávové hrnčeky, aby nás upozornili, že obsah môže byť horúci.
Kahve fincanlarının üzerine içeriğinin sıcak olabileceğini bildiren uyarılar koyuyoruz.Dáváme varování na kelímky kávy, aby nám pověděly, že obsah může být horký.