Ana içeriğe geç
Sözlük

bildirecek ile cümle

bildirecek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Sonuçta rahipler, insanlara doğrudan doğruya tanrıların iradesini bildirecek kahinler sistemini geliştirdiler.Posledično so svečeniki razvili sistem preročišč, v katerih so bogovi svojo voljo sporočali neposredno ljudem.
3. bölge. Sokakta bildirecek bir şey yok.Det här är sektor 3.
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.Allt vad Fadern har, det är mitt; därför sade jag att han skall taga av mitt och förkunna det för eder.
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.Alt det Faderen har, er mitt; derfor sa jeg at han tar av mitt og forkynner eder.
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.Alt, hvad Faderen har, er mit; derfor sagde jeg, at han skal tage af mit og forkynde eder.
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.Kaikki, mitä Isällä on, on minun; sentähden minä sanoin, että hän ottaa minun omastani ja julistaa teille.
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.무릇 아버지께 있는 것은 다 내 것이라 그러므로 내가 말하기를 그가 내 것을 가지고 너희에게 알리리라 하였노라
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.Mindaz, a mi az Atyáé, az enyém: azért mondám, hogy az enyémbõl vesz, és megjelenti néktek.
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.Mọi sự Cha có , điều là của ta ; nên ta nói rằng Ngài sẽ lấy điều thuộc về ta mà rao bảo cho các ngươi vậy .
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.Mọi sự Cha có, điều là của ta; nên ta nói rằng Ngài sẽ lấy điều thuộc về ta mà rao bảo cho các ngươi vậy.
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.Todo lo que tiene el Padre es mío. Por esta razón dije que recibirá de lo mío y os lo hará saber
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.Tot ce are Tatăl, este al Meu; deaceea am zis că va lua din ce este al Meu, şi vă va descoperi.
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.Tudo quanto o Pai tem é meu; por isso eu vos disse que ele, recebendo do que é meu, vo-lo anunciará.
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.Tutto quello che il Padre possiede è mio; per questo ho detto che prenderà del mio e ve l'annunzierà
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.Všecko, cožkoli má Otec, mé jest. Protož jsem řekl, že z mého vezme, a zvěstuje vám.
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.Vse, karkoli ima Oče, je moje; zato sem rekel, da vzame od mojega in vam oznani.
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.Všetko, čo má Otec, je moje; preto som povedal, že z môjho vezme a bude zvestovať vám.
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.Wszystko, co ma Ojciec, moje jest; dlategom rzekł: Że z mego weźmie, a wam opowie.
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.Παντα οσα εχει ο Πατηρ, εμου ειναι δια τουτο ειπον οτι εκ του εμου θελει λαβει και αναγγειλει προς εσας.
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.А пък от века не се е чуло да е отворил някой очи на сляпороден човек.
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.Все, что имеет Отец, есть Мое; потому Я сказал, что от Моего возьмет и возвестит вам.
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.Усе, що має Отець, - моє: тим я сказав, що з мого Він прийме, і звістить вам.
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.כל אשר לאבי לי הוא על כן אמרתי כי משלי יקח ויגיד לכם׃
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.كل ما للآب هو لي. لهذا قلت انه يأخذ مما لي ويخبركم.
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.凡 父 所 有 的 、 都 是 我 的 、 所 以 我 說 、 他 要 將 受 於 我 的 、 告 訴 你 們
Babanın nesi varsa benimdir. ‹Benim olandan alıp size bildirecek› dememin nedeni budur.凡 父 所有 的 、 都 是 我 的 、 所以 我 說 、 他 要 將受 於 我 的 、 告訴 你們
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.Aku harus membiarkan Anda tahu, tapi tentu saja kami tidak tahu di mana kau berada.
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.Azt kellett volna hogy tudd, de természetesen nem tudtuk, hogy hol voltál.
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.Dovrei aver lasciato lo sai, ma naturalmente non sapevamo dove ti trovavi.
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.Eu ar fi trebuit să vă cunosc, dar bineînţeles că nu ştiam unde ai fost.
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.Ich hätte haben können Sie wissen, aber natürlich wussten wir nicht, wo du warst.
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.Ik had moeten laten weten, maar natuurlijk wisten we niet waar je was.
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.I powinien był poinformować, ale oczywiście nie wiedzieliśmy, gdzie jesteś.
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.Jag borde ha låtit du vet, men naturligtvis har vi inte visste var du var.
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.J'aurais dû vous laisser savoir, mais bien sûr nous ne savions pas où vous étiez.
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.Jeg burde have lade dig vide, men selvfølgelig har vi ikke vidste hvor du var.
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.당신이 알려해야하지만, 당신이 어디 있었는지 물론 우리가 모르는 야지.
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.Mal som vás informovať, ale samozrejme sme nevedeli, kde ste boli.
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.Měl jsem vás informovat, ale samozřejmě jsme nevěděli, kde jste byli.
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.Minun olisi pitänyt kertoa, mutta tietenkään emme tienneet missä olit.
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.Sem morala pustiti veš, ampak seveda nismo vedeli, kje ste bili.
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.Tôi nên đã để cho bạn biết, nhưng tất nhiên chúng tôi không biết nơi bạn.
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.Οφείλω να σας ενημερώσω, αλλά, φυσικά, δεν ξέραμε πού ήσουν.
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.Аз трябва да ви уведомим, но разбира се ние не знаехме къде сте били.
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.Я должен был сообщить вам, но, конечно, мы не знали, где вы были.
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.Я повинен був повідомити вам, але, звичайно, ми не знали, де ви були.
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.يجب ان اكون تمكنك من معرفة ، ولكن بالطبع لم نكن نعرف أين كنت.
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.あなたは狙撃のようにあらゆる場所に素早く身をかわすことされた - 私はあなたのすべてを逃れ、知っている、していないことを意味
Davut, ‹‹Baban sana sert bir karşılık verirse, kim bana bildirecek?›› diye sordu.A Dávid riekol Jonatánovi: A kto mi oznámi, čo povie alebo čo ti odpovie tvoj otec, tvrde?
Davut, ‹‹Baban sana sert bir karşılık verirse, kim bana bildirecek?›› diye sordu.Daarop vroeg David: "Hoe kom ik te weten wat je vader met mij van plan is?"
Davut, ‹‹Baban sana sert bir karşılık verirse, kim bana bildirecek?›› diye sordu.Da sa David til Jonatan: Hvem skal varsle mig om det eller si mig om din far svarer dig ublidt?
Davut, ‹‹Baban sana sert bir karşılık verirse, kim bana bildirecek?›› diye sordu.Da sagde David til Jonatan: "Men hvem skal lade mig det vide, om din Fader giver dig et hårdt Svar?"
Davut, ‹‹Baban sana sert bir karşılık verirse, kim bana bildirecek?›› diye sordu.David aber sprach: Wer will mir's ansagen, so dir dein Vater etwas Hartes antwortet?
Davut, ‹‹Baban sana sert bir karşılık verirse, kim bana bildirecek?›› diye sordu.David a zis lui Ionatan: ,,Cine-mi va da de ştire dacă tatăl tău ţi-ar răspunde cu asprime?``
Davut, ‹‹Baban sana sert bir karşılık verirse, kim bana bildirecek?›› diye sordu.David dit à Jonathan: Qui m`informera dans le cas où ton père te répondrait durement?
Davut, ‹‹Baban sana sert bir karşılık verirse, kim bana bildirecek?›› diye sordu.Davide disse a Giònata: «Chi mi avvertirà se tuo padre ti risponde duramente?»
Davut, ‹‹Baban sana sert bir karşılık verirse, kim bana bildirecek?›› diye sordu.Ða-vít đáp cùng Giô-na-than rằng: Nhưng nếu cha anh dùng lời nghiêm khắc đáp cùng anh, thì ai sẽ cho tôi hay?
Davut, ‹‹Baban sana sert bir karşılık verirse, kim bana bildirecek?›› diye sordu.Entonces David preguntó a Jonatán: --¿Quién me avisará, si tu padre te responde con aspereza
Davut, ‹‹Baban sana sert bir karşılık verirse, kim bana bildirecek?›› diye sordu.És monda Dávid Jonathánnak: Kicsoda adja nékem tudtomra, hogy a mit atyád felelni fog néked, szigorú-é?
Davut, ‹‹Baban sana sert bir karşılık verirse, kim bana bildirecek?›› diye sordu.I rzekł Dawid do Jonatana: Któż mi oznajmi, jeźliżeć co odpowie ojciec twój przykrego?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod