Neden ofis bildirdi var?Perché non ho riferito che in ufficio?
Neden ofis bildirdi var?Por que não me informou que para o escritório?
Neden ofis bildirdi var?¿Por qué no me informaron de que a la oficina?
Neden ofis bildirdi var?Pourquoi n'ai-je pas rapporté que le bureau?
Neden ofis bildirdi var?Prečo som sa hlásil, že do kancelárie?
Neden ofis bildirdi var?Proč jsem se hlásil, že do kanceláře?
Neden ofis bildirdi var?Tại sao tôi không được báo cáo cho cơ quan?
Neden ofis bildirdi var?Varför har jag inte rapporterat det till kontoret?
Neden ofis bildirdi var?Waarom heb ik niet gemeld dat naar kantoor?
Neden ofis bildirdi var?Warum habe ich nicht, dass das Amt gemeldet?
Neden ofis bildirdi var?Zakaj nisem poročali, da v pisarno?
Neden ofis bildirdi var?Γιατί δεν έχω αναφερθεί ότι στο γραφείο;
Neden ofis bildirdi var?Защо не мога да съобщи, че в офиса?
Neden ofis bildirdi var?Почему я не сообщил, что в офис?
Neden ofis bildirdi var?Чому я не повідомив, що в офіс?
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?А о воскресении мертвых не читали ли вы реченного вам Богом:
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?A halottak feltámadása felõl pedig nem olvastátok-é, a mit az Isten mondott néktek, így szólván:
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?A o powstaniu umarłych nie czytaliście, co wam powiedziano od Boga mówiącego:
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?A o zmŕtvychvstaní mŕtvych či ste nečítali, čo vám je povedané od Boha, ktorý povedal:
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?Belum pernahkah kalian membaca apa yang dikatakan Allah tentang orang mati dibangkitkan kembali? Allah berkata
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?Các ngươi há không đọc lời Ðức Chúa Trời phán về sự sống lại của kẻ chết rằng:
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?Các ngươi há không đọc lời Ðức_Chúa_Trời phán về sự sống lại của kẻ chết rằng :
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?Cît priveşte învierea morţilor, oare n'aţi citit ce vi s'a spus de Dumnezeu, cînd zice:
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?En wat het terugkomen uit de dood betreft, beseft u niet dat God tegen u sprak, toen Hij zei:
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?E, quanto � ressurreição dos mortos, não lestes o que foi dito por Deus:
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?Habt ihr nicht gelesen von der Toten Auferstehung, was euch gesagt ist von Gott, der da spricht:
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?죽은자의 부활을 의논할찐대 하나님이 너희에게 말씀하신바
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?Men hvad de dødes Opstandelse angår, have I da ikke læst, hvad der er talt til eder af Gud, når han siger:
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?Men om de dødes opstandelse, har I da ikke lest hvad som er sagt eder om den av Gud, som sier:
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?Men vad nu angår de dödas uppståndelse, haven I icke läst vad eder är sagt av Gud:
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?Mutta mitä kuolleitten ylösnousemukseen tulee, ettekö ole lukeneet, mitä Jumala on puhunut teille, sanoen:
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?O vzkříšení pak mrtvých zdaliž jste nečtli, co jest vám povědíno od Boha, kterýž takto dí:
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?Pour ce qui est de la résurrection des morts, n`avez-vous pas lu ce que Dieu vous a dit:
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?Quanto poi alla risurrezione dei morti, non avete letto quello che vi è stato detto da Dio
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?Y acerca de la resurrección de los muertos, ¿no habéis leído lo que os fue dicho por Dios
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?Za vstajenje mrtvih pa, ali niste brali, kar vam je rekel Bog, govoreč:
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?Περι δε της αναστασεως των νεκρων δεν ανεγνωσατε το ρηθεν προς εσας υπο του Θεου, λεγοντος
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?А за възкресението на мъртвите, не сте ли чели онова, което Бог ви говори, като казва:
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?Про воскресеннє ж мертвих хиба не читали, що сказано вам од Бога, глаголючого:
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?ועל דבר תחית המתים הלא קראתם את הנאמר לכם מפי האלהים לאמר׃
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?واما من جهة قيامة الاموات أفما قرأتم ما قيل لكم من قبل الله القائل
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?論 到 死 人 復 活 、 神 在 經 上 向 你 們 所 說 的 、 你 們 沒 有 念 過 麼
Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Tanrının size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?論到 死人 復活 、 神 在 經上 向 你 們所說 的 、 你 們沒 有 念過麼
Olup bitenleri çok önceden bildirdim, Ağzımı açıp duyurdum. Ansızın yaptım ve gerçekleştiler.Jeg forudsagde det, som er sket, af min Mund gik det ud, så det hørtes, brat greb jeg ind, og det indtraf.
Olup bitenleri çok önceden bildirdim, Ağzımı açıp duyurdum. Ansızın yaptım ve gerçekleştiler.여호와께서 가라사대 내가 옛적에 장래사를 고하였고 내 입에서 내어 보였고 내가 홀연히 그 일을 행하여 이루었느니라
Olup bitenleri çok önceden bildirdim, Ağzımı açıp duyurdum. Ansızın yaptım ve gerçekleştiler.Pierwsze rzeczy z dawnam opowiadał, a co z ust moich wyszło i com ogłaszał, naglem czynił, i przychodziło.
Olup bitenleri çok önceden bildirdim, Ağzımı açıp duyurdum. Ansızın yaptım ve gerçekleştiler.Прежнее Я задолго объявлял; из Моих уст выходило оно, и Я возвещал это и внезапно делал, и все сбывалось.
Olup bitenleri çok önceden bildirdim, Ağzımı açıp duyurdum. Ansızın yaptım ve gerçekleştiler.הראשנות מאז הגדתי ומפי יצאו ואשמיעם פתאם עשיתי ותבאנה׃
Olup bitenleri çok önceden bildirdim, Ağzımı açıp duyurdum. Ansızın yaptım ve gerçekleştiler.بالاوليات منذ زمان اخبرت ومن فمي خرجت وانبأت بها. بغتة صنعتها فأتت.
Olup bitenleri çok önceden bildirdim, Ağzımı açıp duyurdum. Ansızın yaptım ve gerçekleştiler.主 說 、 早 先 的 事 我 從 古 時 說 明 、 已 經 出 了 我 的 口 、 也 是 我 所 指 示 的 、 我 忽 然 行 作 、 事 便 成 就
Olup bitenleri çok önceden bildirdim, Ağzımı açıp duyurdum. Ansızın yaptım ve gerçekleştiler.主說 、 早先 的 事 我 從古時說 明 、 已 經出 了 我 的 口 、 也是 我 所 指示 的 、 我 忽然 行作 、 事 便 成就
On bir öğrenci Celileye, İsanın kendilerine bildirdiği dağa gittiler.Aber die elf Jünger gingen nach Galiläa auf einen Berg, dahin Jesus sie beschieden hatte.
On bir öğrenci Celileye, İsanın kendilerine bildirdiği dağa gittiler.A tí jedonásti učeníci išli do Galilee, na vrch, kam im bol nariadil Ježiš.
On bir öğrenci Celileye, İsanın kendilerine bildirdiği dağa gittiler.A tizenegy tanítvány pedig elméne Galileába, a hegyre, a hová Jézus rendelte vala õket.
On bir öğrenci Celileye, İsanın kendilerine bildirdiği dağa gittiler.Cei unsprezece ucenici s'au dus în Galilea, în muntele unde le poruncise Isus să meargă.
On bir öğrenci Celileye, İsanın kendilerine bildirdiği dağa gittiler.De elf discipelen gingen naar Galilea, naar de berg waar zij Jezus zouden ontmoeten.
On bir öğrenci Celileye, İsanın kendilerine bildirdiği dağa gittiler.Enajsteri učenci pa odidejo v Galilejo na goro, kamor jim je bil Jezus ukazal.
On bir öğrenci Celileye, İsanın kendilerine bildirdiği dağa gittiler.Gli undici discepoli, intanto, andarono in Galilea, sul monte che Gesù aveva loro fissato
On bir öğrenci Celileye, İsanın kendilerine bildirdiği dağa gittiler.Ja ne yksitoista opetuslasta vaelsivat Galileaan sille vuorelle, jonne Jeesus oli käskenyt heidän mennä.
On bir öğrenci Celileye, İsanın kendilerine bildirdiği dağa gittiler.Jedenácte pak učedlníků šli do Galilee na horu, kdežto jim byl uložil Ježíš.