bildik ile cümle
bildik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hayat hakkında bildikleri tek şey, sabah kalkmak ve her zamanki gibi işe gitmek.All they know about life is they get up in the morning, and if their engine starts, they go to work.
Kanuna aykırı olduklarını bildikleri bir hayat yaşıyorlar.They live life knowing they live it against the law.
"Onlara bildiklerimi söylerdim, herkes ölür, ama herkes yaşamaz.He said, "I would tell them what I know, and that is everybody dies, but not everybody lives.
Habisler mi? Hayır, bildikleri yoldan gidiyorlar.Ok, are they bad?
Bu deger bildiklerimizle daha acik hale geliyor, yani bu, bizim b'miz.So this is gelling with what we know. So that's our b.
Bildikleri her yöntemi kullandılar, yeni gruplar, Google, Wikipedia,They used everything that they knew -- news groups, Google, Wikipedia,
Şimdi de eskiden inandıklarımza göz atalım ve şu anda bildiklerimizle kıyaslayalım.Let's take a look at what we used to believe and then contrast it to what we now know.
Onların bildiklerinden yola çık.Start from what they know.
Bildiklerimizi alır ve yoğurur.It takes what we know, and it twists it.
Böylece bildiklerime daha çok odaklanabiliyorum.So I can concentrate more on what I know.
İlk önce, bildiklerimi yazayım.First, I'll write down what we know.
Bildiklerimizi nasıl ifade edebiliriz?How can we convey what we know?
Peki evrenin başlangıcı hakkında bildiklerimizi konuşurken ona hak ettiği değeri veriyor muyuz?Does the way we address it acknowledge what we know about the origin of the universe?
Bu bir reflekstir, ölümün ne olduğunu bildiklerinden veya ölümü düşündüklerinden değil.That's a reflex, but they don't know what death is nor do they think of it.
Şimdi grafiğe bakıp, diverjans hakkındaki bildiklerimizle ve bulduğumuz sayılarla karşılaştıralım. -Now before I show you the graph, let's analyze this function a little bit.
Besteciler benim için müzik yazarken, onlara çello hakkında bildiklerini unutmalarını söylerim.When composers write music for me, I ask them to forget what they know about the cello.
Bütün uydularının yerini bildiklerini ve hiç uydu kaybetmediklerini söylüyorlar.They say they know where all of their satellites are and they didn't lose one.
Aslında yüzyıllarca yalnızlığın üstün gücünü bildik.And in fact, we have known for centuries about the transcendent power of solitude.
Şimdi vektörler ve skalerler hakkında bildiklerimizi tekrar etmemiz gerekiyor.So let's just review a little bit about what we know about vectors and scalars.
O, o zavallı yaşlı Bicky bildiklerini tüm bu refah kare çalışıyordu.He was trying to square all this prosperity with what he knew of poor old Bicky.
Bildiklerini kullan.Use what you know.
Ve matematikçilerin bu yapıyı modellemek için bildikleri tek yöntem, tığ işidir.And the only way that mathematicians know how to model this structure is with crochet.
Ağırlık çalışmayı sevenleriniz varsa, amino acid takviyelerini bildiklerine eminimSo let's say the 150 base pairs that coded for insulin, these make up a gene.
Bildiklerimiz, aklımız üzerinde bir yük oluyor.Knowledge becomes a weight upon wisdom.
Bunun için iyi bir sebep de vardır, çünkü bildik şeyler seni yememiştir, değil mi?And there's a good reason to be, because old stuff didn't eat you. Right?
Şimdi yetişkin bilincinin nasıl çalıştığına dair bildiklerimiz bunlar.Now here's what we know about how adult consciousness works.
Bir metaforun bildik anlamda doğru olduğu da olmadığı da söylenemez.A metaphor isn't true or untrue in any ordinary sense.
Onlar bildiklerimizin ve hayal edebildiklerimizin kapısı üzerindeki kapı kollarıdır.They're handles on the door of what we can know, and of what we can imagine.
Amak bildiklerimiz, mümkün olan her yolda yapıyorlar. .But the ones that we've already found really do kind of do it in every possible way.
Her zaman bildiklerimizin sınırında yaşıyoruz.We are always at the brink of the known.
Bilmedikleri halde, bildiklerini sanıyorlar.They think they know when they don't know.
Bu konu hakkında bildiklerim iki örneği kapsayan niteliksel bir çalışmaya dayanıyor.What I know about this topic comes from a qualitative study with a sample size of two.
Kimse bir kimyacının ortalıkta dolaşıp diğerlerini dürtükleyip bildiklerini değiştirmesini istemez.Nobody wants a chemist to come in and poke around in their stuff like that and change things.
Bildikleriniz Herkesi Daha da Akıllı Hale GetirecekYour Knowledge Makes Everyone Smarter
Bildiklerimizi anlatmak bizim hakkımız.Our right is to tell what we know.
Şimdi, ikizkenar üçgenler hakkında bildiklerimize göre buradaki taban açılar eşit olacak.So, we know from, what we know about isosceles triangles that base angles are gonna be congruent.
Ama bildikleri şey onu nasıl dirilteceklerini bilmeleri.But what they know is they know how to resurrect it.
-Ne zamandı, o insanların sadece zenginlikleriyle övünmeyi bildiklerini söylediğin zaman?Wasn't it you who's always saying those people only know how to brag about their wealth?
Arkadaţ bildiklerim yaptý.I'm innocent. The ones whom I thoght to be friends of did it!
Kulaktan duymaydı bildiklerim senin hakkında, Şimdiyse gözlerimle gördüm seni.I had heard of you by the hearing of the ear, but now my eye sees you.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.So I let them go after the stubbornness of their hearts, that they might walk in their own counsels.
Kızın öldüğünü bildikleri için İsayla alay ettiler.They were ridiculing him, knowing that she was dead.
Sözlerim temiz bir yürekten çıkıyor, Dudaklarım bildiklerini içtenlikle söylüyor.My words shall be of the uprightness of my heart: and my lips shall utter knowledge clearly.
Andolsun, sizden önce geçenleri de bildik, sonra gelenleri de bildik.We surely know those of you who go forward and those of you who lag behind.
Öyle şey yok! Biz onları bildikleri şeyden yarattık.We have created them from what they know.
Hele sen o kafirlere mühlet ver, biraz bırak onları (bildiklerine gitsinler).So bear with unbelievers with patience, and give them respite for a while.
Buna rağmen içlerinden bir bölümü, bildikleri halde gerçeği gizlerler.Yet a section among them conceals the truth knowingly.
Oysa kendileri (gerçeği) bildikleri halde Allah'a karşı yalan söylemektedirler.Yet they lie against God, and they know it.
Kendileri de (açıkça gerçeği) bildikleri halde, yalan üzere yemin ediyorlar.They are neither of you nor of them, and swear to a lie, and knowingly.
Hayır; doğrusu Biz onları bildikleri şeyden yarattık.Never so. We have created them from what they know.
Hayır; doğrusu onları kendilerinin de bildikleri şeyden yaratmışızdır.Never so. We have created them from what they know.
Fakat imkanı yok; şüphe yok ki biz, onları, onların da bildikleri şeyden yarattık.Never so. We have created them from what they know.
Gerçek şu ki biz onları, bildikleri şeyden yarattık.We have created them from what they know.
Hayır, biz onları bildikleri şeyden yarattık.Never so. We have created them from what they know.
Ne dediklerini bildikleri yok!All praise be to Him.
Bildikleri, sadece dünya hayatının dış görünüşüdür; ama âhiretten habersiz, gafildirler.They only know the palpable life of this world, and are oblivious of the Hereafter.
Onların bilgi seviyesi ancak bu kadardır; bildikleri bilecekleri budur.This is the farthest limit of their knowledge.
Çünkü Biz onları da, öbür insanlar gibi, o bildikleri nesneden, meniden yarattık. [77,20; 86,5-10]We have created them from what they know.
Asla; biz onları yarattık, bildikleri şeyden...Never so. We have created them from what they know.
Hayır, ummasınlar! Gerçek şu ki biz onları, bildikleri şeyden yarattık.Not so; for We have created them of what they know.