Muhtemelen bunu nasıl yapacağını bildiğini düşünüyorsun ama bunu bir kez daha açıklayayım.You probably think you know how to do this, but let me explain it once more.
Benim dışında orta çağ müziğinden hoşlanan bildiğim tek kişisin.You're the only person I know besides me who likes medieval music.
Şu ana kadar Boston'u ziyaret eden bildiğim tek kişisin.You're the only person I know that has ever visited Boston.
Sen, buradaki yemeklerden şikayet etmeyen bildiğim tek insansın.You're the only person I know that never complains about the food here.
Bu iş için kimin nitelikli olduğunu bildiğim tek kişisin.You're the only person I know who is qualified for this job.
Niçin gelmediği hakkında mazeret bildirdi.He gave an excuse about why he had been absent.
Her halükârda, o geldiğinde sana bildireceğim.In any case, I'll inform you when he comes.
İhtiyacın olan başka bir şey varsa, bana bildir.If there's anything else you need, just let me know.
Tom'un ne zaman geleceğini bana bildirir misin?Would you let me know when Tom comes?
Tom'un üç hafta önce kaybolduğu bildirildi.Tom was reported missing three weeks ago.
Tom cesetin nereye gömüldüğünü bildiğini söyledi.Tom said he knew where the body was buried.
Tom gerçeği biliyordu ama onu bildiğini kimseye bildirmedi.Tom knew the truth, but he didn't let anyone know that he knew it.
Tom bu konuda hiçbir şey bildiğini reddetti.Tom denied knowing anything about it.
Onu varış saatinizi bildirirseniz, Tom sizi havaalanında karşılayabilir.Tom can meet you at the airport if you let him know your arrival time.
Tom her zaman kendi bildiğini zorunda.Tom always has to have his own way.
Bildiğim kadarıyla, Tom yüzemez.To the best of my knowledge, Tom can't swim.
Tom'un zebralarla ilgili çok şey bildiğine dair bir fikrim yoktu.I had no idea that Tom knew so much about zebras.
Tom hakkında bütün bildiğim onun bir öğretmen olduğu.All I know about Tom is that he's a teacher.
Tom'a bildiği her şeyi Mary'ye söylemesine izin verilmedi.Tom wasn't allowed to tell Mary everything he knew.
Tom'un bildiği her şeyi Mary'ye söylemesine izin verilmedi.Tom was not permitted to tell Mary everything he knew.
Tom Mary'nin eksik olduğunu bildirdi.Tom reported Mary missing.
Er ya da geç Mary'ye bildirmelisiniz.Tom must let Mary know sooner or later.
Tom Mary'ye gerçeği bildirdi.Tom let Mary know the truth.
Tom evi satmak için Mary'ye kararını bildirdi.Tom informed Mary of his decision to sell the house.
Tom mesele hakkında bildiği her şeyi Mary'ye söyledi.Tom has told Mary all he knows about the matter.
Tom bildiği her şeyi Mary'ye söyleyemedi.Tom couldn't tell Mary everything he knew.
Tom Mary'ye sadece bildiğini söyleyebildi.Tom could only tell Mary what he knew.
Mary'nin onu ne kadar önemsediğimi bildiğini umuyorum.I hope Mary knows how much I care about her.
Tom'un Mary'nin daha önce evli olduğunu bildiğinden şüpheliyim.I doubt that Tom knew that Mary was already married.
Hırsızı polise bildirdin mi?Have you reported the theft to the police?
Babanın kayıp olduğunu bildirdin mi?Have you reported that your father is missing?
Fikrini değiştirirsen bana bildir.If you change your mind, let me know.
Fikrini değiştirirsen, bize bildir.If you change your mind, let us know.
Tom hakkında bir şey bildiğini sanmıyorum, ne dersin?I don't suppose you know anything about Tom, do you?
Yardım etmek için yapabileceğimiz bir şey varsa lütfen bize bildirmeye çekinme.If there's anything we can do to help, please don't hesitate to let us know.
Kongre merkezine daha yakın bir oda isterseniz lütfen bize bildirin.If you'd prefer a room closer to the Convention Center, please let us know.
Bildiğimiz gibi burası dünyanın sonu.This is the end of the world as we know it.
Herkesin bildiği cümleler var.There are sentences which everybody knows.
Tom'un sorunu zaten bildiğini farzetmelisin.You should assume that Tom already knows about the problem.
Tom Mary'nin ne olduğunu zaten bildiğini varsayıyordu.Tom took it for granted that Mary already knew what had happened.
Tom Mary'nin onun niçin ondan hoşlanmadığını bildiğini düşündü.Tom thought Mary knew why he didn't like her.
Tom Mary'nin raporu kime teslim edeceğini bildiğini düşündü.Tom thought Mary knew who to turn the report in to.
Tom Mary'nin kara biberi nereden alacağını bildiğini düşündü.Tom thought Mary knew where to buy black pepper.
Tom Mary'nin saat kaçta gelmesi gerektiğini bildiğini düşündü.Tom thought Mary knew what time she was supposed to show up.
Tom Mary'nin Python, JavaScript ve Perl'de nasıl program yapılacağını bildiğini düşündü.Tom thought Mary knew how to program in Python, JavaScript and Perl.
Tom Mary'nin operadan ne kadar nefret ettiğini bildiğini düşündü.Tom thought Mary knew how much he hated opera.
Tom Mary'nin niçin bir rahibe olmaya karar verdiğini bildiğini düşünüyor.Tom thinks he knows why Mary decided to become a nun.
Tom Mary'nin favori müzisyeninin kim olduğunu bildiğini düşünüyor.Tom thinks he knows who Mary's favorite musician is.
Tom Mary'nin nerede yaşadığını bildiğini düşünüyor.Tom thinks he knows where Mary lives.
Tom neler olduğunu bildiğini düşünüyor.Tom thinks he knows what's going on.
Tom Mary'nin ne istediğini bildiğini düşünüyor.Tom thinks he knows what Mary wants.
Tom bildiğim herhangi birinden daha çok çalışıyor.Tom studies harder than anyone else I know.
Tom, John'un niçin bir polis olmak istediğini Mary'nin bildiğini düşündüğünü söyledi.Tom said that he thought Mary knew why John had become a policeman.
Tom, John'un seçimi kimin kazanacağını umduğunu Mary'nin bildiğini düşündüğünü söyledi.Tom said that he thought Mary knew who John hoped would win the election.
Tom, John'un Harvard'dan ne zaman mezun olduğunu Mary'nin bildiğini düşündüğünü söyledi.Tom said that he thought Mary knew when John had graduated from Harvard.
Tom Mary'nin nasıl kaynak yapacağını bildiğini sandığını söyledi.Tom said that he thought Mary knew how to weld.
Tom detaylı olarak kazayı bildirdi.Tom reported his accident in detail.
Tom bildiğim başka herhangi birinden daha iyi gitar çalar.Tom plays the guitar better than anyone else I know.
Tom bu tür bir şey hakkında Mary'nin bildiğinden daha çok şey bilir.Tom knows more about this kind of thing than Mary does.
Tom Mary'ye sadece onun partisine katılamayacağını bildirmek istedi.Tom just wanted to let Mary know that he wouldn't be able to attend her party.