bil ile cümle

bil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bu konuda bir erteleme bileti alacağım.I'll take a rain check on that.
Doğduğum tam yeri bilmiyorum.I don't know the exact place that I was born.
Kendi adıma bir kuruşum bile yok.I haven't a cent to my name.
Kendi sınırlarını bilmen önemlidir.It is important to know your own limitations.
Sözlükler bilmediğiniz sözcükleri aramak için kullanılır.Dictionaries are used to look up the words you don't know.
Aslında onun hakkında hiç bir şey bilmiyorum.As a matter of fact, I know nothing about him.
Aslında o, mesele ile ilgili çok az şey biliyor.As a matter of fact, he knows very little of the matter.
Bil bakalım ne oldu! Yeni Zelanda'ya çalışma'ya gidiyorum.Guess what! I'm going to New Zealand to study.
Aslında, o planlar hakkında bir şey bilmiyordum.Actually, I didn't know anything about those plans.
Gerçek onun hakkında bir şey bilmememdir.The fact is that I don't know anything about him.
Gerçek şu ki onun hakkında hiçbir şey bilmiyorum.The fact is that I don't know anything about him.
Bu, esas itibariyle, bilimin sırrıdır.This, in essence, is the secret of science.
Gerçeği söylemek gerekirse, mesele hakkında bir şey bilmiyorum.To tell the truth, I know nothing about the matter.
Aslında onun hakkında bir şey bilmiyorum.In fact I don't know anything about it.
Aslına bakarsan, ben bu konuda hiçbir şey bilmiyorum.As a matter of fact, I know nothing about it.
Gerçek şu ki, onun hakkında hiçbir şey bilmiyor.The fact is that he knows nothing about it.
Aslında sınava bile girmedi.The fact is that he didn't even take the exam.
Gerçek şu ki, o, mektubu bile okumamıştı.The fact is that she didn't even read the letter.
Aslında onun hakkında hiç bir şey bilmiyor.As a matter of fact, he knows nothing about it.
Toplum üzerinde bilimin etkisi büyüktür.The impact of science on society is great.
Biz sosyal bilgiler sınıfında silah kontrolünü tartıştık.We discussed gun control in social studies class.
Özür diledim fakat o zaman bile benimle konuşmadı.I apologized, but even then she wouldn't speak to me.
Nasıl araba süreceğini biliyor musun?Do you know how to drive a car?
Julie bütün borçlarını tamamıyla ödeyemeyeceğini biliyor.Julie thinks that she will not be able to pay off all of her debts.
Genç bir adamken, sonradan ünlü olacağını bilmiyordu.As a young man, he did not know that he was to become famous later on.
Bana iki satır yaz ve bana ne düşündüğünü bildir.Drop me a line and let me know what you think.
Benim dizüstü bilgisayarıma adınızı yazar mısınız?Would you write your name in my notebook?
Bana yardımcı olur musun? Bu makineyi nasıl çalıştıracağımı bilmiyorum.Can you help me? I can't make out how to start this machine.
Onları aldığında lütfen bana bildir.Please let me know when you receive them.
Lütfen bilgi masasında sor.Please ask at the information desk.
Nerede kaldığını bana bildir.Let me know where you're staying.
Uzman sürücüler bile hata yapar.Even expert drivers can make mistakes.
Bunu başından beri biliyordum.I've known it all along.
Kitaplar bilimleri izlemeli ve bilimler kitapları değil.Books must follow sciences, and not sciences books.
Gelecekte ne olacağını bilmek olanaksızdır.It is impossible to know what will happen in the future.
Küçük bir çocuk bile adını bilir.Even a little child knows its name.
Azın kıymetini bilmeyen çoğu bulamaz.Take care of the pence and the pounds will take care of themselves.
Paketi aldığında bana bildir.Let me know when you get the package.
Çocuk bir bilgisayar oyunu oynamaktan çekildi.The boy was absorbed in playing a computer game.
Çocuk onun hakkında bir şey bilmediğini iddia ediyor.The boy claims he knows nothing about it.
Çocuk bir sürü sihirli numaralar biliyor.The boy knows many magic tricks.
Çocuk ünlü bir bilim adamı oldu.The boy grew up to be a famous scientist.
Bana ayrıntıları bildirin.Let me know the details.
Daha çok bilgi için ofise başvurun.Apply to the office for further details.
Tokyo'ya ne zaman geldiğini önceden bilmeme izin ver.Allow me to know in advance when you are coming up to Tokyo.
Patronunun arkasından konuşulmayacağını bilecek kadar akıllı olmalısın.You should know better than to talk back to your boss.
O neredeyse ayak bileklerine kadar uzanan uzun bir siyah ceket giyiyordu.He was wearing a long black coat that reached almost to his ankles.
Tüm yolcuların biletlerini göstermeleri gerekir.All passengers are required to show their tickets.
Biletimi bulamıyorum.I can't find my ticket.
Biletimi bulamıyorum. Onu kaybetmiş olmalıyım.I can't find my ticket. I must have lost it.
Lütfen bana bulunduğunuz yeri bildirin.Please tell me your location.
Bilgi sızmış gibi görünüyor.The information seems to have leaked out.
Bilgi, parça parça basına sızdırılıyor.The information is leaking piecemeal to the press.
Bilgilendirilmek için mümkün olduğu kadar çok okumaya çalışıyorum.In order to keep informed, I try to read as much as possible.
Biz bilgi toplamak zorundayız.We have to gather information.
Botanik, bitkilerin bilimsel çalışmasıdır.Botany is the scientific study of plants.
Sofrada nasıl davranılacağını bilmiyor.He does not know how to behave at the table.
Masada nasıl davranılacağını bilmiyor.He does not know how to behave at the table.
Yiyeceklerin büyümeyi nasıl etkilediğini biliyoruz.We know how food affects growth.
Yeni bilgisayar, eskisinden on kat daha hızlı.The new computer is ten times as fast as the old one.

İlgili Sayfalar