bil ile cümle

bil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Yeni bir kişisel bilgisayar almak için para biriktiriyorum.I am saving money in order to buy a new personal computer.
Lütfen bize daha fazla bilgi gönderin.Please send us more information.
Lütfen bana yeni adresini bildir.Please let me know your new address.
Yeni keşif bilime faydalı olduğunu kanıtladı.The new discovery proved useful to science.
Gazete Başbakanın kanserden öldüğünü bildiriyor.The newspaper reports the prime minister has died of cancer.
Gazeteler bize dünyada neler olup bittiğini bildirir.A newspaper tells us what is happening in the world.
Bildirecek bir şeyim yok.I don't have anything to declare.
Gerçek bilim bize şüphe etmeyi ve cahillikten kaçınmayı öğretir.True science teaches us to doubt and to abstain from ignorance.
Gerçek bir bilimci gerçekleri çarpıtmaz.A true scientist would not distort facts.
Gece yarısı arama yapılmayacağını bilecek kadar akıllı olmalısın.You should know better than to call at midnight.
Gerçeğin keşfi bilimin tek amacı kalmalıdır.The discovery of truth should remain the single aim of science.
Sadece Allah bilir.Only God knows.
Sadece Tanrı bilir.Only God knows.
Allah asla küçük bir iyiliği bile unutmaz.God never forgets even a small kindness.
Ebeveynleri zengin olan çocuklar parayı nasıl kullanacaklarını bilmezler.Children whose parents are rich do not know how to use money.
Tüm insanların ölümlü olduğunu biliyoruz.We know that all men are mortal.
İnsanlar onu büyük bir bilgin olarak düşünüyorlar.People thought him to be a great scholar.
İnsanların hakkımızda söylediklerinin doğru olduğunu bilmek ne kadar kötü!How awful to reflect that what people say of us is true!
İnsanlar futbol oynamaya bile teşvik edildi.People were even encouraged to play football.
Sadece insan ateşi nasıl kullanılacağını bilir.Only man knows how to use fire.
Kuyu kuruyuncaya kadar asla suyun değerini bilmeyiz.We never know the worth of water till the well is dry.
Matematik bütün bilimler için esas niteliği taşır.Mathematics is basic to all sciences.
Matematik bütün bilimlerin temelidir.Mathematics is basic to all sciences.
Dünyadaki bilgisayarlarda tüm bilgilerin yüzde sekseni İngilizcedir.Eighty percent of all information on computers around the world is in English.
Dünyadaki en zengin insan bile her şeyi satın alamaz.The richest man in the world cannot buy everything.
Kendimi bilgilendirmek için gazete okurum.I read the newspaper to keep myself informed.
Hükümet aşağıdaki bildiriyi yayınladı.The government issued the following statement.
Hükümet ne yapacağını bilmiyormuş gibi görünüyor.It sounds as if the government doesn't know what to do.
Ben tam saati bilmek istiyorum.I'd like to know the exact time.
Tam olarak bilmiyorum.I do not know exactly.
Öğrenciler öğretmenin onlara verdiği tüm bilgiyi öğrendi.The pupils absorbed all the knowledge the teacher gave them.
Artık İncil'i bilmeyen insanlarla tanışmak oldukça yaygın.It is quite common now to meet with young people who do not know the Bible.
Bir bebeğin iyi ve kötü hakkında bilgisi yoktur.A baby has no knowledge of good and evil.
Bir bebek iyi veya kötüyü bilmez.A baby does not know good or evil.
Bir bilet olmadan trende seyahat etmemelisin.You must not travel on the train without a ticket.
Bilet satın almayı size bırakacağım.I'll leave it to you to buy the tickets.
Biletlerin sayısı sınırlıydı.The number of tickets was limited.
Biletler başvuru sırasına göre ayrılacak.Tickets will be allotted in order of application.
Biletlerin her biri 1.000 yen.The tickets are 1,000 yen each.
Tüm biletler satıldı.All the tickets are sold out.
Biletler bir anda satıldı.The tickets were sold out in a moment.
Bilet ne kadar geçerlidir?How long is the ticket good for?
Sanırım biletimi kaybettim.I think I've lost my ticket.
Lütfen bana bir bilet al.Please get me a ticket.
Lütfen biletini göster.Please show your ticket.
Biletine bakabilir miyim?May I have a look at your ticket?
Biletinize bakabilir miyim?May I have a look at your ticket?
Bana bir bilet al, lütfen.Get me a ticket, please.
Bir bilet almak için sadece butona basmalısın.You have only to push the button to get a ticket.
Bilet, lütfen.Ticket, please.
Bilet lütfen.Ticket, please.
Bir bilet almak için en az bir saat beklemek zorunda kalırsın.You'll have to wait not less than an hour to get a ticket.
Biletimi alırken çantama göz kulak ol.Keep an eye on my suitcase while I buy my ticket.
Bilet alacağım sırada çantama göz kulak ol.Keep an eye on my bag while I buy a ticket.
Ben bir bilet alırken çantama dikkat et.Keep an eye on my bag while I buy a ticket.
Ben biletimi alırken çantama dikkat et.Keep an eye on my suitcase while I get my ticket.
Biletimi kaybettim. Ne yapmalıyım?I lost my ticket. What should I do?
Bilet standı nerede?Where's the ticket booth?
Bilet ofisi nerede?Where is the ticket office?
Öğretmen bile problemi çözemedi.Even the teacher could not solve the problem.

İlgili Sayfalar