bil ile cümle

bil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Oraya gidip gidemeyeceğimi bilmiyorum.I don't know whether I can go there or not.
Onu çok iyi biliyorum.I know it very well.
Onu bilmiyordum.I didn't know that.
Ben bilgisayara Tim diyorum.I call the computer Tim.
Bilgisayarı kullanıyorum.I use the computer.
Onun için üç biletim var.I have three tickets for it.
Ben, söylentinin kaynağını bilmiyorum.I don't know the origin of the rumor.
Kelimeyi nasıl heceleyeceğimi bilmiyorum.I don't know how to spell the word.
Ben onu nasıl kullanacağımı bilmiyorum.I do not know how to use it.
Şiiri ezbere biliyorum.I know the poem by heart.
Benim kaza ile bir ilgim yok ve bir şey bilmiyorum.I have nothing to do with the accident, and I know nothing.
Gerçekleri yeterince iyi biliyorum.I know the facts well enough.
Bu çocuğa neler olmuş bilmiyorum.I don't know what has become of the boy.
Çocuğa ne olduğunu bilmiyorum.I don't know what has become of the boy.
Çocuğu biliyorum.I know the boy.
Bilgiyi ilk elden aldım.I got the information at first hand.
Bilgiyi ona aktardım.I passed the information on to him.
Beyefendiyi biliyorum.I know the gentleman.
Kasabanın her yerini biliyorum.I know every inch of the town.
Bu hayvanın adını biliyorum.I know the name of this animal.
Sorun hakkında neredeyse hiç bilgim yok.I have almost no information about the problem.
Konuyu gayet iyi biliyorum.I am well acquainted with the subject.
Sebebi bilmek istiyorum.I want to know the reason.
Sebebini bilmek istiyorum.I want to know the reason.
Ben hikayenin tamamını biliyorum.I know the whole of the story.
SSCB hakkında hiç bilgim yok.I don't know about the USSR at all.
Onun doğru olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if it is true.
Onun hakkında çok az şey biliyorum ya da hiçbir şey.I know little or nothing about it.
Bunu polise bildirmeliydim ama bildirmedim.I should have reported it to the police, but I didn't.
Onu bilmiyorum.I don't know that.
Böyle bir şeyi yapmamam gerektiğini biliyorum.I know better than to do such a thing.
Birçok kuşun gece göremediklerini bilmiyordum.I didn't know that most birds can't see at night.
Bileti ücretsiz aldım.I got the ticket free of charge.
Ben tesadüfen onun adını biliyorum.I happened to know her name.
Akşam yemeğini nasıl pişireceğimi biliyorum.I know how to cook dinner.
Kapıda biletimi sundum.I presented my ticket at the door.
Ne yapacağımı bilmez haldeydim.I was at a loss what to do.
Ne yapacağımı bilmiyordum.I didn't know what to do.
Ne yapacağımı bilmiyorum. Bu sorun için herhangi bir çözüm düşünemiyorum.I'm at my wit's end. I can't think of any solution to this problem.
Nasıl yüzeceğimi bilmiyorum.I don't know how to swim.
Nasıl yüzülür bilmiyorum.I don't know how to swim.
Nasıl yüzüleceğini bilmiyorum.I don't know how to swim.
Onu nerede bekleyeceğimi bilmiyorum.I don't know where to wait for her.
Nereye gideceğimi ya da ne yapacağımı bilmiyorum.I don't know where to go or what to do.
Nereye gideceğimi, ya da ne yapacağımı bilmiyordum.I didn't know where to go, or what to do.
Hangisini seçeceğimi bilmiyorum.I don't know which to choose.
Nasıl bilet alacağımı bilmiyorum.I don't know how to buy a ticket.
Ben nasıl bilet alacağımı bilmiyorum.I don't know how to buy a ticket.
Tom'un Japonya'dan ne zaman ayrılacağını bilmiyorum.I don't know when Tom will leave Japan.
Tom'un onlara kızma nedenini biliyorum.I know the reason why Tom was angry with them.
New York'un her karışını bilirim.I know every inch of New York.
Ben bir dizüstü bilgisayar istiyorum.I want a notebook.
Ben kişisel bir bilgisayar istiyorum.I want a personal computer.
Kişisel bilgisayarımı tamir ettirdim.I had my personal computer repaired.
Bir video kaset kayıt cihazını nasıl kullanacağımı bilmiyorum.I don't know how to use a VCR.
Yarın Bill'in Ann'le buluşmasını ayarladım.I have arranged for Bill to meet Ann tomorrow.
Bill'in babasının hasta olduğunu öğrendim.I learned that Bill's father was sick.
Fransızcayı bırak konuşmayı okuyamam bile.I can't read French, let alone speak it.
Konuşmak şöyle dursun, Fransızcayı okuyamam bile.I can't read French, let alone speak it.
Hiç Fransızca bilmiyorum.I don't know any French.

İlgili Sayfalar