bi ile cümle
bi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bir günde 60 kilometre yürümek zordur.It is difficult to walk 60 kilometers a day.
Tüm bu işi bir günde yapmayı zor buluyorum.I find it difficult to do all this work in a day.
Bir günlük sıkı çalışmadan sonra sessiz olmak istiyorum.I want to be quiet after a day's hard work.
Sanırım hoş bir gün olacak.I think it's going to be a nice day.
Bütün günümüzü alsa da onu bitireceğiz.We'll finish it if it takes us all day.
Eğer bunu tartışırsak ikimizi de tatmin edecek bir çözüm bulabileceğimizi biliyorum.I know that if we discuss it, we can find a solution that will satisfy both of us.
Bir zamanlar onu caddede gördüğümü hatırlıyorum.I remember seeing her once on the street.
Lütfen bir tane deneyin.Please try one.
Bir şey yapmaya karar verdikten sonra ona sadık kalın.Once you have decided to do something, stick to it.
Bir kez bile onunla karşılaşmadım.I haven't met him even once.
Bir anda iki şey yapamam.I can't do two things at a time.
Bir seferde biraz öğren.Learn a little at a time.
Ben dışarıya bir seferde kaç tane kitap alabilirim?How many books can I take out at one time?
Bir seferde dışarıya kaç kitap çıkarabilirim?How many books can I take out at one time?
Bir seferde bir şey yapın.Do one thing at a time.
Bir seferde bir şey yapmaya çalış.Try to do one thing at a time.
Bir kerede çok fazla yemek yememelisin.You must not eat too much food at one time.
Bir seferde pek çok soruya cevap veremiyorum.I cannot answer so many questions at a time.
Keşke bir kez bir şey olabilsem.I wish for once I could be something.
Buradan bir kez ayrılırsan, tekrar dönemezsin.Once you leave here, you can't come back again.
Roma bir gün içinde kurulmamıştır.Rome was not built in a day.
Bir grup çete parayı çaldı.A group of gangsters stole money.
Bir araba son hızla geçti.A car passed by at top speed.
Bir araba evimin önünde durdu.A car drew up in front of my house.
Böylesine saçma bir hikayeyi sana kim anlattı?Whoever told you such a ridiculous story?
Acaba onu nasıl bildin?How on earth did you know that?
Bir mola alalım.Let's take a break.
Bir taşla iki kuş vurmak.To kill two birds with one stone.
Her şeyi bir tekneye koyarak riske atmayın.Don't risk putting everything in one boat.
Böylesine zor bir işten sonra yorgun olmalı.He must be tired after such hard work.
Çalışkan bir işçi olmasına rağmen fakir kaldı.He remained poor despite being a hard worker.
Ömrümün geri kalanını alsa bile senden intikamımı alacağım.I'll get even with you, if it takes me the rest of my life.
Bir buçuk asırlık bir karmaşadan sonra kraliyet otoritesi yeniden kuruldu.Only after a century and a half of confusion was the royal authority restored.
Yalnız bırakıldığında bebek ağlamaya başladı.Left alone, the baby began to cry.
Biri hariç hepsi mevcuttu.All but one were present.
Biri hariç tüm işçiler eve gitti.All the workers went home save one.
Biri öğretmen, bir başkası doktor ve diğeri bir gazetecidir.One is a teacher, another is a doctor, and the other is a journalist.
Yaşlı bir adam ağacın altında dinleniyordu.An old man was at rest under the tree.
Yaşlı bir adam konuşmamıza girdi.An old man broke into our conversation.
Yaşlı bir adam ortaya çıktı.An old man came along.
Bir görgü tanığı, on tane kulak misafirinden daha iyidir.One eyewitness is better than ten earwitnesses.
Bir baba 100'den daha fazla okul müdürüdür.One father is more than a hundred schoolmasters.
Bir adam onu ele geçirdi.A man overtook her.
Bir adam yaklaştı.A man drew near.
Bir adam bana geldi ve bir kibrit istedi.A man came up to me and asked for a match.
Sitede bir adam ortaya çıktı.A man appeared at the site.
Bir yolcu bayıldı ama hostes onu ayılttı.A passenger fainted, but the stewardess brought him round.
Bir kız kalabalığın arasından krala yaklaştı.A girl approached the king from among the crowd.
Bir çocuk caddeyi geçiyor.A boy is walking across the street.
Orada hıçkırarak ağlamakta olan bir kız çocuğuna rastladım.I found that there was a little girl sobbing.
Bir ağacın arkasından bir kadın çıktı.A woman appeared from behind a tree.
İş arkadaşlarından biri fısıldadı.One of his colleagues whispered.
Ön koltukta Amerikan tıraşlı bir öğrenci oturuyordu.A student with a crew cut was sitting in the front seat.
Küçük çocuk yalnız bırakıldığında yaramazlık etti.The little boy got into mischief when he was left alone.
Yalnız bırakıldığımda, bazen canım ağlamak istiyor.Left alone, I sometimes feel like crying.
Beni yalnız bırak.Leave me alone.
Beni rahat bırak.Leave me alone.
Kendi kendine bir kimono giyebilir misin?Can you put on a kimono by yourself?
Bir metroya tek başına binmek tehlikeli mi?Is it dangerous to take a subway alone?
Kendim gitmek yerine bir kurye gönderdim.Instead of going myself, I sent a messenger.