bi ile cümle

bi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Bir ya da iki gün içinde sana cevap vereceğim.I'll give you an answer in a day or two.
Lütfen birinci sınıf bir otelde bana bir oda ayırın.Please book me a room in a first-class hotel.
O, bir sınıf eylemidir.That's a class act.
Bir bakışta, çocuğun aç olduğunu anladı.At a glance, he knew that the child was hungry.
O, bir parça tebeşir aldı.He took out a piece of chalk.
Bir parça tebeşir aldı.He took out a piece of chalk.
Biri uzun ve diğeri kısa.One is tall and the other is short.
Birini tanıyorum da ötekini değil.I know one of them but not the other.
Biri kırmızı ve diğeri beyaz.One is red and the other is white.
Bir kitap ince, diğeri ise kalın. Kalın olanının yaklaşık 200 sayfası var.One book is thin. The other is thick. The thick one has about 200 pages.
O, bir taraftan raporumu methetti diğer taraftan onu eleştirdi.On one hand he praised my report, but on the other hand he criticized it.
Bir taraftan, hatalısın ama diğer taraftan onun için seni suçlayamam.On the one hand, you are wrong, but on the other hand, I can't blame you for that.
Bir adım atarsan, ölürsün.If you move a step, and you will be a dead man.
Tek bir adım atarsan ölürsün!Move a step, and you'll be a dead man!
Bir tek adım ve uçurumun üzerine düşeceksin.A single step, and you will fall over the cliff.
Bir sigara ister misin?How about a smoke?
Bazı bebekler bir yaşından önce bile yüzmeyi öğrenirler.Some babies learn to swim even before they are one year old.
Bir saniye dakikanın altmışta biridir.A second is a sixtieth part of a minute.
Bir kedi caddeyi koşarak geçti.A cat ran across the street.
Bir köpek ve iki kişi atlıyor.One dog and two people are jumping.
Yapılacak en iyi şey bir uzmanın onu onarmasını istemektir.The best thing to do is to ask an expert to repair it.
En yakın American Express ofisinin nerede olduğunu biliyor musunuz?Do you know where the nearest American Express office is?
Ben bir hafta için en ucuz arabanızı kiralamak istiyorum.I'd like to rent your most inexpensive car for a week.
Bir gecelik uykudan sonra daha iyi hissedersiniz.You will feel better after a night's sleep.
Biz çoğunlukla politika tartışarak bütün gece otururduk.We would often sit up all night discussing politics.
Suda bir gecede ıslanmış elbiseler ağırdılar.The clothes soaked in water overnight were heavy.
Bir gece için bizi misafir eder misiniz?Will you put us up for one night?
Bir gece için bizi ağırlar mısınız?Will you put us up for one night?
Ben bir akşamda bütün kitabı okudum.I read the whole book in one evening.
O, bir gecelik iyi bir uykudan sonra canlanmış görünüyordu.He looked refreshed after a good night's sleep.
Genel olarak konuşursak, haziran ayında burada biraz yağmur var.Generally speaking, there is little rain here in June.
Genel anlamda, Japonya'da bir garson iyi hizmet verir.Generally speaking, a waiter in Japan gives good service.
Genel olarak konuşulursa, bir kadın bir erkekten daha uzun yaşayacaktır.Generally speaking, a woman will live longer than a man.
Lütfen bana bir fincan süt ver.Please give me a cup of milk.
Lütfen bana bir bardak süt ver.Please give me a cup of milk.
Lütfen bana bir fincan süt verin.Please give me a cup of milk.
Bir fincan kahve kafamı aydınlattı.A cup of coffee cleared my head.
Bir içkiye ne dersin?How about a drink?
Ben size bir içki ısmarlayabilir miyim?Can I buy you a drink?
Bana bir şans verin.Give me a shot.
Sana bir içecek ısmarlayacağım.I'll buy you a drink.
Sana bir içki ısmarlayacağım.I'll buy you a drink.
Size bir içki ısmarlamama izin verin.Let me buy you a drink.
Bir içki ister misiniz?Want a drink?
Ben, yaklaşık bir yıl önce buradaydım.I was here about a year ago.
Kimse bir yılda israf ettiğimiz paranın miktarını belirleyemez.No one can determine the amount of money we waste in a year.
Bir yıl ya da benzer sürede İngilizceye hakim olmak imkansızdır.It is impossible to master English in a year or so.
Yılın bu zamanında bir sürü karımız var.We have a lot of snow at this time of the year.
Bir yılda dört mevsim vardır.There are four seasons in a year.
Kredini bir yılda kapatabilir misin?Can you pay off your loans in a year?
Soğuk nedeniyle yalnızca bir çalışma günümü kaçırdım ve masam kağıtlarla dolu.I only missed one day of work because of a cold and my desk is piled high with papers.
Bir tam günlük çalışmadan sonra bir bardak bira gibi bir şey yoktur.There is nothing like a glass of beer after a whole day's work.
Biz bütün gün deniz kenarında eğlendik.We enjoyed ourselves at the seaside all day.
Bir gün için bile, İngilizceden uzak kalmayınız.Do not stay away from English, even for a day.
Bir günlük izin alabilir miyim?Do you mind if I take a day off?
Bir gün izin alabilir misin?Can you get a day off?
Hayatın her günü tarihte bir sayfadır.Every day of thy life is a page in thy history.
Bir gün yirmi dört saattir.A day has twenty-four hours.
Gün hemen hemen bitti.The day is almost over.
Bir günde altı dersimiz var.We have six lessons a day.

İlgili Sayfalar